--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Sınırlar değişirse sınırlar da genişler!

Sedat Yılmaz
Sedat Yılmaz

Irak yine kaynıyor! 

Dünyaya bir bakın! Her şeyden önce İngilizlerin girdiği hangi yerde huzur var ki! 

Ortadoğu’da, Pakistan’da, Afganistan’da, Hindistan’da, Afrika’da… 

Hatta Avrupa ve ABD’de… 

Bir kere önce bunu tespit edelim…

***

İkincisi, bugün devletin kırk parça olduğu, merkezi hükümetin etnik, mezhep veya farklı gruplar üzerinde hakimiyetini kaybettiği bir ülke olarak karşımızda duran Bağdat merkezli Irak da, İngiliz oyunlarından nasibini almış... 

Nitekim dünyanın dikkat kesildiği, Barzani’nin Kuzey Irak’ı da etnik İngiliz tohumlarının atıldığı bölgelerden biri… İngiliz zamanında tarlayı sürmüş, tohumlarını atmış! 

Yani ortam müsait!..

Şimdi bu ortamdan İsrail gibi devletler nemalanmaya çalışıyor… 

Bir an önce hedeflerine ulaşabilmek için anlaşmaları da hiçe sayarak bölünmeleri hızlandırmaya çabalıyor… 

***

İsrail gibi ülkeler sadece Irak’ta değil, tüm Ortadoğu’da, (buna Türkiye de dahil), bölünmeleri destekliyor. Çünkü bu güçler, bölgelerdeki bölünmeleri kendi geleceklerinin bütünlüğü olarak görüyor…

***

Bu tür gelişmeler menfaatlere dayalı devletler arasında mazur görülebilir, birşey demiyoruz! 

Bu iş böyle! Dünya arenasında haklı ve güçlü olarak ayakta kalmak zorundasınız! 

Düşmanlar çalışırken, elbette güvenlik tedbirlerinizi alacaksınız!. Bunun başka yolu yok!

Dolayısıyla bizim de, güvenliğimiz söz konusu olduğunda uluslararası haklarımızı koruma konusunda harekete geçmemiz kadar doğal bir şey olamaz…

***

Evet, yanı başımızda oynanan bu çirkin oyunlar Türkiye’nin güvenliğine halel getiriyor. Geçmişte başka bir durum, bugün referendum, yarın ne olacağı belirsiz gelişmeler ülkemizi, halkımızı, ülke yönetimini tedirgin ediyor. Dolayısıyla bizleri tedbir almaya sevkediyor…

Elbette tedbirden tabii birşey olamaz…

Bir kez daha söylüyorum; İngilizin girdiği yerde ot bitmeyeceği için ne kadar anlaşma yaparsan yap, orada sorunlar tükenmez… 

Çözüm  üretmeniz bile ayrı bir problem olarak karşınıza çıkar…

Farklı görüşteki gruplar tarafından eleştirilen Cuma günü Milli Güvenlik Kurulu’ndan (MGK) çıkan karar da, aslında Türkiye ile İngiltere arasında 1926 ve daha sonra Türkiye ile Irak arasında yapılan Ankara anlaşmalara son derece uygun. Niçin eleştiriliyor, orasını siz düşünün!

Yani Türkiye uluslararası anlaşmalar çerçevesinde şartlar hasıl olduğunda bölgeye müdahale kararı alabiliyor…

***

Peki neymiş bu Ankara anlaşması…

İngilizler, 1924 yılında Mondros Mütarekesi’ni bahane ederek misakı milli sınırları içinde ve Osmanlı toprağı Musul ve Kerkük’ü işgal eder… Türkiye buna hemen cevap verir ve İngilizlerden, acilen şehirlerden çekilmesini ister…

Tabi sorun çözülmez…

Aynı yıl İstanbul’da Haliç Konferansı düzenlenir. Ancak İngilizlerin Musul’un yanı sıra Hakkari’yi de istemeleri sorunu iyice zora sokar…

Bunun üzerine İngilizler anlaşmayı kabul ettirmek için Türkiye’ye ültimatom verir ve Türkiye’ye askeri müdahalede bulunacağını bildirir. Türkiye hükümeti de bu geçen Cuma günü MGK’da alınan kararda olduğu gibi İngilizlerin olası bir askeri müdahalesine karşı sınırlarını ve bağımsızlığını korumak için her türlü önlemi alacağını ve karşılığını vereceğini İngilizlere bildirir. 

İngilizler savaşı göze alamayınca durumu 1926 yılında BM Yüksek Adalet Divanı’na taşır. Buradan da sonuç alamayınca aynı yıl 5 Haziran’da Ankara anlaşmasını imzalamak zorunda kalır. Ankara Anlaşması, 7 Haziran 1926 tarihinde TBMM’de onaylanır ve kabul edilir…

***

Anlaşmaya göre, bugünkü Türkiye-Irak sınırı garantiye alınır… Tarafların sınırları bozacak her türlü teşebbüsten sakınması istenir ve en önemlisi, sınır bölgesinde diğer devlet aleyhine yönelmiş hiçbir propaganda teşkilatına ve topluluğuna izin verilmeyeceği imza altına alınır… Şayet taraflardan biri bu şekilde terörist oluşumlara karşı tedbirler alamıyorsa diğer devlet kendi önlemlerini alma hakkına kavuşuyor… Anlaşma bozulduğunda Türkiye’nin Musul ve diğer bölgelerde hak iddia edeceği zapt altına alınır…

Ankara anlaşmasının ardından Irak’ta 25 yıllığına manda bir devlet kurulur… Fakat bu manda devlet 18 yıl sürer… Irak, 1932 yılında İngilizlere karşı bağımsızlığını ilan eder.

Tabi ki Ankara anlaşması 1946 yılında Dostluk ve İyi Komşuluk Anlaşması olarak değiştirilmeden hatta daha da geliştirilerek Türkiye – Irak arasında imza altına alınır.  

Özellikle anlaşmanın birinci maddesinde  “Taraflar birbirinin ülke bütünlüğüne ve 1926 tarihli anlaşma ile belirtilmiş ve çizilmiş olan aralarındaki sınırlara riayet etmeyi taahhüt eder” ifadeleri Ankara anlaşmasını daha da sağlamlaştırır… Nitekim, herhangi bir olumsuz gelişme sonucu Irak’ta sınırların değişmesi durumunda Türkiye’ye, Irak’ta Musul ve diğer bölgeler üzerinde hak iddiasını ortaya çıkırır, hatta müdahale hakkı verir…

Özetle söylemek gerekirse, Irak’ta sınırlar değişirse, Türkiye’nin de sınırları genişler!..

Durum bu kadar açık!

 

Sedat Yılmaz Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle