--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Ticaret ve sanayi odalarını bekleyen milli görev!

Sedat Yılmaz
Sedat Yılmaz

Türkiye’de üretim açığının ana sebeplerinden biri, belki de en önemlisi eğitim sistemi. Ülkemiz 1960 yılından bu yana özellikle mesleki eğitim konusunda gereken adımları atamıyor. Çağın sanayi ve bilgi toplumu oluşturma gereği, muasır medeniyetler seviyesi hep göz ardı ediliyor.

Yıllarca kalifiye eleman, nitelikli işçi ve iyi organizatör sıkıntısı çeken Türkiye, ekonomide bir türlü rekabet gücü oluşturamıyor. Yabancıya teslim oluyor. Geçmişten gelen usta – çırak ilişkisiyle oluşan rekabet gücüdahi giderek yok oluyor. Ülkemiz, mesleki eğitim sorunlarını geçici ve kısa vadeli çözümlere, uygulamalara bırakmak zorunda kalıyor.

Böylece ekonomide rekabet gücü bulamayan ülkemiz, ithalata mahkûm olurken cari açığını çevirmede kaynak, hep piyasa yani market ekonomisi, kağıt ekonomisi daha doğrusu portföy yatırımları olarak gösteriliyor. Sonunda borçlanarak büyütülmeye çalışılan ekonomi büyük meselelerle karşı karşıya kalıyor.

Bugün ithalatımız yüksekse, ithalat olmadan ihracat yapamıyorsak, yüksek derecede cari açık, bütçe açığı ve enflasyon problemleri yaşıyorsak, faiz belasını başımızdan atamıyorsak bunun en büyük sebebi üretim açığı… 

Üretim açığının temel sebebi de eğitimsizlik, daha doğrusu mesleki eğitime gereken önemin verilmemesi veya verilememesi…

Elbette üretim açığının oluşmasında; siyasi, ekonomik, sosyal saikler etkili, ancak kronik sorunun bu zamana kadar niçin giderilemediği de düşündürücü değil mi?

Mesleki eğitimin iş hayatında büyük etkisi olduğunu dikkate alarak, bunun üzerinde biraz durmamız gerekiyor.

Türkiye’de örgün ve yaygın olmak üzere iki türlü mesleki ve teknik eğitim veriliyor.

Meslek liselerinde halen 2,5 milyona yakın öğrenci eğitim görüyor. Bu sayının 600 bine yakını imam hatip lisesi… 333 bin öğrenci de açık mesleki öğretim lisesinde okuyor. Türkiye’nin özellikle lise seviyesindeki eğitim oranı hedefi, yüzde 65 teknik ve meslek lisesi, yüzde 35 genel liseler olmasına rağmen bu oran halen niçin tersine işletiliyor, bunu kimse anlayamıyor!

Yaygın eğitimdeki en önemli mesleki eğitim çıraklık… Bu eğitim Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yürütülüyor. Bazı kamu kurumu, meslek ve sivil toplum teşkilatları da çeşitli kurslarla meslek eğitimi sunmalarına karşılık sürdürülebilirliği sınırlı eğitim alanları olarak işlev görüyor.

Bugün için 18 milyona yaklaşan öğrenci sayısıyla genel eğitim ve mesleki eğitimimizin fotoğrafı bu!.

Ticaret ve sanayi odalarında yeni seçilen başkan ve yönetim kurullarını bu konuda hakikaten ciddi görevler bekliyor. Mesleki ve teknik eğitime destek değil, odaları bizzat mesleki eğitimin içine fiilen dahil edecek yeni bir anlayışa ihtiyaç olduğu ortada…

Aslında bu işin finansı da hazır gibi!

Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) 2017 eğitim bütçesi 122,4 milyar lira idi. 2018 yılı bütçesinde bu rakam tam 134,7 milyar liraya yükseltildi. Tamamı olmasa da bugün 117 milyar liraya ulaşan işsizlik fonu, MEB bütçesiyle birleştirilip mesleki eğitim fonu oluşturulabilir. Yapısal işsizliği çözecek bu uygulamada ticaret ve sanayi odaları bir kanun düzenlemesiyle aktif görev alabilir. Neticede iş üretecek ve iş verecek onlar değil mi?..  

Gelecek yazılarımda konuyla ilgili dünyadaki örnek uygulamaları anlatmaya çalışacağım…

 

Sedat Yılmaz Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle