--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Türk milleti istediği sistemi oylayacak

Sedat Yılmaz
Sedat Yılmaz

Bir ülkenin canı ve can suyu yapısal reformlar ile beraberinde gelecek yatırımlardır.

O devletin ne kadar yaşanabilir bir ülke ve ne kadar yatırıma açık olduğu; hukuki düzenlemelerinin uluslararası standartlara uygunluğu başta olmak üzere, öncelikle güvenlik ve ardından kazanç ile verimlilik mekanizmalarından anlaşılır.  

Yapısal reformları alt satırlara bırakarak ekonomi alanında yatırımın ne demek olduğunu kısa bir şekilde özetlemek istiyorum. 

Ekonomide iki yatırım şekli var. Biri doğrudan yatırımlar, diğeri de portföy yatırımları...

Yerli veya yabancıların kendi adına işletme açması, herhangi bir şirkete ortak olması veya şirket satın alarak o ülkede ticari faaliyette bulunması doğrudan yatırımlar şeklinde ifade edilirken para ve sermaye piyasalarına yapılan girişlere portföy yatırımları deniyor. 

Özetle yatırımın röntgeni bu… 

Ancak yerli veya yabancı yatırımın çekilmesi, o ülkenin yatırım ortamının sağlıklı olmasıyla da doğru orantılı olduğu unutulmamalı...

YAPISAL MANZARA ÇOK ÖNEMLİ 

Yatırım işi de öyle basit bir olay değil. Çok sayıda analizlerden sonra yatırıma karar veriliyor. Yatırımcı, öncelikle sağlıklı ve sürdürülebilir bir ortam istiyor. Hemen o devletin hukuki, siyasi, sosyal, ekonomik yapısına bakıyor ve dünya ile uygunluğunu ölçüyor. 

Kısaca siyasi alan başta olmak üzere devletin yapısal manzarası elekten geçiriliyor.

İncelemeler sonucunda yatırımcı şikayetleri ne kadar fazlaysa o sistem için yapısal reform ihtiyacının o kadar yüksek olduğu ortaya çıkıyor. Durum bu...

Her devlet ve kuruluşun elbette bir sistemi var. Ancak bu sistem ne kadar uluslararası standartlara uygunsa sürdürülebilirlik vasfınız da o kadar güçlü oluyor. 

Zaten yerli ve yabancı yatırımcının tek gözlem ve inceleme yaptığı yer de burası. 

ŞOKLARA DAYANABİLİYOR MUSUNUZ

Tabi bu yapısal reformlar sadece devletle sınırlı değil. Şirketleri de ilgilendiriyor.

Şirket, işletme veya bir kurum, uzun soluklu geleceğe yürümek istiyorsa yapısal reform konusunda kendini test etmesi gerekiyor.

Nedir bu yapısal reformlar… Şöyle… 

Bir sistemin daha verimli, daha katma değerli çalışabilmesi ve oluşabilecek şoklara karşı dayanıklı hale gelebilmesi için yeniden yapılandırılmasına yapısal reform deniyor. 

Mesela normal zamanlarda bütçeniz veya cari yapınız fazla verebilir. Hatta o anda yatırımcı için çok cazip de olabilirsiniz. Büyümeniz de istenilen şekilde gerçekleşebilir. Elinizdeki sermaye, para da erimeyebilir… Ancak bir kriz ortamında söz konusu dengeleriniz alt üst oluyorsa, sizin mutlaka yapısal reform check-up’ına girmeniz şart gibi görünüyor.

YENİ BİR YOL HARİTASI

Yapısal reformları siyasi, sosyal ve ekonomik ana başlıklarıyla ifade ederken, tabi ki önce siyasi reformlardan bahsetmemiz gerekiyor. Çünkü ülkenin ve beraberinde şirket ve kurumların her alanda sürdürülebilir ve gerçekçi bir yola girebilmesinin olmazsa olmazı, siyasi reformlar… Siyasi reformlarını gerçekleştirebilen bir ülke sosyal ve ekonomik reformlarını da rahatlıkla hayata geçirebiliyor ve yapacağı reformların önünü açabiliyor. 

Anayasa değişikliği, demokrasi, yaşama ve düşünce özgürlüğü, hoşgörü ve kişi haklarının korunması hep siyasi reformların içinde yer alan öncelikli unsurlar.

Türkiye bugün yönetimde yeni bir sistem için sandık başına gidiyor. 

Türk milleti aslında yapısal reformların kapısı önünde geçmişini sorgularken geleceğini de resmen şekillendirmeye çalışıyor. 

Evet, millet, istediği sistemi oylayacak. 

Türk milleti referandum sonucunda yönetimiyle ilgili en doğru kararını verecek ve kendine yeniden bir yol haritası çizecek...

 

Sedat Yılmaz Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle