NBŞ’li ürünlere sigara muamelesi yapalım mı?
Şeker, temel gıda maddesi ve stratejik bir ürün. İmkanı olan her devlet şeker pancarı veya şeker kamışına dayalı şeker üretimini elinden bırakmak istemiyor.
178 milyon tonluk dünya şeker üretiminde Türkiye, yüzde 7’lik payla Rusya, Fransa, ABD ve Almanya’nın ardından beşinci sırada.
Türkiye gibi ülkeler, özellikle dış kaynaklı siyasi veya ekonomik baskılar sebebiyle nişasta bazlı şeker (NBŞ) üretimi ve kullanımı konusunda diretmelerle karşı karşıya kalabiliyor.
Maalesef ülkemiz, bahsettiğim baskılar sebebiyle gerçek şeker üretiminde zafiyetler yaşarken, nişasta bazlı şeker üretiminde kotaları sürekli artırmak zorunda kalıyor.
NBŞ sağlığa zararlı olduğu halde, pancar şekerinden daha tatlı ama daha ucuz… Sıvı olmasından dolayı taşıması kolay, düşük maliyetli. Yüksek kar getiren bir ürün olduğundan sanayinin NBŞ tercihi oldukça fazla.
Dolayısıyla Türkiye’de NBŞ’de kotalar artırılırken, yüksek kapasiteye sahip gerçek şeker üretimi hep sınırlarda tutuluyor.
ŞEKER ÜRETİMİ İLANİHAYE VE
ARALIKSIZ ARTIRILACAKSA TAMAM!
Evet, 14 şeker fabrikasının özelleştirme süreci devam ediyor. Gerekçe verimsiz üretim! Halen ülke olarak gerçek şekerde kendi kendimize yettiğimiz halde, gelecek açısından ileri sürülen gerekçeyi anlıyorum. Özelleştirmedeki maksat, ilanihaye şeker üretimini fasılasız artırmaksa tamam! Özelleştirilecek şeker fabrikalarımız yeterli kapasiteye ulaşamamış olabilir. Yani satılacak fabrikalarda şeker üretimi daha da fazlalaştırılacaksa bunu kabul ediyorum!
Bu pencereden; Avrupa şeker kotalarını kaldırarak yılda 22 milyon ton pancar şekeri üretimi hedefliyorsa, Türkiye de üretimini 5-10 milyon tona çıkarabilecek mi, ona bakıyorum!
Yoksa Türkiye, gerçek şeker üretimini askıya alıp, taşıması kolay, fiyatı ucuz nişasta bazlı şeker (NBŞ) üretimine ağırlık verip, üstüne üstlük bir de tonlarca NBŞ ithalatı yaparak şeker ihtiyacını karşılamak mı istiyor, bir de ona bakıyorum!
Fakat bu kadar hassas ve stratejik ürün olan gerçek şekerin, şeker pancarının savunması, iktidar partisi tarafından, bir muhalefet partisinin tekeline nasıl bırakılır, işte bunu anlamıyorum! Anlayamıyorum!
İlgililere buradan açıktan açığa sesleniyorum:
Efendiler, vatandaşımız şeker fabrikalarının özelleştirilmesindeki endişeleri zihinlerinden atamamış ki, “Hayvancılıkta Avrupa’nın pazarı olduk. Şimdi de nişasta bazlı şekerde ABD’nin pazarı mı oluyoruz?” sorularının cevabını verecek makamlar arıyor.
MARKET RAFINDA NİŞASTA BAZLI
ŞEKERİN GİRMEDİĞİ PAKET YOK
Geçen hafta şeker fabrikalarının özelleştirilmesiyle ilgili kaleme aldığım 3 yazı sonunda bu konuya ara verme niyetindeydim. Ancak 8 Mart sadece Dünya Kadınlar Günü değil, aynı zamanda Dünya Böbrek Günü… Haftalardır tartıştığımız şekeri, böyle bir günde yeniden gündeme taşıyayım, dedim.
Bugün şeker konusunu biraz sağlığa yönlendirmek istiyorum…
Vatandaşımız nişasta bazlı şekerin (NBŞ) ne olduğunu kavramış olsa bile karşı durma, engel olma, kullanmama konusunda zayıf bir tavır sergiliyor.
Mısır şurubu da denilen NBŞ konusunda gözlerini karartanlar, yurt dışından harıl harıl ithalat yapıyor. Bu duruma kimse mani olamıyor! Sanki NBŞ’nin gerçek şekerin yerini alması için Türkiye’de gizli bir seferberlik ilan edilmiş!
Bugün NBŞ’nin Türkiye’mizde girmediği gıda maddesi yok gibi! Nişasta bazlı şeker, doğrudan tüketilmiyor. Daha çok şekerli ürünler sanayinde girdi olarak kullanılıyor. Fransa gibi bazı Avrupa Birliği ülkelerinde NBŞ yasak. Gelişmiş ülkelerde de kullanım oranı yüzde 1’leri geçmiyor. Türkiye’mizde ise, market raflarında gördüğümüz hemen hemen her üründe yüksek oranda NBŞ var. Yalnızca tat verici değil, nemi çekme özelliği ve gıdaların raf ömrünü uzatmak amacıyla NBŞ’nin kullanılmadığı paket yok.
NBŞ ASLA MASUM BİR ŞEKER DEĞİL,
TAMAMEN SAĞLIĞA ZARARLI
Sağlığa zararlı olduğu artık ortaya çıkan nişasta bazlı şeker (NBŞ), mısır nişastasının kimyasal işlemlerden geçirilmesiyle genelde sıvı olarak elde ediliyor. Nişasta parçalanarak glikoza, glikoz da fruktoza diğer ifadeyle meyve şekerine dönüştürülüyor. Yani nişasta, glikoz moleküllerinden oluşan birleşik kimyevi bir şeker.
NBŞ’de fruktoz oranı çok yüksek. Yüzde 90’lar seviyesinde. Çay şekeri de dediğimiz normal şekerde ise, fruktoz oranı yarı yarıya, belki daha düşük…
Fruktoz masum bir şeker cinsi değil. Sağlığa zararlı. Kilo almaya, insülin direncini tetikleyerek diyabete, özellikle tip 2 denilen şeker hastalıklarına sebep oluyor.
Türk Böbrek Vakfı Başkanı Timur Erk de Dünya Böbrek Günü’nde NBŞ’yi konu edinerek, toplum sağlığı konusunda önemli uyarılarda bulunuyor, NBŞ’nin tehlikelerine dikkat çekiyor.
Timur Erk’in ifadelerine göre, pancardan üretilmiş şeker yerine NBŞ ihtiva eden paketlenmiş ve işlenmiş gıdaların tüketimi devam ettiği sürece, gelecek 10 yıl içinde sosyo ekonomik açıdan benzer ülkelerde de görüldüğü üzere çocuk obezitesi artacak ve sağlıklı nesillerin yetişmesi azalacak. Bu bağlamda diyabet, kalp – damar ve böbrek hastalıkları nedeniyle tedavi gören hasta sayısı daha da fazlalaşacak!
Madem, nişasta bazlı şekerin (NBŞ) kullanımına engel olunamıyor. O zaman sigara paketlerinin üzerinde bulunan ikaz edici yazılar gibi, NBŞ kullanılan paketlerin üzerine de “Sağlığa zararlı” şeklinde ifadeler konulmalı değil mi? Hatta sigara gibi ithalatından, kullanımına ve tüketimine kadar vergilerini de yüksek tutalım, ne dersiniz?


