--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Şimdi son engeli kaldırma zamanı

Sedat Yılmaz
Sedat Yılmaz

Sessiz bir devrim denilse de dünyaya bakıldığında ülke olarak müthiş bir değişim yaşıyoruz. 

Güç ve zenginlik dengeleri yavaş yavaş Batı’dan Doğu’ya kayarken doğu ve batının merkezindeki Türkiye’de özellikle son 15 yıldır siyasi, ekonomik, sosyal alanlardaki müspet ilerleyişi dış dünya da hayretle takip ediyor.

En basitinden daha 1990’lı yıllarda berbat bir kamu maliyesi ile rotasını kaybeden Türkiye, bugün emin adımlarla hedeflerini zorluyor. 

Gelişmiş ülkelerin bile cesaret edemediği mega projeleri hayata geçirerek coğrafyasında bir güneş gibi parlıyor.

İŞİN SIRRI SİYASETTE

Bu değişim nasıl oldu? 15 yıl içinde içeriden dışarıdan birçok engellemelere ragmen bu parmak ısırtacak yükseliş nasıl gerçekleşti?

Siyasi ve ekonomik alanda 2003 yılı öncesinde geçen 15 yıl ile 2003 yılı sonrasında geçen 15 yıl karşılaştırıldığında bu gerçeği tüm şeffaflığıyla görmek mümkün. 

2003 yılı öncesindeki hükümetler parçalı bulutlu, hedefi belli olmayan, ağır sorunlar yumağı içerisinde ve çözümsüzlük girdabında ne yapacağını bilemeyen, çareyi idarei maslahatta arayan yönetimler değil miydi? Evet… Bu çaresizlik çok kısa dönemli hükümetleri beraberinde getirmiyor muydu? Evet… 

Millet seçimleri ülkenin kurtuluşu için değil, bir iddialaşma mekanizması haline getirmemiş miydi? Evet… Ekonomiyi düzeltelim derken ülke kötü ellere teslim edilmiyor muydu? Evet… 

VİCDAN SAHİBİ OLMAK LAZIM

Hesap ortada… O dönemlerde hükümetlerin ortalama ömrü 17 ay… Gelen hükümetler bırakın kasa, kese işlerini, işini tanımadan, anahtarı, koltuğu diğer hükümete devrediyordu! 

Böyle hükümetlerle nasıl bütçe yapacaksınız, milletin derdine nasıl derman olacaksınız?

1990 – 2002 yılları arasında Türkiye’nin ortalama yıllık büyüme oranı yüzde 3.6. Milli gelir 1990 yılında 2 bin 500 dolar iken 2003 yılında bu rakam 3 bin 500 dolara güç bela çıkarılabilmiş. Yani 12 yılda bin dolarlık bir artış sağlanabilmiş. Yatırım bazında sıfır çekilen yıllar az değil. 1990 – 2000 yılları arasında doğrudan yatırım miktarı sadece 1 milyar dolar. Bu yatırım miktarını bugün orta halli bir sektörde firmalar yapıyor. 

Dolayısıyla bugün 11 bin dolara dayanan milli gelir, elbette yeterli değil ancak eleştirmek için de biraz vicdan sahibi olmak gerekiyor…

PARA VERMEK İÇİN YARIŞIYORLAR

Yine o yıllarda kamu maliyesi uzun yıllar bozuk bir araba gibi yol aldı. Hazine borçlandı, ancak para bulamadı. Türkiye bugün borçlanmaya gidiyor, 3 kat talep geliyor. 

O yıllarda Türkiye 100 liralık borçlanmaya karşı 75 lira borç ödüyordu. Aslında bu da bugün için çok fazla ancak yine de 25 lira ödüyor. O yıllarda bütçede 100 liralık bir harcama yapılıyordu, bunun 43 lirasını tek başına faize ayrılıyordu. Yani bütçenin yüzde 50’ye yakını, daha doğrusu milyonlarca insanın emeği birilerinin cebinde eriyordu…

ÜLKE DOĞRU İSTİKAMETİ BULDU

Yıl 2017… 15 yıl önceki Türkiye artık tarihe karıştı… Kamu maliyesi de dahil ülke siyasetiyle, ekonomisiyle, ihracatıyla, savunmasıyla doğru rotayı, istikameti buldu. 

Bu rota üzerinde Türkiye’yi daha da hızlandırmak için Türk milletinin önünde bir engel kaldı. 

Eski anayasayı rafa kaldıran 16 Nisan referandumu…

Bu referandum, siyasetin önünü açacak, bürokrasiyi hızlandıracak. Yapılamayan, aylarca, yıllarca sürüncemede kalan işler devlet-millet işbirliğiyle bir bir hayata geçecek.

Bismillah deyip yeni dönem için kolları sıvamak zamanı değil mi?

 

Sedat Yılmaz Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle