Risk sermayesinin açamadığı kilit yok!
Ticaretimizde, alışverişlerimizde, tasarruf etmede ve paranın kullanıldığı her alanda artık Türk Lirası’nı tercih etmenin tam zamanı!
Dünkü yazımda da bu konuya geniş yer vererek “Dövizle ne borçlanın, ne de tasarruf edin!” mesajıyla gelecekte kur sebebiyle çeşitli belalarla karşılaşmamamız için özellikle dikkatli hareket etmenin altını çizdim. Ardından da “Kur riski bugün terör kadar çözülmesi gereken Türkiye’nin en önemli sorunları arasında” diyerek yaşayabileceğimiz tehlikelere işaret ettim…
Yine yazılarımda döviz ve faizleri yukarı yönlü patlatıcı değil de, bilakis Türk Lirası’nı değerlendiren döviz girişlerinin çoğaltılması ve hızlandırılması konusunda sağlam adımlar atılmasının gerekliliğini, ülkeye 1 dolar dahi getiren girişimin milli bir iş yapmış olacağını anlattım da anlattım.
İşte bu çerçevede “risk sermayesi” diye dünyanın çokça kullandığı ve ülke kapılarını ardına kadar açan bir kavramı bugünkü yazıma taşımak istiyorum ve bu alanda herkesin çok fazla kafa yormasını bekliyorum…
YENİ KAVRAM AMA OLDUKÇA ETKİLİ
Risk sermayesi, dünya için yeni bir kavram ama ekonomiler için artık çok etkili!
20’nci yüzyılın ortalarında adı duyuldu. Kaynağı Amerika… Yani 1950 yıllarından bu yana risk sermayesi girişimleri bilgi çağının, bilgiye dayalı ekonomik anlayışın yeni bir “line”ı olarak biliniyor.
Özellikle ekonomilerin yenilenip gelişmesi için yeni fikirlerin dolayısıyla yeni şirket ve girişimlerin hayata geçmesi açısından risk sermayesinin önemi oldukça büyük… Tabi ekonomilerin büyümesi, gelişmesi demek ülkede döviz bolluğunun ve zenginliğin yaşanması anlamına da geliyor…
Dolayısıyla risk sermayesi nedir, diye sorulunca işin rengi daha da net ortaya çıkıyor…
Risk sermayesinin basit tarifi şu:
“Kendine sermaye arayan şirketlerin ve yeni fikirlerin, kendine yatırım yapabilecek risk almaya hazır finansörler ile buluşması…”
Bir başka deyişle, risk sermayesi, yüksek büyüme potansiyeline sahip girişimlere yapılan yatırımı ifade ediyor. Risk sermayesi yatırımı yapan şirketlere risk (girişim) sermayesi şirketleri yatırım ortaklığı da deniyor.
RİSK SERMAYESİ TAM BİZE GÖRE
Zaman zaman bu şekilde şanslı olanların risk sermayesi ile buluştuğunu duymuşuzdur ama bunun Türkiye’de henüz sistemli bir şekilde uygulandığı yolunda çok az bir bilgi sahibi olduğumuzu buradan hemen belirteyim…
Ancak şunun da altını çizeyim: Türkiye’de risk sermayesi yatırımlarının gelişmesi için olması gereken şartlar hakikaten çok yüksek. Fakat şartların yerinde ve zamanında kullanımı konusunda sıkıntılar var.
Hâlbuki risk sermayesi tam bize ve karakterimize, yaşantımıza göre…
Maamafih, risk sermayesi finansman modelinin Türkiye’de uygulanmasını kolaylaştıracak alanlar hakikaten çok fazla…
Her şeyden önce KOBİ’lere uzun dönemli faizsiz finansman sağlamada risk sermayesi olmazsa olmaz!
Peki, risk sermayesi niçin bize uygun?
Şöyle ki, bir kere, risk sermayesi için Türkiye’nin demografik yapısı, dini inancı, firma yapılanması, coğrafik konum ve kişilik özellikleri açısından uygun topraklar olduğunu hemen burada vurgulayayım…
Ancak politikadaki dalgalanmalar, devletin vergi ve teşvik gibi yeterli düzenlemeleri yapamaması, KOBİ’ler için tam anlamıyla bir borsanın olmayışı, sermaye kıtlığı ve kamuoyu desteğinin yetersiz olması da risk sermayesinin büyümesini engelleyen en başta gelen hususlar…
Son saydıklarım da risk sermayesinin riskleri…
KATILIM BANKALARINA EV ÖDEVİ
Mesela katılım bankalarının emek ile sermayenin birleşip faaliyet sonucu oluşan kar ve zararı paylaşmaları sistemi olan mudaraba yatırımları risk sermayesinin ilk akla gelen enstrümanlarından…
Yine başka bir enstrüman özelleştirme…
Özelleştirme ile risk sermayesinin ne alakası var, demeyin!
Evet, özelleştirme kamu yönetiminin mülkiyetindeki iktisadi teşebbüsleri özel kişi veya teşebbüslere devri anlamına geliyor.
Devlet bu yolla hem bütçe yükünü hafifletiyor, hem de ekonomiden çekilerek özel sektörün büyümesine fırsat veriyor. Bu işi yaparken de özelleştirmeden gelir yani fon elde ediyor.
Devlet özelleştirmeden elde ettiği fonları da gelir dağılımını iyileştirmek, serbest piyasa ekonomisini güçlendirmek, ekonomide verimliliği yükseltmek ve sermaye piyasasını geliştirmek için kullanıyor.
İşte özelleştirmeden elde edilecek fonlar risk sermayesi için de biçilmiş kaftan!
İslami sisteme uygun sigorta şirketleri, risk sermayesine uygun kalkınma, yatırım ve ticari bankalar, Ar-Ge faaliyetleri ve yabancı sermaye gibi alanlar da risk sermayesinin önemli kaynakları arasında gösterilebilir…
BU SERMAYENİN AÇAMADIĞI KAPI YOK!
Mesela çok eleştiriyoruz ama, bugün alışveriş merkezlerinde mağazası olanlar yükselen kur sebebiyle kira ödeyememe ile karşı karşıya.
Kurun giderek yükseldiği böyle ortamlarda Türk Lirası ile satan ancak döviz ile kira ödeyen mağazalar zor nefes alıyor… AVM’lere yatırım yapan yerli ve yabancılar da bu durumdan oldukça tedirgin!
Kayıtlı ekonominin merkezleri olarak bilinen alışveriş merkezlerinin işlerliğinin devamı açısından şimdiden risk sermayesi çerçevesinde alınacak tedbirler, bu işlerliğinin devamını sağlayabilir.
Aksi halde devlet vergi gelirinden, esnaf ve çalışanlar işinden, yatırımcılar da kazançlarından olurken, güven de ortadan kalkabilir!
İşte, Alışveriş Merkezleri ve Yatırımcıları Derneği (AYD) Başkanı Hulusi Belgü, AVM’lerde dövizle ödenen kiraların Türk Lirası’na çevrilmesini ve bu konuya acilen el atılmasını istiyor.
Dolayısıyla Belgü’nün, “Ortaklaşa yapılacak planlamanın sonrasında kiraların Türk Lirası ile ödenebilmesi için kademeli olarak alışveriş merkezlerinin Türk Lirası ile kredilenmesi için çalışma yapılmalı ve sonrasında bu kademelendirme kiralara da yansıtılmalı” talebinin risk sermayesi açısından yabana atılmaması gerektiğini düşünüyorum…
Risk sermayesinin açamadığı kapı, çözemediği düğüm yok!
Risk sermayen kuvvetliyse, bolsa, güçlüyse ekonomideki sorunların da o kadar az oluyor. Yani risk sermayen kadar konuşuyorsun, demek istiyorum…


