“Sizin Oraların Nesi Meşhur?”
Anadolu gibi dünyanın en verimli topraklarında tarım zâfiyeti yaşamak kadar bahtsızlık olabilir mi? Para ve maliye politikalarını bir kenara attık… Hiç değilse şu tarıma bir el atsak! Vatandaş kendi toprağının ürününü gönül rahatlığıyla yese içse… Enflasyonun da ana taşıyıcıları arasında olan tarıma bir nizam, intizam, bir düzen getirilebilse; ne olur!
Belki ana sorunlara çâre olmasa da 2010 yılından bu yana Antalya Ticaret Borsası tarafından organize edilen Yöresel Ürünler Fuarı (YÖREX) dokuz yıllık performansıyla gelecek için tarıma yeni umut olabilecek mi, hep birlikte göreceğiz!
Etkinlikte dün perakendeciler buluştu… Bugün de yöresel ürünler konusunda turizm ve otelciler bir araya gelip potansiyelin artırılmasını masaya yatıracak. Bugün turistik açılımı daha fazla olan YÖREX’in gelecek yıllarda tarımdaki problemlerin de masaya yatırılacağı geniş bir etkinliğe evrilmesine dâir temennimi hemen buradan iletmek istiyorum.
Özel sektörün çatı kuruluşu Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) desteğiyle gerçekleştirilen ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti dâhil 72 ilden 485 kurum ve firmanın katıldığı YÖREX’in daha efektif bir hâle getirilmesi ve tüm yurt sathıyla birlikte Türkiye’nin 3 saatlik uçuş mesafesinde etkinliğinin artırılmasına yönelik yeni bir hedefin de dizayn edilmesinden yanayım.
YÖREX kuş uçuşu bakıldığında, hakikaten ülke için birlik ve beraberliği ortaya koyabilecek önemli bir buluşma… “Sizin Oraların Nesi Meşhur?” sloganıyla üründen öteye,Yunus Emre’nin “Gelin tanış olalım… İşi kolay kılalım… Sevelim sevilelim… Dünya kimse kalmaz” dediği gibi gönüllere seslenen etkinlik, inşallah önümüzdeki yıllarda çözümsüz gibi görünen tarımda da işleri kolay kılar!..
Yoksa yine Yunus’un “Dünyaya inanırsın… Rızka benimdir dersin… Niçin yalan söylersin… Çün sen dediğin olmaz…” ikâzının ötesinde “Rızka benimdir. Rabbena, hep bana!” diyerek bizlere sunulan nimetleri paylaşmasını bilemezsek bereketsizliğin, kıtlığın, darlığın ve ekonominin belirleyicisi enflasyonun kızgın ateşi içinde kavrulup dururuz!
***
Meselemiz üretim!.. Maalesef tarımda üretmiyoruz, üretemiyoruz! Giderek de üretim kabiliyetimizi kaybediyoruz! Katma değerden fersah fersah kaçıyor, merdiven altlarını tercih ediyoruz! YÖREX gibi etkinlikler belki kaliteli üretimi biraz hareketlendirebilecek gibi ama onu da soft yaklaşımlarla geçiştirmenin yollarını arıyoruz!
Tarımda yapmamız gereken çok iş var! Tarım ülkeyi kurtarabilecek en önemli sektör… Çünkü hesap ortada… Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır’ın ifadesiyle tarımımızı, yerli ürünümüzü tüketerek, kullanarak büyütmemiz gerekiyor. Söz konusu pazarın büyüklüğü en kısa vadede 100 milyar dolar. Mâdem elimizde böyle müthiş bir potansiyel var… O halde hâlâ niçin faizin, paradan para kazanma yollarının çıkmaz dar sokaklarında şeytanla dans ederek geziniyoruz, biri gelsin bunu bana anlatsın!
Türkiye’nin güzide şehirlerinden Antalya gibi suyun akışına bırakılan, beton ve demire teslim edilen bir vilayette YÖREX, her türlü zorluğa rağmen kaldırım kenarında biten güzel bir çiçeğe benziyor. İnşallah hedefine ve amacına ulaşır… Kaldırımlar arasında solup gitmez!
Evet, tarım ve gıda ciddi memleket meselesi hâline geldi… Artık sorunun ve sorunların çözümünde Anadolu’nun saf yaklaşımını, Ahi kültürünü görmek istiyoruz. Bozulmaya yüz tutan insani değerlerin yeniden inşası konusunda TOBB dahil tüm sivil toplum kuruluşlarının elini taşın altına koymasını bekliyoruz. Bu toprakların küllenmiş tarihini, geleneğini, insani özelliklerini ortaya çıkaracak, bu minvâl üzere geleceğini, istikbalini ve hikâyesini yeniden yazacak yepyeni bir girişimin doğmasını arzuluyoruz.
***
Diğer taraftan YÖREX projeksiyonundan baktığımızda tarım ve ürün bazında dünyaya kendimizi ifade edemediğimizi gözlemliyoruz. Bilgi TOBB kaynaklı… Yöresel ürünlerimizin sâdece yüzde 40’ını tescil ettirebilmişiz… Yüzde 60 ürünümüz yabancı ellerde hapis hayatı yaşıyor. Gaziantep baklavası, Aydın inciri, Malatya kaysısını kurtarabilmişiz ama hâlen oda ve borsaların bildiği 400’e yakın yöresel ürün tescil bekliyor.
İhracatımızın yarısını Avrupa Birliği’ne gerçekleştirdiğimiz halde, ülkelerin market raflarında tescilli ürünlerimizin sayısı üçü-beşi geçemiyor. Bırakın Avrupa pazarını, kendi ülkemizdeki market raflarında bile yöresel ürünlerin oranı yüzde 1. YÖREX ancak 9 yılda bu seviyeye gelebilmiş!
Ayrıca Antalya YÖREX’te ünlü üreticiler ve perakendeciler buluştu belki ama etkinliğin basın yönü zayıf kalmış gibi! İsterdim ki, yazılı ve görsel medya dokuz yıllık YÖREX’in amacını ve her anını en güzel yönleriyle Türkiye ve yakın coğrafyaya ulaştırabilsin… Ama olmadı! Darısı gelecek senelerin başına!
YÖREX gibi önemli bir iş, yine bizim gibi kalın duvarlarla örülmüş yorum köşelerine ve sütunlar arasına sıkıştırılmış haber kırıntılarına kaldı! 100 milyon dolarlık bir inşaat projesi için yüzlerce medya mensubunun kucak açılarak boş arsa alanlarına doldurulduğu zamanımızda 100 milyar dolarlık bir potansiyelin bulunduğu YÖREX, maalesef medya yönünden fakir ve öksüz kaldı!
Peki YÖREX’teki bu gayret; yöresel ürünlerimizin hakkını ve hukukunu koruyup katma değerini yükseltip ticaretini artırabilecek mi? Tescillenmiş yöresel ürünlerimizi uluslararası pazarlara götürüp, “Artık markalı öz mü öz Türk malı satıyoruz” diyebilecek miyiz? Yoksa Antalya’da toplanıp toplanıp dağılacak mıyız?
Haydi burasını geçtik! Nerede ihtisaslaşmış borsalarımız? Nerede markalaşmış ürünlerimiz? Hele hele nerede enstitümüz?


