Yapısal işsizliğin sebebi üretim açığı!
İstihdam projeksiyonunda ekonomideki 2 ikiz açığı, daha doğrusu toplamda dördüz açık dediğimiz konularda pencereler açmayı sürdürüyoruz. Temel amacımız onu, bunu karşımıza almak, eleştirmek, yermek veya belli grup ve kesimlerin yanında yer almak değil, ülkedeki sorunların milletin menfaatine çözülmesine katkı vermek…
Cari açık yani döviz açığı, bütçe açığı, tasarruf açığı ve üretim açığının ekonomiler için can damarı niteliği taşıdığını, söz konusu dördüz açığın ülkeleri nasıl zor durumlara düşürdüğünü geçen yazılarımda benim anlatabildiğim, sizlerin anlayabildiği şekilde farklı başlıklar altında izah etmeye çalışmıştım. Hâlâ izah konusunda farklı metot ve yollarla okurlarımıza bir şeyler sunabilmenin gayretinden uzaklaşmış değilim…
Genel fotoğrafa bakacak olursak dünya; çalışma hayatında özellikle 1990’lı yıllardan bu yana sürekli artış eğilimindeki işsizliğin ve özellikle de yapısal işsizliğin sancılarını çekiyor. Başta sektörel değişimler, teknolojik gelişmeler, eğitimde ülke gerçeklerine uymayan uyum dışı aktivasyonlar, üretimi geri planda tutan serbest piyasa mantığı ile paradan para kazanma yani kağıt ekonomisinde farklı ve cazip enstrümanların ekonomiye olan hakimiyeti ve bu ivmeyle oluşan krizler ülkelerde yapısal işsizliğin giderek artmasına sebep oluyor.
Dünyada işsizliği artıran ve yapısal hale getiren sebebin piyasa veya market ekonomisi olduğunun altını çizmekte fayda var. Market ekonomisiyle kazanılan sermayenin kaçta kaçının reel sektöre ulaşabildiği, ulaşsa da üretim kesimini ne kadar borçlandırdığı bugün bilinen bir gerçek… Reel sektör bilançolarında dahi gözlenen üretim dışı gelirlerin çokluğu, aslında işsizliğin gelecek zamanda da giderek daha artacağını öngören en önemli göstergeler.
ÜRETİM AÇIĞI İSTİHDAMIN FOTOĞRAFI
Konu biraz belki ağır kaçacak ama, mevzuun önemine binaen, üretim ve işsizliği körükleyen, çözülemediği takdirde yapışkan diğer bir ifadeyle kronik hale getiren üretim açığına biraz daha değinmenin faydalı olacağı kanısındayım.
Ekonomide fayda oluşturma faaliyetine üretim, üretim sonucu ortaya çıkan ürüne de çıktı deniyor. Aslında üretime direkt olarak çıktı demek de mümkün.
O halde üretim açığı veya çıktı açığı nedir, diye sorulduğunda hakikaten ülkedeki ekonomik sorunlarla yüz yüze geliyorsunuz… Evet, üretimin kontrolsüz talebe, enflasyonist baskıya sebep olmadan erişebileceği en yüksek seviyeye, o ülkenin potansiyel üretimi veya potansiyel çıktısı deniyor.
Bir de potansiyelin dışında oluşturulan fiili üretim var. Potansiyel üretim ile fiili veya reel üretimi birbirine kıyaslayıp fark bulunduğunda üretim açığı (çıktı açığı) ortaya çıkıyor…
Yani istihdamın durumu, potansiyel üretim ve fiili veya reel üretim farkından bulunabiliyor. Aynı zamanda bu ölçümleme ile yapısal işsizliğin olup olmadığı da test edilebiliyor.
PARA VE MALİYE POLİTİKALARININ
PUSULASI
Konuyu biraz daha özetleyeyim… Gerçek potansiyel üretiminizi ölçtüğünüzde; para politikasında enflasyonist baskıyı tespit edebiliyorsunuz… Merkez bankaları için talep kaynaklı enflasyonist baskıları anlayabilmek ve öngörebilmek adına üretim açığı gerçekten iyi bir gösterge… Maliye politikasında, bütçe açığınızın nereye gideceğini tahminler kolaylaşıyor. Gelirler politikasında, ücret ve gelir transferi konularına hakim olabiliyorsunuz… İşgücü piyasasında, yapısal işsizliğin tespiti ve işsizlikle mücadele politikalarını oluşturabiliyorsunuz… Son olarak genel manada makro ekonomik kurgulamada doğru politikalar üretebiliyorsunuz… Şayet üretim açığınız varsa, Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’da (GSYH) da açık veriyorsunuz, demek oluyor…
Mesela pozitif üretim açığına sahipseniz, talep fazlalığı sebebiyle ekonomideki kapasitenin üzerinde çalışıldığı yorumu yapılıyor. Bu durum enflasyonu artırıcı bir gelişme oluyor. Ona göre tedbir alıyorsunuz. Şayet negatif üretim açığıyla karşı karşıyaysanız, o zaman da talebin zayıf kaldığı veya arz fazlalığı bulunduğu ya da atıl kapasite olduğu anlaşılıyor. İstihdam başta olmak üzere makro dengelerinizi bu ölçüye göre düzenleyebiliyorsunuz…
İTHALAT, ÜRETİM AÇIĞININ
NET GÖSTERGESİ
Peki üretim açığı nasıl tespit ediliyor? Reel ölçümleme o kadar kolay değil. Üç yol var… İlki üretim fonksiyonu… İkincisi filtreleme… Sonuncusu anketleme usulü ki kapasite kullanım oranlarıyla da üretim açığı tespit edilebiliyor…
Tabii bunlar teknik konular… Genel manada, anlaşılacak şekilde, şayet siz ihtiyacınızı, yani talebinizi üretmek yerine ithalatla karşılıyorsanız, üretim açığınız zaten ayan beyan ortada. Ya da ülke içinde veya yurtdışında oluşan talebi, arzınız karşılayamıyorsa yine üretim açığınız var anlamına gelir. İşte böyle ortamlarda üretim açığınızı bulup makro ekonomik dengelerinizi ona göre kurgulamanız gerekiyor.
Sanayide genel kapsamlı envanter eksikliği, üretim açığına sebep olan en önemli özelliklerden. Dolayısıyla üreten piyasa ile emek piyasası tam manasıyla buluşturulamadığından sanayide de işsizlik sorun olarak ortaya çıkıyor. Hele hele tüm sektörler için söylüyorum; kalifiye eleman ihtiyacından doğan işsizlik ise hat safhada.
Yine tarımda üretim açığının en çok gözlendiği kırmızı et, buğday, pamuk gibi ürünlerde Türkiye’nin ithalata yöneldiği bir gerçek. Söz konusu alanlarda üretim açığını kapatmak için istihdam planlaması yapılabilse, yeni politikalar oluşturulabilse işsizliğin önlenmesine ciddi katkı sağlayacağı tartışılmaz…
İşsizlik fonunun işsizlik maaşı ödemeleri ve eğitim giderlerinin yanında odaların kullanımına da açılması, beraberinde orta ve uzun vadede üretim açığının makro ekonomik dengeleri sağlayacak şekilde belli bir yere getirilmesi kronikleşen işsizliği de en azından yapışkanlıktan kurtaracaktır diye düşünüyorum…


