--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Yükselen enflasyon ve faize kesin çözüm!

Sedat Yılmaz
Sedat Yılmaz

Enflasyonda kafa karışıklığını hâlâ giderebilmiş değiliz... Türkiye’nin fiyatlama gerçeği kur – enflasyon - faiz üçgeninde yatıyor.

Türkiye’de yaşanan enflasyonun mahiyeti nedir? Enflasyonun yükselmesinde etkenler; kur mu, faiz mi, üretim maliyetleri mi, yerli üretim düşüklüğü mü, para hacminin genişlemesi mi, kredi büyümesi mi, başta enerji olmak üzere ithalat girdi fiyatlarının artması mı, yoksa arzın üzerinde aşırı talep mi, ya da Türkiye’nin toplam büyümesinde tüketimin yüksek olması mı, hangisi?..

Madem Türkiye’nin ekonomideki en önemli meselesi enflasyon… Madem enflasyon düşürülemeden ekonomi dengeye oturamıyor… O halde ne yapacağız da, özellikle son yıllarda yükselen enflasyona çare bulacağız?.. Merkez Bankası’nın para politikalarına mı sarılacağız veya para politikaları dışında reel çözümlere mi odaklanacağız?

Malumunuz, 2017 Kasımı’nda gördüğümüz yüzde 12,98’lik tüketici enflasyonu yüzünü geçen ay Mayıs’ta tekrar gösterdi. Mayıs ayı tüketici enflasyonu yıllık yüzde 12,15, üretici enflasyonu da yüzde 20,16 gerçekleşti. Ardından faiz artırılarak kur ve enflasyona hamle geldi. Aylardır tüketici enflasyonundan daha fazla artan üretici enflasyonu gerçek fotoğrafı ortaya koyuyor…

Merkez Bankası’nın önce 300, ardından 125 baz puanlık faiz artışına rağmen enflasyonun yaz aylarında da terleteceği gözleniyor. Biz başka ifadeyle, 25 Nisan öncesinde ortalama fonlama faizi yüzde 12,75 seviyesindeyken bugün bu oran politika faizi olarak yüzde 17,75seviyesinde… Reelde 500 baz puanlık faiz artışının gelecek aylarda enflasyon üzerinde nasıl etki yapacağını hep birlikte göreceğiz… Fakat 100 baz puanlık faiz artışının reel sektöre 10,5 milyar liralık bir yük getirdiği düşünüldüğünde oluşan 52,5 milyar liralık yükün halka da enflasyon olarak yansıyacağı bir realite.

***

Merkez Bankası 5 Haziran’da yayınladığı Fiyat Gelişmeleri Raporu’nda zaten durumu açıkça anlatıyor… Rapora göre, Türk Lirası’ndaki birikimli değer kaybı başta dayanıklı tüketim malları olmak üzere temel mal grubu enflasyonunu olumsuz yönde etkilemeye devam ediyor. Tüketici fiyatları üzerindeki üretici fiyatları kaynaklı maliyet baskısı giderek artıyor…

Rapordan anlaşılan, enflasyonun beslendiği ana kaynak kur… Türk Lirası değer kaybettikçe - ki yılbaşından bu yana oluşan kayıp yüzde 15’i geçti - enflasyon, daha doğrusu maliyet enflasyonu tüketici enflasyonunu da etkileyerek yükseliyor.

Hâli hazırda Türkiye şartlarında enflasyonun talep merkezli olması zaten beklenemez. Çünkü dolaşımdaki para belli, vatandaşın cebindeki para belli, harcamalar belli… Demem o ki, havucu, limonu, patatesi, soğanı zam şampiyonu yaparak enflasyon artışlarında halkı sorumlu gibi göstermek yanlış algı üretmekten başka bir şey değil!

Mesela, bazıları da istihdamda ücret artışlarının enflasyona sebebiyet verdiğini iddia ediyor. Türkiye’de ücret artışları; belki son 20 senedir enflasyonu bile aşamadı, hatta enflasyonun altında seyir izledi. Dolayısıyla doğruluk payı hiç yok. Burada önemli bir noktayı dikkatinize sunuyorum… Malumunuz, ücret artışları gelecek ayların enflasyonuna göre ayarlanmıyor. Ücretler, geçmiş ayların enflasyonuna bakılarak artırılıyor. Demem o ki, ücret artışı enflasyon yapmaz!

***

Maliyet enflasyonu tarafına baktığımızda ise, burada etkenler oldukça fazla… Sözü üretimde girdi maliyetlerine getirdiğimizde karşımıza; enerji maliyetleri, kira, vergiler, finansman giderleri yani faiz ödemeleri, hammadde, ara malı, sermaye malı fiyatlarındaki artışlar ve yerli paranın değer kaybı çıkıyor.

Demek ki, agresif faiz artışı maliyet enflasyonu için gerçekleştirildi. Merkez Bankası maliyet enflasyonunu tek başına çözebilir mi? Hayır… Bu faiz artışına karşılık piyasa düzelir mi?.. Bakacağız… Peki Merkez Bankası’nın son hamlesi doğru bir karar mı?.. Onu da gelecek aylar gösterecek… Ama kanaatimce doğru değil! Sadece kısa vadeli muvakkat bir çözüm…

Çünkü enflasyon, Merkez Bankası’nın son raporunda açıklandığı gibi üretimden kaynaklanıyorsa, yani maliyet enflasyonu almış başını gidiyorsa asıl bunu doğuran sebepleri ortadan kaldırmak gerekir. Sebepler ortada… Üretim, mal ve sermaye cinsinden dış kaynaktan besleniyor. Buna bağlı cari açık artıyor!

***

Enflasyon oyunlarında sektörel bazda ithalat yapısını iyi incelemek gerekiyor. İthalatla yurt içindeki tüketim ucuzlatılıp fiyat artışları önlenmek isteniyor. Gerçekte bu kısa vadede doğru bir çözüm. Ama uzun vadede asla! İthalat uzun vadede, yerli üretimde gerileme ve yerli mallarda fiyatların artması demek. Bugün gıda, giyim ve ulaştırma gibi sektörlerde yaşadığımız pahalılığın sebebi bu. Ayrıca maliyet enflasyonu ile talep enflasyonu arasındaki geçişgenlik de yanan ateşi sürekli büyütüyor.

Bilinen bir gerçek var… Eğer bir ülkede maliyet enflasyonu genele yayılmışsa, faizleri artırdığınızda enflasyon daha da yükselir. Neticede faiz de maliyette ciddi bir unsur... Çünkü üretimde vazgeçemediğiniz dış finansman ihtiyacınız varsa yüksek kur veya yüksek faizden borçlanmak zorundasınız.

Sözün özü, yerli üretimi destekleyip cari açığı düşüren ve dış finansman ihtiyacını azaltan önlemler, enflasyon ve faiz sorununa kesin çözüm olarak ayan beyan ortada…

 

Sedat Yılmaz Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle