Ülkeyi sorunlardan çekip çıkaracak ‘hap’ öneriler!
Ülke ekonomilerinin gidişâtında ödemeler dengesi ile bütçe gerçekleşmeleri önemli ikiz datalar. Ödemeler dengesi ile bütçeniz, “kırılgan mısınız, değil misiniz” size net bilgi verir. Şayet ikiz açık veriyorsanız CDS’leriniz (credit default swap) ciddi etkilenir! Dövizde, tahvilde ve diğer piyasa enstrümanlarındaki harekette de CDS baskısını açıkça hissedersiniz.
CDS’lerimiz bugün 377’nin üzerinde hareket ediyor. Tabii ki yüksek! Meselâ CDS’ler piyasalarda satıcılı hareketlerle 4 Aralık günü 405 ile zirve yapmıştı. CDS, kredi riskinin devredilmesi, daha açık tarifle kredi temerrüt sigortası demek… Tahvillerin ödenmesinde risk ne kadarsa CDS primleri o kadar yükselir veya düşer.
Dolayısıyla başta dış ticaret ve bütçe dengemiz normal olmalı ki ekonomide istikrara kavuşabilelim! İkiz datalara şöyle bir bakalım… Son durum ne?
Ekim 2018 itibariyle ödemeler dengemiz ihracatın artması, ithalatın düşmesiyle aylık bazda 2,77 milyar dolar fazla verdi… Bu fazla veriş üst üste 3’üncü kez gerçekleşiyor… Böylece 12 aylık cari açık 39,4 milyar dolara geriledi. Yılsonu hedefi 36 milyar dolar diye düşünülüyor.
2018 yılı başında 57-60 milyar dolar cari açık beklenirken bu seviyelere inmek elbette başarı, inkâr edilemez. İnşallah aylık gibi yıllık bazda da fazlaya geçeriz ki bunu yapabilecek şu anda bile kapasitemiz ve gücümüz var. Geçen yazılarımda bununla ilgili uzun uzun bahsettim.
***
Tabii sadece cari açığın aşağı çekilmesi işi çözmüyor. İkizlerin diğeri bütçe açığı… Burayı da sağlamlaştırmak gerekiyor. 2018 yılbaşında 65,9 milyar lira olarak öngörülen merkezi yönetim bütçe açığının yılsonunda 72,1 milyar liraya çıkması hedefleniyor. Maamafih, bütçe, cari denge gibi pozitif görüntü vermiyor.
2017 yılı Ekim ayında 3,3 milyar lira açık veren bütçenin 2018 yılı Ekim ayındaki açığı 5,4 milyar lira... 2018 yılı Ocak-Ekim dönemindeki açık 62,1 milyar lira. Şu anda açığın GSYİH’e oranı yüzde 1,7. Yılsonu muhtemelen oran yüzde 2’lerin üzerine çıkacak.
Maastricht kriterlerine göre, bir ülkenin bütçe açığı GSYİH’inin yüzde 3’ünü geçmemeli…
Ancak kriterler, üye bir ülkede uygulanan uzun vadeli faiz oranları 12 aylık dönem itibariyle fiyat istikrarı alanında en iyi performans gösteren diğer üye 3 ülkenin faiz oranı ortalamasını 2 puandan fazla aşmamalı da diyor… İşte burası bize ters… Hem de ders!.. Çünkü faiz oranları bizde çok yüksek!
Bütçede hedefler doğrultusunda aşırı şaşmalar olmamasına karşılık asıl düşündürücü şey açığın son dönemde hızlı artışı ve enflasyonun yüksekliği. Çünkü yüzde 10,8’den yüzde 16 beklentiye yükselen deflatör de hiç hayırlı şeyler göstermiyor. Büyüme düşerken ikiz açıkların gölgesinde enflasyonun yükselmesi tabloda bir slumpflasyon ve stagflasyon işareti veriyor.
Bütçede diğer dikkat edilmesi gereken taraf faiz dışı fazla… Yani bütçe, faiz ödemelerinden sonra ne kadar fazla oluşturabiliyor, ona bakılmalı! Görünen o ki, son rakamlara göre bütçeden faiz ödemelerine daha fazla pay ayrılıyor… 2018 bütçesinin ilk 10 ayında oluşan faiz dışı fazla sâdece 2,6 milyar lira. Bu rakam 2016 yılında 21 milyar, 2017 yılında ise 9,3 milyar liraydı.
***
Tabii stagflasyon ciddi bir süreç… Ama bir ekonomiye de hemen stagflasyon demek kolay değil. Üç durumun bir arada bulunması lâzım... Mâlum süreçte işsizlik artar… Büyüme yerinde sayar… Enflasyon yükselir. Dolayısıyla böyle bir ortamda bir yandan enflasyonla mücadele, diğer yandan ekonomiyi canlandıracak plânlı, programlı, projeli eylemler ve politikalar gerekir. Ancak birbiriyle çatışan bu politikaları yürütmek de adamı zorlar!
Türkiye için de “Stagflasyon yaşıyoruz” demek henüz erken… Belki işsizlik yüzde 11, son çeyrek büyüme yüzde 1,6, enflasyon da tüketici fiyatlarında yüzde 21,62, üretici fiyatlarında yüzde 38,54 ama çıkış noktasında bir ışık da görünmüyor değil.
Yüzde 1,6’lık büyüme ve son çeyrekte eksi beklentiyi düşündüğümüzde söyleyebileceğimiz şey “slumpflasyon”… Yüksek enflasyon içinde küçülme hâli… Yani Türkiye önceki yıllar enflasyonla büyürken, şimdi yüksek enflasyonla küçülüyor. 2001’de de aynısını gördük. Yüzde 5,7’lik küçülme yaşarken yüzde 54,4 tüketici enflasyonu, yüzde 61,6’lık üretici enflasyonu ülke ekonomisini çıkmaza itmişti…
Ekonomide “dengeleme” süreci devam ederken slumpflasyon ile birlikte stagflasyona gitme ihtimali olan sürece kanaatimce müdahale şart! Düşen büyüme, yüksek enflasyon ve işsizlik ortamında tek çözüm dengeli uygulamalar… Burada da asıl bakılması gereken nokta; ülkenin ekonomik gücü ve bu gücü kullanma becerisi… Diğer taraftan olumsuzlukların olumluya çevrilmesinin öncelikli yolu da yine beklenti politikalarının iyi işletilmesi…
Keynesçi, Monetarist veya heterodoks politikalar çerçevesinde maliye politikalarına yönelik iyileştirmeler, vergi indirimleri, teşvikler, destekler ve kamu harcamaları çarkları döndürmede faydalı olabilir. Ama asıl sorunu çözecek, ülkenin “sevgiyle ve aşkla” işletilmeyi bekleyen kaynakları…
İnsan kaynağı, yerüstü ve yeraltı kaynakları… Tarım, sanayi, teknoloji, hizmet, turizm, üretme ve pazarlama… Ve en önemlisi yapısal reformlar…
Hepsi ülkeyi ekonomik sorunlardan kolayca çekip çıkarabilecek aydınlık mahreçler ve reçeteler!


