--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Kilidi bu iki anahtar açar!

Sedat Yılmaz
Sedat Yılmaz

Dünkü yazımda, “Bakan Berat Albayrak’ı seviyorum” dedim ya… Bu sevgi boşuna değil! Ekonomideki manzara neyse ortaya koyuyor… Bâdireler karşısında farklı bir fotoğraf vermiyor… Zorlukların bilincinde olduğunu açıklamaktan çekinmiyor. Albayrak’ın “Ekonomimizin güçlü ve zayıf yanlarını gayet iyi biliyoruz. Biz kendi ekonomimizi güçlü kıldığımız sürece küresel ekonomik ve siyasal gelişmelere karşı direncimiz en üst düzeyde olacak…” sözleri resmen moral aşılıyor.

Albayrak’ın hazırladığı Yeni Ekonomi Programı (YEP) de öyle! Program her şeyden önce tüm sorunları kabul ediyor. Hatta enflasyonun önemli tetikleyicilerinden büyümeye bile ayar verilmiş… YEP enflasyon, istihdam, bütçe açığı, cari denge ve reel sektör üzerine oturtulmuş… Yani çözüm sunulmasa da sorunların ana merkezleri ortaya çıkarılmış… Ekonomideki tüm detayların maliye politikaları çerçevesinde izleneceği belirtilmiş… Para politikasında Merkez Bankası serbest bırakılmış…

Albayrak’ın ifadesiyle yeni süreç, temel alanlarda bu yıldan başlayarak sürdürülebilir ekonomik bir dengelenme yaşanacağının yol haritasını ortaya koyuyor. Ekonomiye karşı yaklaşım iyi... Bu bakıştan güzel sonuçlar alınabilir. Ancak, siyasetle popülizmi, ekonomiyle kişiselliği birbirine karıştırmamak kaydıyla!

Programın en çarpıcı tarafı şurası… Ekonomide sürdürülebilir ve sağlıklı bir çizgi için maliye politikalarında toplumdan, vatandaştan destek bekleniyor. Kanaatime göre, “YEP sürecinde biraz hayat kalitemizde sıkıntılar yaşayabiliriz” mesajları veriliyor.

***

Önceki OVP’lerde olduğu gibi YEP de “dengelenme, disiplin ve değişim”i esas almış… Dengelenme ve beraberinde sağlanması planlanan disiplin başlı başına “kontrollü frene basmak” anlamına geliyor. Bakan Albayrak diyor ki, “Disiplinden temel kastımız dengelenme sürecinin kamu maliyesindeki disiplin ile dengelenmesidir…” Doğru söze ne denir!

Hakikaten, büyüme konusunda 2018 yılından başlayarak 2021 yılına kadar hem de seçime giderken bir daralmayı takvimlendirmek cesaret işi! Siyasetçinin popülizmi elinin tersiyle itmesi kadar zor bir şey var mı? Ülkenin en önemli sorunu enflasyonu aşağı çekmede olaylara gerçekçi bakarken ısınmış ekonomiyi dengeli bir şekilde soğutmaya çalışmak gerçekten büyük mahâret olacak!

Maamafih 2018 yılından başlayarak 2021 yılını da içine alacak şekilde ekonominin daralması bekleniyor. Malûmunuz daralan ekonomilerde bütçeler açık verir. Açığın büyümemesi ve enflasyonun yükselmemesi için maliye, sıkı politikalar uygular ve bütçeyi dengelemeye çalışır. Hükümet, bütçe açığının kapatılması için mevcut vergi oranlarını artırılabilir veya yeni vergiler ihdas edilebilir. Bu mümkün olmazsa iç veya dış borçlanma yolu denenebilir. Ya da, siyasetçi böyle kertelerde bütçe açığını kapatmada para basmayı değil, kamu hizmetlerine zam yapmayı daha çok tercih eder…

***

Bir taraftan ekonomiyi daraltma diğer taraftan bütçeyi dengelemeye çalışırken yeni zamlar kapımızı mı çalacak, yoksa yeni vergiler veya vergi oranları mı artırılacak? Programda kamu tarafında 76 milyar liralık tasarruftan bahsediliyor ama, bu tasarruf ne kadar derde derman olacak? Vatandaşın en çok izah beklediği konular bunlar!

Keşke YEP üzerinde, biraz daha uzun süreli ve detaylı şekilde çalışma ve yaz aylarındaki yüksek volatilite bağlamında daha reel bir projeksiyon yapılabilseydi… Programda para politikaları ve maliye politikalarının eşgüdümüyle ilgili ve özellikle finans sektörüne dâir yaygın, kapsayıcı ve çözüme götürücü ifadeler yer alsaydı… Keşke ve keşke ekonomi ile hukukun birlikteliğinden ve özellikle yapısal reformlarla ilgili çalışmalardan bahsedilebilseydi!

Türkiye gibi borçlanma temelli tüketim seviyesi yüksek bir ülkede daralma yönlü politikaların ekonomiyi resesyona sokmadan nasıl işletileceği merak konusu! Dolayısıyla oluşabilecek muhtemel riskli ortamlardan nasıl çıkılacağına yönelik birkaç sayfalık bir bölüm açılabilseydi, YEP daha anlaşılır bir zemine oturmuş olabilirdi!

Yine de Uluslararası Para Fonunun (IMF) programı, Dünya Ekonomik Görünümü raporlarında güncelleyip birkaç hafta içinde değerlendirmelerini yapacaklarını açıklaması, derecelendirme kuruluşlarının da fazla tepki vermemeleri en azından YEP’in dünya konjonktüründe iyimserliğe yönelik algılandığının belirtilmesi açısından sevindirici bulunabilir.

***

Gelelim geçen Çarşamba günkü yazımda sorduğum “OVP döviz üretebilecek güce ne kadar sahip?” meselesine… Türk ekonomisinin temel sorunu döviz ihtiyacı değil mi, elbette! O zaman gerçekten OVP, diğer ismiyle YEP döviz üretme kabiliyetine ne kadar sahip?

İsterseniz konuyu sorularla açmaya devam edeyim… “Kurun ekonomiye verdiği zarar veya hasar nasıl giderilecek? Kamu veya özel kesimde döviz borçları, yükümlülükleri nasıl halledilecek? Doğrudan veya portföy şeklinde, yabancı yatırımlar ülkeye nasıl çekilecek? Türkiye yatırımlar için nasıl cazip hâle getirilecek?”…

Binâenaleyh programda cari açık konusuna değinilse de maalesef ülkeye daha fazla nasıl döviz sağlanabilir mevzuuna bir atıf, haşiye, dipnot veya eski dilde derkenar bulmak zor!

Piyasalardaki YEP’e tedirgin bakışın ana gerekçesi de zâten döviz açığına ve dolayısıyla enflasyona sebep olan yazı boyunca sıraladığım hususlar! Yüksek faiz artışına ve ardından açıklanan yeni ekonomi programına rağmen döviz ve faizlerdeki yukarı yönlü direncin sebeplerini buralarda aramak gerekir, diye düşünüyorum.

İsterseniz meselenin çözümü için özet vereyim… Hatta spot atayım… “Para ve maliye politikalarının eşgüdümle çalışması… Ekonomi ile hukukun yan yana yürümesi…” İşte bu iki yol, ekonomideki sorunların halledilebilmesinde gerçek anahtarlar…

Olay bu kadar basit ama uygulaması da o kadar güç!

 

Sedat Yılmaz Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle