--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Yüzde 10’luk indirimi yok mu artıran!

Sedat Yılmaz
Sedat Yılmaz

Elâlem yüzde 1-2 enflasyon ve sıfır faizlerle medeniyetin nimetlerine koşup, hayatın tadını çıkarırken biz hâlâ içinde debelendiğimiz enflasyonun nedenlerini, niçinlerini ve çözümlerini tartışıyoruz!

Ne dersiniz, artık şu münakaşaları bıraksak da gerçek çözümleri ortaya koysak mı! Zirâ bizler enflasyonu, şunu bunu tartışırken tüketici fiyatları (TÜFE yüzde 24,52) ile üretici fiyatları (ÜFE yüzde 46,15) arasındaki fark 21,63 puan oldu… Makas ardına kadar açıldı! TÜFE, ÜFE’den yüzde 88 daha yukarıya çıktı. Hal böyleyken tedbirler alınsa dâhi enflasyonda hâlâ zirvenin neresi olduğunu bile kestiremiyoruz!

İş gücü veya finans kaynağımız ne kadar yüksek olursa olsun -ki o da kısıtlı- üretimde zâfiyetimiz ve zayıflığımız varsa zâten enflasyon baskısı altındayız demektir… Hakikatin haykırdığı şu: Yeterli ve gerekli üretime ulaşmadan enflasyonu sürdürülebilir şekilde düşürmenin imkan ve ihtimali yok!

***

Türkiye’de enflasyonun birinci sebebi; yerli üretimi terk edip ithalat ile enflasyonu düşürme çabası! Öncelikle bu anlayıştan âcilen vazgeçilmesi gerekiyor. Çünkü yüksek ithalat döviz ihtiyacını, döviz ihtiyacı döviz açığını, döviz açığı yüksek borçlanmayı, yüksek borçlanma yüksek faizleri beraberinde getiriyor. Söz konusu anlayış Türk Lirası’nda ağır kayıplara neden oluyor.

Nitekim, bu yıl kurdaki yüksek dalga boylarını bir kenara koyarsak, şu andaki durum itibariyle Türk Lirası; yılbaşından bu yana dolar karşısında yüzde 61 (2 Ocak’ta dolar 3,78 lira), avro karşısında yüzde 54 (2 Ocak’ta avro 4,54 lira) değer kaybetmiş!.. Stokçu ve fırsatçıların dışında, döviz kurunun enflasyona yansıması da Ekim ayı itibariyle yüzde 30’lar seviyesinde fiyat artışları şeklinde gerçekleşmiş ve hâlâ birçok üründe zamlar kapıda bekliyor!

İşin özeti, Türk Lirası’nda değer kayıplarını önleyemediğimiz sürece, yüksek enflasyon ve yüksek faizlerle yaşamak zorunda olduğumuzu bilmemiz lâzım. Zirâ Türk Lirası’ndaki değer kayıpları; başta enerji ve dayanıklı tüketim malları (ömrü bir yıldan daha fazla olan mallar, çamaşır makinesi, buzdolabı, tv, mobilya gibi…) üzerindeki ithalat fiyatlarını artırıyor, işlenmiş veya işlenmemiş gıda fiyatlarını yukarı yönlü baskılıyor…

Yani olay yeni bir şey değil! Benim bildiğim 50 yıl, geriye doğru 70 yıl aynı enflasyon filmini izleyip duruyoruz! Çâreler üretemiyoruz!

***

Nisan 2017 rakamlarına göre TÜFE’nin yüzde 11,72, ÜFE’nin yüzde 15,26 olduğu –ki Mayıs 2017 enflasyonu da TÜFE’de yüzde 11,87, ÜFE’de yüzde 16,37 olmuştu- dönemde, 30 Nisan 2017 tarihindeki “Enflasyona âcil eylem plânı!” başlıklı yazımda “…Haydi faizi, işsizliği bıraktık, enflasyona âcil eylem gerekmiyor mu?” diye sormuşum… Ardından yine 3 Mayıs 2017 tarihli “Haydi enflasyonu düşürme seferberliğine var mısınız?” başlıklı yazımda “Hiç enflasyonda seferberlik mi olurmuş!” tepkilerine aldırış etmeden şu ifadeleri kullanmışım:

“Enflasyonla mücadele, hükümet dâhil tüm vatan evladının vazifesi... Bırakınız, TCMB Türk Lirası’nın iç ve dış değerini korumak için gerekli tedbirleri alsın... Yabancı paralar ile altın karşısındaki muadeletini tespit etmeye yönelik kur rejimini belirlesin. Para politikasını yönetsin. Ama bir zahmet herkes de elini taşın altına koyuversin... Haydi enflasyonu düşürme seferberliğine var mısınız?.. İşte meydan, buyrun!..”

Merkez Bankası’nın müdahalelerinde geç kalması gibi “enflasyonla mücadele”de de sonradan aklımız başımıza gelmiş! Enflasyon yüzde 11’lerdeyken “Nasıl olsa bunu tekli rakamlara çekeriz” diyerek rehavete kapılmışız… TÜFE yüzde 24, ÜFE yüzde 46 ile kapımızı çalmadan uyanamamışız! Çarşı - pazar yüzde 30’lu seviyelerde zamlandığında ise iş işten geçmiş!

***

Gelinen noktada dün Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, “Enflasyonla Topyekûn Mücadele Programı”nı açıkladı. Programın omurgası her şeye yüzde 10 indirim… Ete, süte, süt ürünlerine, yüksek faizli kredilere logolu amblemlerle yüzde 10 indirim çağrısı yapılıyor…

Başka… Zincir marketler de 50 üründe 2 ay boyunca yüzde 10 indirim uygulayacak! Yıl sonuna kadar doğalgaz ve elektriğe ayrıca Çaykur ürünlerine de zam yok…

Dahası var mı, elbette! İşletmelerin Türk Lirası cinsinden kredilerine yüzde 14’e kadar destek verilecek. KOSGEB borçluları 3 ay daha rahatlatılacak. Makine ve teçhizat yatırımına yüzde 25 ilave destek ve yerlileştirme programına 1,5 milyar liralık yatırım desteği sağlanacak… Bu kadar!..

Fakat görüntü şu; yüzde 10’luk indirimler de dahil program sanki biraz inşaatçıların “Türkiye İçin Kazanç Vakti” kampanyasına benziyor…

Pardon unuttuk… “Enflasyonla Topyekûn Mücadele Programı”nda bir şey daha var…

Yüzde 24’lük enflasyon ortamında maaşlılar, ücretliler, dar gelirliler enflasyona ezdirilmeyecek… Açıklanmış bir şey yok ancak demek ki ücretlere en az yüzde 24 zam yapılacak!

Programın nasıl işlediğini bekleyip göreceğiz!

Madem enflasyon seferberliğine çıktık… En önemlisi fırsatçısını, stokçusunu da hesaba katarak piyasaya düşen yüzde 30’luk zamları halka hissettirmemek değil mi?

Hükümet yüzde 10 ile başladı… Şimdi sıra üretende, aracıda, simsarda, satanda, çarşıda, pazarda!

Şimdi zam yapanlar, bizahmet hükümetin yüzde 10’luk indirimi üzerine “Yok mu artıran” diyerek yüzde 10, 15, 20 hatta yüzde 25 indirim yapıversinler de endamlarını görelim!

 

Sedat Yılmaz Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle