--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Siyasiler ve TCMB gelir adaletini unutmasın!

Sedat Yılmaz
Sedat Yılmaz

Her konuyu kendi içinde tartışıp, sorunu yine o mesele üzerinde çözmek medeni olmanın göstergesi. Ekonomi ilmi de öyle… Ekonomide oluşmuş meselelerin çözümünü kalkıp başka alanlarda aramak abesle iştigal… Son günlerde çokça tartıştığımız, büyüme, enflasyon, faiz ve kur ekonominin temel ayaklarından… Ekonomik faaliyetlerin yanında gelir adaleti ise en temel mesele… 

Bir ülkede ekonomideki gidişat elbette toplum için mühim ama özelde hanehalkının durumu da en az ekonomideki gidişat kadar önemli… Çünkü hanehalkı toplumun mevcut ekonomi içindeki yerini ve tavrını belirler…

Hanehalkı harcamalarının ne olduğu, ihtiyaçlarının çeşitliliği, tüketim alışkanlıkları ve değişimi, gelir seviyeleriyle sosyo – ekonomik karakteristiklerin ortaya konulması ülkeyi yönetmeye talip olan Merkez Bankası ve siyasiler açısından dikkatlice takip edilmesi gereken konular…

Dolayısıyla siyasiler ve yöneticiler hanehalkı istatistiklerini göz önüne alan politikalar üreterek ekonomik ve sosyal değişimleri yakından izler, halkın hayat standardının yükseltilmesi için gayret sarf ederler.

FERT BAŞINA AYLIK HARCAMA 2 BİN LİRA

Ülkedeki ekonomik durumu okumanın en kestirme yollarından biri eşdeğer hanehalkı fert başı tüketim harcaması istatistikleri…

Tabii okuyucularımız “Eşdeğerlik nedir?” diye soracak… Hemen kısaca anlatayım… Mesela hanedeki yetişkin ve çocuk sayısına göre elde edilen eşdeğerlik, 2 yetişkin ve 2 çocuktan oluşan hanehalkı büyüklüğü 2,1 yetişkin olarak hesaplanıyor. Çıkan sayı da eşdeğer fert başına aylık tüketim harcamasıyla çarpılıyor ve böylece gerekli miktar bulunuyor.

Her neyse, henüz elimizde 2017 yılı ve 2018 yılı ilk çeyreğine ait hanehalkı tüketim harcamalarıyla ilgili bilgi yok. Ancak enflasyon oranlarına bakıldığında son 15 aylık sürede fiyat hareketleri hesap edildiğinde, hanehalkı tüketim harcamalarında yüzde 20’ye yakın bir fiyat artışından bahsetmek, mümkün…

GELİR ADALETSİZLİĞİNDEKİ TABLO

TÜİK tarafından eşdeğer fert başına göre hanehalkı yüzde 20’lik dilimlerle 5 gruba ayrılmış. Her grup, aynı harcama kalemlerine muhatap olurken gelir açısından büyük farklılıklar arz ediyor.

Şöyle ki, yüzde 20’lik en yüksek gelir grubunun Türkiye’deki toplam gelirden aldığı pay, yüzde 47. Ülkedeki yüksek gelirli yüzde 20’lik grup, toplam gelirin yaklaşık yarısını paylaşırken, toplumun geriye kalan yüzde 80’i gelirin yüzde 53’üne ulaşabiliyor.

Geliri en az yüzde 20’lik grubun toplam gelirden aldığı pay ise sadece yüzde 6. Yani yüksek gelirli yüzde 20’lik nüfusla, dar gelirli yüzde 20’lik nüfus arasında gelir dağılımı açısından tam 8 kat fark var… Bırakın dar gelirli grubu, arada kalan yüzde 20’lik 3 nüfus grubu da toplam gelirin yüzde 44’ünü harcıyor. Özeti şu… Türkiye’de her 100 liranın 47 lirasını 5 kişiden 1’i, kalan 53 lirasını ise 4 kişi, o da grubuna göre pay ediyor. 

Şirketler bazında da bakacak olursak, yine vahim bir tablo var... Türkiye’deki işletmelerin sadece yüzde 2’si milli gelirin yüzde 56’sını paylaşırken, kârın da yüzde 70’ini cebine atıyor. Geriye kalan yüzde 98’lik işletme grubu ise milli gelirin yüzde 44’ünü, kârın da yüzde 30’una güç bela sahip olabiliyor!

Şayet yüzde 20’lik 5 gruptan yüksek gelirli kesim ve dar gelirli kesimi bir kenara bırakılıp geriye kalan yüzde 20’lik 3 grup, toplam gelirin yüzde 80’ine ulaşabilseydi, gelir dağılımı adil bir toplumda yaşamış olacaktık…

 

Sedat Yılmaz Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle