Nisan ayı işsizlikte şaka yapmamıştır inşallah!
Çalışırken işsiz kalanların çalışamadıkları dönemde geçinebilmelerini sağlama konusunda önemli bir işleve sahip İşsizlik Sigortası Fonu, faiz katkılı da olsa büyümesini giderek artırıyor. Kapsama alanının daha genişletilmesinin artık elzem hale geldiği fonun, bu yılın ilk 6 ayında 8,3 milyar lira artarak 125 milyar liraya ulaştığını haber vereyim…
Tabi ki, konumuz İşsizlik Sigortası Fonu değil… Bugünkü yazımızın mevzuu, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından son olarak yayımlanan Nisan ayı işsizlik verilerini derin bakış açısıyla yorumlamak…
Bu tür verilerde mevsimsellik oldukça önemsenir… Zirâ arındırılmış ve arındırılmamış rakamlar, ayrı ayrı ele alındığında farklı noktalar görülebilir, farklı algılara sebep olabilir. Burada sebep ve sonuçları orta noktada buluşturarak mevsimselliği arındırılmış ve arındırılmamış gözlüğü ile terazilemek en doğrusudur...
Malumunuz, verileri ölçerken “işsizlik” tanımı öne çıkar… “Kime işsiz denir?” sorusu, söz konusu veri hesaplamalarının giriş kapısıdır... Çalışmak isteyen fakat çalışacak iş bulamayan kişilere işsiz deniyor. Bir kişinin “işsiz” olarak tanımlanabilmesi için, son 3 ay içinde iş aradığını ancak bulamadığını ve 15 gün içinde işbaşı yapabilecek durumda olduğunu TÜİK’e bildirmesi gerekiyor.
Tabi işsizlik oranı ve işgücüne katılım oranı da verilerin ana temel başlıkları arasında… İşsizlik oranı, ülkedeki işsiz sayısının, işgücü sayısına bölünüp 100 ile çarpılmasıyla elde ediliyor. İşgücüne katılım oranı da, işgücünün çalışma çağındaki yani 15 – 64 yaş arasındaki nüfusa bölünüp 100 ile çarpılmasıyla bulunuyor.
***
İşsizlik rakamları hesaplanırken önemli başka bir data daha var… Bize aylık olarak verilen işsizlik oranları aslında 3 ayın ortalaması… Mesela Nisan ayı işsizlik verisi, “Mart – Nisan – Mayıs” aylarının ortalama değerleri. Verilen rakamlar aynı zamanda yıl bazında bir çeyrek dilimi de ihtiva ediyor. Ancak bu kadar hassasiyete rağmen istatistikte arındırılmış ve arındırılmamış bilgiler dahi farklı gözlemler yapılmasına sebep olabiliyor.
Son değerlere bakıldığında mevsimsellikten arındırılmamış işsizlik 0,5 puanlık bir azalma ve işsizlik oranının tek haneye yani yüzde 9,6’ya düştüğünü görüyoruz. Ancak mevsimsellikten arındırılmamış rakamlar göz önüne alındığında işsizlikte düşüş değil, 0,4 puanlık bir artış gözleniyor ve işsizlik oranı yüzde 10,3’e çıkıyor.
Söz konusu dönemde arındırılmamış istihdam 34 bin kişi azalarak 28,8 milyon kişi, istihdam oranı 0,1 puan azalarak yüzde 47,6 olurken, arındırılmış işsiz sayısı ise 0,4 puan yükselişle 103 bin kişi artarak 3,2 milyon kişiye ulaşıyor…
Bu dönemde sanayi ve hizmet sektörlerinde istihdam artıyor ancak tarım ve inşaatta düşüyor… Şöyle ki, sanayi sektöründe 32 bin, hizmet sektöründe 6 bin kişilik bir artış söz konusu. Toplamda tarım dışı sektörlerde çalışan sayısı 868 bin kişi artıyor. Fakat çalışan sayısı, tarım sektöründe 20 bin kişi, inşaatta da 52 bin kişi azalıyor.
Bir önceki ayda yüzde 9,9 olan mevsimsellikten arındırılmamış yüzde 10,3’lük işsizlik oranı, aslında ince bir mesajla, “Manşet işsizlik oranının tek haneye düştüğüne aldanmayın… Büyümede bu yıl geçen yıla göre daha küçük rakamlarla karşılaşmamız muhtemel… Dolayısıyla işsizlik de artma eğilimine girebilir. Yine çift haneli rakamlara dönebiliriz… Hiç değilse 2018 yılını, son 7 yılın işsizlik oranı ortalaması olan yüzde 9,2’ye yakın ve geçen yılın 10,9’luk yıllık ortalamasının altında bir rakamla bitirelim… Sorunun çözüm aşamasında mesela yıllardır göz ardı edilen tarım sektörüne ilgi gösterilebilir... İnşaat sektörü yeniden yapılandırılabilir…” ikazlarını yapıyor…
***
Nisan işsizlik verilerine göre 0,6 puan düşen yüzde 33,3’lük kayıt dışı istihdamı da bir kenara koyarak işsizlikte sorunumuz sadece “manşet” veriler değil… 15-24 yaş arasını ihtiva eden “genç işsizlik” de en fazla düşündüren konu... 15-64 yaş grubundaki işsizlik oranı 0,9 puan azalışla yüzde 9,8 gerçekleşirken “genç işsizlik” oranı da 2,9 puanlık azalışla yüzde 16,9’a gerilemiş ama sıkıntılar sürüyor… Geçen yıl söz konusu oran yüzde 19,8 olmuştu…
TÜİK’in açıkladığı veriler arasında genç işsizlikte “Ne eğitimde, ne de istihdamda olanların oranı” başlığıyla bir bölüm daha yer alıyor. Örgün ve yaygın eğitimde olmayıp çalışmayan gençlerin toplam nüfus içindeki oranı geçen yıl Nisan ayında yüzde 22,1 ölçülmüş… Bu yılki Nisan verisi de yüzde 21,3… Ancak yine de yüksek…
Diğer taraftan 3 ay içinde “İşsizim, iş arıyorum” diye bildirmemiş, iş bulmaktan ümidini kesmiş TÜİK’in işsizlik tarifine girmeyen boş dolaşan yığınla gencimiz var… Dolayısıyla tanımlı genç işsizlik söz konusu hususla birlikte yüzde 25’leri geçiyor… Tanımlı değil de, toplam gençlik işsizliğinde 5 milyona yaklaşan işsiz sayısı, 25-30 yaş arasında yüzde 30’ları geçen oranlara yükseliyor.
Türkiye nüfusu yaşlanıyor, genç nüfus azalıyor! Belki bu gelişme genç işsizlik oranlarını düşürebilir mi, bilemiyorum!
Bu arada Merkez Bankası (TCMB) tarafından açıklanan yılsonu tüketici enflasyon (TÜFE) beklentisinin yüzde 12,28’den yüzde 13,88’e çıkarılmasının diğer makroekonomik dataların yanında işsizliği de olumsuz etkileme ihtimali yüksek…
Ancak kamuoyu, işsizliğin Ağustos ve Eylül aylarında açıklanacak Mayıs ve Haziran verileriyle “şaka” yapmadığını ve işsizliğin yılsonuna doğru gerçek manada düştüğünü görmek istiyor. Özellikle mevsimsellikten arındırılmamış işsizlik verilerinde…


