Ticareti kolaylaştıran başkan olmak istiyor!
Firuz Barbaros Bağlıkaya bu yıl Şubat ayında Türkiye Seyahat Acentaları Birliği’nin (TÜRSAB) yeni başkanı olarak Başaran Ulusoy’dan görevi devraldı. Bağlıkaya, şimdi el atılması gereken tüm âcil sorunları masaya yatırıyor.
Evet, geçen Çarşamba gününden kalan yazımıza devam ediyoruz…
TÜRSAB, hac ve umre seyahati dâhil yurtiçi veya yurtdışı tur düzenleyen firmalarla birlikte uçak bileti, yerli veya yabancı havalimanı ile konaklama yeri arasında yolcu transferi ve paket tur hizmeti veren acentelerin üye olduğu büyük bir yapı…
Başkan Bağlıkaya bugünlerde 1972 yılında yürürlüğe giren ve 2007 yılında bazı maddeleri değişen 1618 sayılı Seyahat Acentaları ve Seyahat Acentaları Birliği Kanunu’nun güncellenmesi için faaliyetlerini hızlandırdı... Başkan’ın 1618 sayılı kanun ile ilgili şikâyeti; sektörün sorunlarını çözmekten uzak, turizmdeki gelişmelere kapalı ve seyahat acentelerinin önünü tıkadığı şeklinde.
Bağlıkaya, birlik üyelerine kanunla ilgili görüşlerini soruyor, temaslarda bulunuyor, bilgilendirme toplantılarına katılıyor… Başkan, TÜRSAB’ın yeni önerilerinden oluşan kanun değişikliği ile ilgili metni 30 Ekim’e kadar tamamlamak niyetinde! Bittiğinde çalışma, bakanın önüne konacak!
Zirâ Başkan’ın seçilmeden önce sektöre yönelik verdiği vaatler var… En çarpıcı olanlarından ilki TÜRSAB üyelerinin menfaati dışında hiçbir faaliyete girişilmeyecek… İkincisi birlik, havayolları karşısında güçlü hâle getirilecek… Ve üçüncüsü hac ve umre turizmi yapan şirketler bu zamana kadar yaşadığı zorlukları, bundan sonra yaşamayacak...
***
Başkan’ın üçüncü vaadinden başlayayım… Bağlıkaya diyor ki, “Hac ve umre, her ne kadar dini bir seyahat olsa da neticede seyahattir ve seyahat acentelerinin işidir ama öncelikle TÜRSAB’ın elini hac ve umre firmalarının cebinden çıkarmak istiyoruz… Hacda uygulanan yüzde 40 – 60 kota oranının acenteler lehine iyileştirilmesi için mücadele vereceğiz ve ek kontenjanları firmalar arasında eşit dağıtacağız… Vize sorunlarını çözeceğiz. Acente olmayan firmaların bu işi yapmasına kesinlikle müsaade etmeyeceğiz…”
Başkan’ın demek istediği şu… TÜRSAB’a verilen vizeler asla satılmayacak… Hediyelik eşya ticareti ile uğraşılmayacak. Yemek ve servis gibi akçeli işlere girilmeyecek… Hac ve umre firmalarının tur onay yazısı alma zorunluluğu kaldırılacak… Hizmet bedeli, teminat mektubu ve sigorta dayatmalarına son verilecek… Suudi Arabistan’dan uzun süreli vize almak için çalışma başlatılacak… TÜRSAB’ın hac ve umre komitesi etkin hale getirilirken birlik üyelerinin, Bakanlıklar arası Hac ve Umre Kurulu’nda temsili sağlanacak…
Tabii, başkan Bağlıkaya boşuna bağırıp çağırmıyor… Şu anda bahsi geçen konularla ilgili TÜRSAB’ın başında Rekabet Kurumu’nun açtığı bir soruşturma var…
Hac ve umre seyahati düzenleyen acentelerin tur öncesi yaptırmak zorunda olduğu paket tur sigorta poliçesini kendi iştiraki olan bir teşebbüsten almayı zorunlu kıldığı, hizmet bedeli adı altında tahsil edilen miktarı bazı acentelerden almayarak ayrımcılığa sebebiyet verdiği, Suudi Arabistan’daki taşıma/servis ve yemek hizmetinin de kendisi tarafından belirlenen teşebbüslerden satın alınmasını şart koştuğu gerekçesi dâhilinde 4054 sayılı Kanun’u ihlal ettiği iddiasıyla TÜRSAB 3 Ekim’de Rekabet Kurumu’na sözlü savunma verecek… Rekabet Kurumu’ndan çıkacak sonucun 1618 Sayılı Kanun’a da ne derece etki edeceğini merak etmiyor değilim!
***
Başkan Bağlıkaya’nın ikinci vaadi de havayollarına yönelik… “Havayollarının hizmet bedelsiz ya da düşük hizmet bedeli ile bilet satışı yapmasını engelleyeceğiz… Hizmet bedellerine enflasyon oranında artış yapılmasında zorlayıcı olacağız… Hiçbir havayolu, seyahat acentelerinden daha ucuza bilet satamayacak… Havayollarının global fiyat uygulamalarından vazgeçmesi için mücadele edeceğiz. Kampanya ve promosyonlar dahil bilet satışlarında seyahat acentelerini etkin kılacağız…” diyerek ilk vaadini de tekrarlayıp seyahat acentelerini sırtında taşıyan bir birlik oluşturacaklarını ve TÜRSAB’ı ticaret yapan değil, üyelerinin ticaretini kolaylaştıran bir kurum haline getireceklerini dile getiriyor.
Haydi hayırlısı diyoruz…
Aynı konudan hac ve umre firmaları da muzdarip... Firmalar döviz fiyatlarının arttığı dönemde hava yolu şirketlerinden kutsal topraklar için bilet fiyatlarının daha uygun hâle getirilmesini bekliyor.
Seyahat operatörü Elçi Tour’un Yönetim Kurulu Başkanı Tahir Başarır, maliyetlerin arttığı böyle bir ortamda turizmin gelişmesi için iş ortağı sayılan her müessesesinin birbirine yardımcı olması gerektiğini söylüyor. Diyanet’te hacı kayıt süresinin 10 gün olduğuna dikkat çeken Başarır, özel sektör tur acentelerinin kayıtta zamansızlık sebebiyle ciddi sıkıntılar yaşadıklarını belirtiyor.
Firmaların bugün işin hamallığını yaptığını ifade eden Tahir Başarır, tur operatörlerinin hacca gideceklere ulaşmada alt firmalara kişi başı büyük paralar ödediğini, söz konusu tutarın yıllık toplamda 15 milyon doları geçtiğini, yaka kartı, hizmet bedeli, sigorta, uçak, konaklama, transfer ve yeme-içme giderleriyle birlikte firmaların kutsal hizmeti zorlukla icra ettiklerine vurgu yapıyor.
Tahir Başarır’ın işin patronu Diyanet’e çağrısı da var… “Türkiye’nin hac kotası yıllık 70 bin… Yılda 450 bin kişi umre ziyareti yapıyor. Özel tur operatörleri olarak hac ve umre işini tamamen üstlenmeye hazırız. Bize güvenin!.. Sâdece ibadet hizmetlerine destek olun… Hac ve umrenin gözetim, denetim ve kontrolünü siz yapın... Geriye kalan bütün işleri bize bırakın…”
Ne diyelim! Belki bu çağrı yeni Başkan Bağlıkaya’yı da farklı açılımlara götürebilir. Bekleyip göreceğiz!


