Sıkılaştırma mı genişleme mi, hangisi?
Merkez Bankası yeni kabineye göre mi, yeni kabine Merkez Bankası’na göre mi hareket ediyor, yoksa Merkez Bankası tamamen özgür mü, soruları netlik kazanmamasına karşılık, bugün itibariyle para politikası açısından geçmişteki fotoğrafın pek değişmediği gözleniyor.
Merkez Bankası dünkü toplantısında “Sıkı para politikasının uzun süre korunması gerekebilir” diyerek bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını yani politika faizini yüzde 17,75’te sabit tuttu ve önüne bir vade koydu… Kararıyla belki piyasalara “Kim ne yaparsa yapsın ben özgürüm” mesajı verdi ama bankanın bu özgür yaklaşımı doları 4,92 liraya, avroyu 5,75 liraya ve 2 yıllık tahvil faizlerini yüzde 20,47’lere yükseltti. Yani bu PPK toplantısında da yine kaybeden ülke oldu.
“Merkez Bankası piyasayı iyi okuyamıyor, yeni kabinenin ekonomik yaklaşımı konusunda henüz bir bilgi sahibi değil” diyebilirsiniz… Fakat durum ortada, “Artık para politikaları yüksek kur, yüksek enflasyon ve yüksek büyümeden vazgeçti”, hiç diyemezsiniz…
Söz konusu ayarı Orta Vadeli Program (OVP) açıklandığında daha net göreceğiz.
Son PPK toplantısı kararı da gösteriyor ki, ekonomideki koordinasyon anlayışı böyle giderse para politikası ve maliye politikasını yan yana yürütmek oldukça zor olacak. Merkez Bankası’nın faizi pas geçmesindeki doğru taraf, henüz önüne maliye politikalarına dâir belirgin bir fotoğrafın konmaması… Ancak Merkez Bankası “İç talep giderek zayıflıyor. Bu yıl büyümeler düşecek, enflasyon da düşecek. Enflasyonun düşeceği çizgide niçin faizlere müdahale edeyim” mantığıyla faize dokunmamışsa işte bu da çok yanlış bir duruş…
***
Merkez Bankası’nı anlamak hakikaten güç… Madem son faiz kararı açıklamanda, “Fiyat artışlarının alt kalemler bazında genele yayılan bir nitelik gösterdiği dikkat çekmektedir. İç talep koşullarının etkisinin azalacağı öngörülmekle birlikte enflasyon ve enflasyon beklentilerinin bulunduğu yüksek seviyeler fiyatlama davranışları üzerinde risk oluşturmaya devam etmektedir…” diyorsun o zaman niçin enflasyona karşı elini ağırdan alıyorsun? Niye dövizin, faizin önünü açıyorsun?
Hadi elini kıpırdatmıyorsun, hiç değilse kamuoyunu rahatlatıcı, taşları yerine oturtan, kafaları bulandırmayan bir açıklama yap da insanlar gece rahat uyku uyusun!
Normalde para politikasını ne kadar sıkılaştırırsanız, o kadar faizi yükseltmiş olursunuz. Sıkılaştırma demek, yüksek faiz demek… Hele kura müdahale edemiyorsanız, kurla birlikte yükselen enflasyona da selam vermek durumunda kalırsınız...
Diğer taraftan ekonominin soğumasını istemeyen, maliye politikalarını genişlemeden ve büyümeden yana kullanma eğiliminde bir siyasi irade var. Ayrıca 8 ay sonra Türkiye yeni bir seçimle yüz yüze gelecek… Siyaset, maliye politikalarını nasıl sıkılaştıracak, orası da meçhul.
Sonra, Merkez Bankası’nın sıkı para politikasına rağmen ülkede fiyat istikrarını isteyen, hatta istemekle kalmayıp enflasyonu düşürmek için elini taşın altına koyacak kesimleri bulabilene de aşk olsun! Reel sektör büyümek istiyor… İthalatçı, ihracatçı büyümek istiyor… Tüketici tarafı büyümek istiyor… Bankalar ve piyasalar büyümek istiyor… Enflasyona aldırmadan, aldırış etmeden herkes büyüme derdinde… Peki böyle ortamda Merkez Bankası’nın sıkılaştırması ne işe yarayacak?
Yani iki ucu çatallı değnek!
İnsanoğlunun ihtiyaçları biter mi? Az ile yetinen bir kişiye rastlayın, alnınızdan öpeceğim! Tabii Merkez Bankası da böyle bir ortamda geçmişteki alışkanlıklarını devam ettirerek para politikası yerine “bekle-gör politikası” uygulayacak, kafasına göre takılacak!
***
Tahminime göre, Merkez Bankası enflasyonu düşürme görevinde teknik tarafı kendisinin üstlenebileceğini fakat maliye politikalarının enflasyonu düşürücü etkisi olmadan bu zor görevin başarılmasının mümkün olmayacağını ifade ediyor.
Daha net söylemle Merkez Bankası, döviz, faiz ve enflasyon nereye giderse gitsin sanki yeni OVP açıklanmadan piyasalara müdahaleden yana olmadığını belirtiyor… Zaten bundan sonraki PPK toplantısı da Ağustos’ta…
Şu anda OVP ile ilgili elde olan tek veri, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın dün iş dünyasının ileri gelenleri ile görüşmesindeki açıklamaları… Keşke bu açıklamalar, daha önce yapılabilseydi… Belki piyasalar Merkez Bankası’nın faizi sabit bırakmasına bu kadar sert cevap vermezdi.
Bakan, OVP’nin hazırlanması konusunda istişare toplantılarının sürdüğünü söylüyor ve “OVP’de enflasyonla mücadeleye odaklanıyoruz. Mücadele eşgüdüm içinde yürütülecek. Biz maliye tarafında önlemler almaya başladık. Tedbirler kararlıkla uygulanacak. Yeni dönemde tek hazine hesap uygulamasına geçiyoruz” bilgisini veriyor… Biz de hayırlısı diyoruz…
Bakan Albayrak’ın Buenos Aires’teki G-20 toplantıları dönüşü gazetecilerin sorularına verdiği cevaplar da kayda değer… Bakan uçakta ne diyor?.. “Piyasalarla kavga etmeyeceğiz… Çok boyutlu etkin bir Merkez Bankası hedefimiz var. Ayağı yere basan bir OVP… Tavizsiz bir bütçe disiplini ve enflasyonda hissedilir iyileşme” diyor.
Çözüm olur mu? Söylemler tam yerine gelirse, niçin olmasın?
Ancak daha yeni kabinenin ilk Merkez Bankası toplantısında herkes bildiğini okudu! Maliye politikası ile para politikası bugünden anlaşamayacaksa, uyuşamayacaksa, şeytanın dediği gibi taraflar “Ben daha üstünüm” diyecekse çözüm arayışları soruna dönüşmez mi? Ya OVP’den beklenilenler, beklentiler istenildiği gibi çıkmazsa… Ya durumdan taraflar memnun kalmazsa!.
İşte o zaman şimdiden B ve C planlarının yapılması orta ve uzun vadeli geleceğe odaklanma zorunluluğunu dile getirmek istiyorum.


