--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

NBŞ’siz yeni şeker dönemine hazır mıyız?

Sedat Yılmaz
Sedat Yılmaz

Sanayide, gıdada, ilaçta ve diğer alanlarda şeker kullananlar için iyi haberler yolda.

Avrupa, hiç değilse bu konuda günahını affettirecek uygulamalara imzalar atıyor.

1968 yılından bu yana uygulanan şeker kotalarını 2017 sonu itibariyle kaldırdı ve malum kararıyla tüm dünyada insan sağlığı adına önemli bir pencere açtı.

Öncelikle hayırlı olsun.

Batı’dan ne gelirse alma iştiyakımız fazla olduğundan, hayırlı kararın bizde de mevzi kazanacağı ve menfi propagandalara rağmen tepki çekmeyeceği ümidindeyim.

Bundan böyle şeker pancarı ürünlerini talep eden, nişasta bazlı şekere (NBŞ) karşı duran pankart, döviz, yazı ve uyarıları, sokak ve caddelerdeki bilboard ve dev panolarda, diğer yandan medya sütunlarında rahatlıkla görebileceğiz, demektir!

Bir önceki yazımda da ifade etmiştim, halen Avrupa yılda kotalı 13,5 milyon ton beyaz şeker üretiyor. Kotaların kaldırılmasıyla birlikte Avrupa’nın şeker üretimi hedefi, 2021 yılına kadar yıllık yüzde 30’un üzerinde bir artış. Avrupa 4 yıl içinde şeker üretimini 20-21 milyon tona çıkarmayı planlıyor.

Bugün tonu 600 dolar civarında satılan beyaz şeker fiyatlarının, arz artışlarıyla yılın sonunda 585 dolara, ardından 2021 yılında da 525 dolara, daha ileriki yıllarda ise diğer ülkelerin üretime katılmasıyla 400 doların altına ineceği düşünülüyor.

Artık, Avrupa Birliği’nin, beyaz şeker dönemine geçişte sektörü rekabete nasıl hazırladığı ve yönettiği iyi takip edilmeli, diyorum. Avrupa’nın, öncelikle olumsuz gelişmelere karşı üreticileri ve sanayicileri çeşitli fon ve destekleriyle koruma altına aldığı, sektörü adaletle regüle ve liberalize ederken üretim, verimlilik ve kârlılığı artıracak, şekere has dinamikleri harekete geçirmeyi ihmal etmediği gözleniyor.

ŞEKER TEDARİĞİNDE 

GÜÇLÜ REKABET 

YAŞANACAK

Avrupa Birliği’nin nişasta bazlı şekeri tamamen rafa kaldırırken, beyaz şekere ağırlık vermesinin gerisinde yatan sebepler var mutlaka!..

2017 yılı öncesinde Avrupa Çikolata, Bisküvi ve Şekerleme Üreticileri Derneği’nin kota kısıtlamaları dolayısıyla dışarıdan yüksek vergilerle şeker kamışı ithal etmek zorunda kalması sektördeki rekabeti zayıflatmıştı. Diğer taraftan nişasta bazlı şekere (NBŞ) getirilen kısıtlamalar sebebiyle oluşan arz açığı nedeniyle 2013 Yılı Ortak Tarım Politikaları çerçevesinde Avrupa Birliği beyaz şeker kotalarını serbest bıraktı.

Bundan sonra bölgemizde ciddi bir üretim artışı olma ihtimali yüksek. Takiben fiyatların ucuzlamasıyla tedarik tarafında da güçlü bir rekabet ortaya çıkacağı muhtemel!

Tabi, Avrupa Birliği şeker ile aldığı kararı müesseseleştirerek kalıcı hale getirmenin çalışmasını da yapıyor. Pazar araştırma şirketi Strategie Gains’in, şekerde kota uygulamasına son vermenin Avrupa’da ne gibi sonuçlar doğuracağına yönelik gerçekleştirdiği çalışma hakikaten dikkat çekici.

Strategie Gains’in raporuna göre, dünya 2018 yılından 2025 yılına kadar ucuz ve bol beyaz şeker dönemi yaşayacak. Ayrıca Almanya, Fransa ve Polonya bu yıl yüzde 10 oranında, 2022 yılına kadar da yüzde 15 şeker kamışı ekimini de artırmak istiyor.

Şeker bolluğuna bakın! Fiyatların düşeceği de hesap edilirse aslında bu durum şeker kullanıcıları için çok çok iyi haber.

Yine aynı rapora göre, Afrika ve Ortadoğu, şeker ihracatı açısından bakir alanlar olarak rekabetin en yoğun geçeceği bölgeler olacak. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Afrika gezisi, ardından yapılacak bölge seyahatleri aslında şimdiden şeker ihracatı adımlarına katkı verme açısından önemli. Erdoğan’ın “Afrika ile birlikte yürümek istiyoruz” sözü de bu konuda oldukça manidar…

DÜNYADA YENİ BEYAZ 

ŞEKER DÖNEMİ BAŞLIYOR

Dünyada şeker üretiminin artacağı bir dönemde Türkiye bundan elbette bigâne kalmamalı. Biz de şeker üretimimizi artırırken, kullanım ve ihracat alanlarımızı büyütmemiz gerekiyor. Bilhassa yaşayacağımız beyaz şeker döneminde dünyadaki anti damping uygulamalarına hassasiyet gösterilmeli, şeker ithalatına izin verilmemeli.

Türkiye bugün için yıllık 3,5 milyon ton kapasiteyle pancar şekeri üretiminde kendine yetebilen ender ülkelerden. 2,2 milyon ton şeker üretimimiz, kısa bir süre sonra 4-5 milyon tonlara çıkarılabilir!

İşte burada günü kurtaran politikalar değil, özellikle şeker fabrikalarımızın özelleştirilmesi sürecinde sektörün sürekliliğini ve verimliliğini artırıcı uygulamalara ihtiyaç var…

Bu da Türkiye yakışan bir davranış olur…

Çünkü Türkiye, genç bir cumhuriyet ancak şeker üretimi konusunda oldukça eski. Geçenlerde birileri “Osmanlı 1 kilo şeker dahi üretemiyordu!” iddiasını ortaya attı. Ancak attığına pişman oldu.

Osmanlı 1382 yılında yani beylikler döneminde bile Bursa’da şeker üretimi yapıyordu. Hatta buraya İranlı tüccarlar gelir şeker alırdı. İmparatorluk zamanında ise Mısır, Suriye, Lübnan, Kıbrıs, Girit, Adana, Tarsus, Silifke ve Alanya’da şeker imalathaneleri vardı ve dünyaya ihracat yapılıyordu. Türkiye Cumhuriyeti de ilk şeker fabrikasını 1926’da Uşak’ta kurdu. Yine aynı yıl Kırklareli’de Alpullu Şeker Fabrikası’nı işletmeye açtı.

Böyle şeker kültürü yüksek bir ülke, sektörü ellerin ellerine bırakabilir mi? Elbette bırakmaz… ABD’den ithal Kemal Derviş eliyle 2000 yılında nişasta bazlı şekere (NBŞ) boğulan ve hâlâ sancılarını çeken Türkiye, 33 fabrikasıyla yine beyaz şeker tarihi yazacak! Ümidimiz o yönde!

O zaman dostlarımız sevinsin, düşmanlarımız yerinsin! 

 

Sedat Yılmaz Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle