Ticaret savaşının gâlibi daha şimdiden belli!
Dünya ticaret savaşları safha safha genişliyor. Asıl maksadı siyasi mi yoksa ekonomik mi olduğu henüz kestirilemeyen ABD ile Çin arasındaki mücadelenin nerede duracağı merak edile dursun, savaşın gâlibi belli gibi!
Malûmunuz bu savaş, ABD Başkanı Donald Trump’ın bu yıl 1 Mart’ta çelik ve alüminyum ithalatına yönelik 50 milyar dolarlık “korumacılık” kararıyla başladı. Çin’den ithal edilen 34 milyar dolar değerindeki 800’den fazla ürüne yüzde 25 ek gümrük vergisi konulmasıyla savaş 6 Temmuz’da ikinci safhaya geçti. ABD’nin yeniden bu hafta başında (24 Eylül) 200 milyar dolarlık Çin malına ek gümrük vergisi koyması ve Çin’in de misilleme olarak 60 milyar dolarlık ABD menşeli ürüne ek gümrük vergisi getirmesi ticaret savaşını üçüncü seviyeye taşıdı.
Aslında Çin tarafından ticaret savaşıyla ilgili yapılan açıklamalara pek yabancı değiliz!.. Çünkü Trump bize de aynısını yapmıştı! Çin Ticaret Bakan Yardımcısı Wang Shouwen, olayı geniş çaplı bir saldırıya benzetti ve “ABD boğazımıza bıçağı dayamışken ticaret savaşının çözümü noktasında savunmadan başka ne yapabiliriz?” ifadesini kullandı. Çin Devlet Konseyi de, ABD’nin dünyada bir ekonomik hegemonya peşinde koştuğunu ileri sürdü ve ABD’nin korumacı politikalarıyla birçok ülkeyi ticaret sopasıyla korkutmaya çalıştığını iddia etti…
***
ABD’nin, kuruluşundan günümüze kadar saldırgan tavrını bilmeyen yok! Ancak ticaret savaşında Beyaz Saray’ı bu kadar agresif yapan asıl unsur ne? Bu hırçınlığı araştırmak belki de ticaret savaşının gerçek sebebini ortaya koyacak…
İşin perde arkasında neyin olduğunu bugünden kestiremeyiz ama, Temmuz’daki savaşın ikinci safhası aslında ABD’nin niyetini açıklıyor… Tahminlere göre, bu ikinci safhada 800 çeşit Çin malına ek vergi uygulanmasının altında sanki teknoloji ve inovasyon yatıyor.
ABD’nin havacılık, telekomünikasyon ve yapay zeka gibi alanlara üst üste ek vergiler koymasına bakılırsa, Beyaz Saray’ın korkusu, teknolojide Çin’e yenilmek… Nitekim Çin Komünist Partisi yayın organı Global Times bu durumu, “Trump hükümeti Çin’in yüksek teknolojili gelişimini frenlemek ve yüksek teknoloji endüstrisini marjinalize etmek istiyorsa, mesele başka bir hal alacak” ifadeleriyle açıklığa kavuşturuyor.
İki ülke arasındaki savaşın elbette siyasi tarafı var, ancak ekonomik tarafa bence daha fazla bakmak lâzım… Teknoloji ve yapay zeka konusunda hâlen ABD, Çin’e karşı rekabet avantajını koruyor. Fakat Çin de “Yerli Malı 2025” projesiyle bütün sektörlerde teknolojiyi bir üst segmentte çıkararak ABD ile aradaki uçurumu kapatmak istiyor. Çin’in ABD’yi özellikle telekomünikasyon ve otomotivde zorladığı bir hakikat…
***
Beyaz Saray’ı çıldırtan diğer sebep ise Amerikan şirketlerinin ticari savaşa rağmen Çin’e yeni yeni yatırımlar yapmaları… Meselâ elektrikli araç üreticisi Tesla, Şanghay’da fabrika kurma kararı aldı. Şirket şu anda izin bekliyor. Tesla’nın Çin’de yılda 500 bin araç üreteceği söyleniyor. California merkezli şirketin en büyük ikinci pazarı ABD’den sonra Çin... Tesla’nın Çin’de 5 milyar dolar yatırımlı fabrika kurmasının en büyük sebebi Pekin yönetiminin ABD mallarına karşı uyguladığı yüzde 25 ithalat vergisi… Yani Tesla vergi vermemek için ticaret savaşına aldırış etmeden Çin’e yatırım yapıyor.
Ayrıca elektrikli otomobillerin en büyük pazarı Çin’de bataryalı, şarjlı hibrid ve yakıt pilli otomobillerin satışı da 2017 yılında 777 bine ulaştı. Bu yılki tahmin ise 1 milyonu geçmesi... Hükümet, 2025’e kadar 7 milyon aracın satılmasını hedefliyor… Dolayısıyla Trump’a rağmen Tesla böyle bir pazarı kaybetmek istemiyor.
Diğer taraftan gelecek 5 yıl içinde 500’den fazla mağaza açmayı planlayan Starbucks’ı bir kenara koyalım… Apple da Çin pazarında önemli bir yere sahip... Çinli Xiaomi ve Huawei’in liderliğini yaptıkları sektörde 4’üncü büyük olarak faaliyet gösteriyor. 2008 yılında Çin’e yerleşen Apple yatırımlarını daha da artırma peşinde. Bugün ülkede yaklaşık 50 mağazayla telefon satan şirket, Çin’in teknolojisine de entegre olma çabasını veriyor... Nitekim bu yıl internet devleri Tencent ve Alibaba’nın da desteklediği taksi hizmeti veren Çinli Didi Chuxing’e 1 milyar dolar yatırım yaptı.
***
Filhakika, 16 trilyon dolar ekonomik büyüklüğe sahip ABD, 12 trilyon dolar ekonomik hacme ulaşan Çin’i her alanda sıkıştırmak istiyor. Tabii ki, küresel ekonomi içerisinde yüzde 20’lere yaklaşan büyüklüğü ile Beyaz Saray’ın hışmını çeken Çin de boş durmuyor. Çin’in elinde şu anda Beyaz Saray’ı ciddi bunaltacak 1,5 trilyon dolara yaklaşan ABD tahvili var… Şayet Çin bu devlet tahvillerini satmaya kalkarsa, Beyaz Saray’ın bütçesi zarar görecek, hükümeti borçlanmak zorunda bırakacak!
Çin’in elinde sadece ABD devlet tahvili yok… Bir taraftan da gözüne kestirdiği ABD’li şirketleri satın almaya çalışıyor… En son ABD’li Unocal ile masaya oturdu. Ancak talep ulusal güvenlik kaygısıyla Kongre’den döndü. Yine Huawei’nin ABD’de şirket alma girişimi de sonuçsuz kaldı. Engellemelere rağmen Çin’in ABD’ye karşı verdiği savaş zannederim uzun yıllar sürecek.
Yüksek tüketim, dış ticaret açığı ve borçlanmalarla boğuşan ABD’nin, konjonktürel fırsatlar dâhilinde üretim ve pazar avantajını iyi kullanan Çin’e karşı ticaret savaşında mağlup olacağını söylemek zannederim yanlış olmaz!


