--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Kılıçdaroğlu, faizsiz sisteme “evet” de sana helal olsun!

Sedat Yılmaz
Sedat Yılmaz

O

kuyucularımız “Bu faiz konuları bıktırdı” diye mesajlar gönderse de galiba böyle giderse birkaç yazı daha kaleme alacağız…

“Niye?” diyeceksiniz…

Biz Katılım Bankaları, bankaların Kurban Kredileri konularını gündeme taşıdığımız günlerde, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Gelibolu’da partisinin düzenlediği Adalet Kurultayı’ndaki konuşmasında kendine has polemikleri sıraladı, durdu…

Siyaset yapmak istemiyorum, aslında polemiğe girmek hiç istemiyorum…

Ancak koca bir siyaset adamına da bu sözleri yakıştıramıyorum…

Kılıçdaroğlu o kurultayda hükümete hitaben, “Son 15 yılda ülkenin insanlarının cebinden alınıp faiz lobisine ödenen miktar 142 milyar dolar. Atletimle uğraşacağına 142 milyar doları ülkenin çiftçisine, köylüsüne, emeklisine versene”  dedi!..

Bir kere Kılıçdaroğlu’nun verdiği bu rakam doğru değil…

İkincisi, bahsedilen dönemlerde faiz ödemeleri daha fazla… Rakamları verirsek bu iş uzar gider…

***

Her neyse… Gelelim Kılıçdaroğlu’nun 142 milyar dolar açıklamasına…

Hadi, hükümet 15 yılda 142 milyar dolar faiz ödedi diyelim… Yahu, devletin aldığı, borçlandığı paranın önceki yıllara yayılan bir geçmişi var… Hazine’nin borçlanma takvimi var… Yıllık bütçe hesaplamaları var… Kasanın, bütçenin dönmesi için yapılması gerekenler var!..

“Bekara eş boşamak kolay!” demeyeceğim, ama kalkıp “Bu 142 milyar doları faiz lobisine vereceğine, çiftçiye, köylüye, emekliye versene!” diye polemik yapıldığında samimiyetten uzaklaşıldığını söylemeden de geçemeyeceğim…

CHP iktidarda olsa sanki bu 142 milyar doları faiz lobisine  vermeyecek! Elbette verecek… Öyle veya böyle verecek!

***

Dizlerimizi dövüyoruz… Maalesef ki maalesef, devlet bir kere faize bulaştırılmış… Ekonominin çarkları faizle döndürülüyor… İş bu kadar açık!

Türkiye 15 yıl öncesinde bir yazarımızın dediği gibi ahbap çavuş kapitalizmi ile yönetiliyordu… Bu onun sıkıntıları…

Dolayısıyla bugün “Kim ne veriyorsa ben 5 lira fazlasını veriyorum” diyen bir yönetim anlayışının sancılarını çekiyoruz…

Ardı ardına sıralanan koalisyon hükümetleri dönemlerinde soyulan bütçelerin bugün hala sorunlarını yaşıyoruz…

Kılıçdaroğlu da kalkmış, “AK Parti hükümetleri son 15 yılda faiz lobisine 142 milyar dolar ödedi. Bunu çiftçiye, köylüye, emekliye versene” diyor...

Sayın Başkan bırakın polemiği!.. Hele popülizmi hepten bırakın! Haydi 142 milyar dolar çiftçiye, köylüye, emekliye verildi, diyelim... Devletin geçmiş yıllardan gelen borcu ne olacak? Devlet, “Borçlarımı ödeyemiyorum. İflasımı açıklıyorum” mu diyecek?

O zaman siz söyleyin, borcun günü geldiği zaman devlet ne desin?

***

Kılıçdaroğlu’nun kafasında IMF’den borçlanma var. Kolaycı siyaset... Al parayı IMF’den... Borçlan da borçlan... Borcu ödeyemeyince kaç!.. 

Türkiye’de artık öyle bir siyasi anlayış yok!

Bak, adamlar “babalar gibi” 2002 yılından bu yana tek başlarına iktidarda... Bütçede dengeyi kurarken diğer taraftan ekonomiyi büyütüyorlar. Ama bu büyümeyi de borcu azaltarak yapıyorlar…

Ey Kılıçdaroğlu, girdiğiniz 8 seçimi de kaybettiniz! Kılıçdaroğlu, size bir dost tavsiyesi. Artık konuşmayın. Konuştukça batıyorsunuz...

***

Kılıçdaroğlu isterseniz kısaca maziye bakalım...

1992-2002 yılları arasında genç emeklilik sistemini kolaylaştıranlar siyasi emelleri uğruna sosyal güvenlik açıklarıyla az daha devleti batırıyorlardı.

Burada sizin de imzanız ve dahliniz var... İnkar edemezsiniz… 1999 yılında dönemin Başbakanı Bülent Ecevit, IMF’den 6,6 milyar dolar faiz karşılığında 57,2 milyar dolarlık destek kredisi aldı da devleti soluklandırdı… Fakat bu IMF parası, dolar üzerinden yüzde 12 ile en yüksek borçlanma olarak da tarihe geçti, biliyorsunuz…

AK Parti IMF’ye olan borcu 2008 yılında ödeyip anlaşmayı uzatmayınca, ülke içinde yuvalanmış faiz lobisi hükümete karşı cephe aldı…

Bugün “142 milyar dolar faiz lobisine gitti” diyorsunuz ya, o zaman faiz lobisi ile birlikte hareket edip AK Parti hükümetini yıpratmak için hukuki, siyasi, ekonomik elinizden geleni ardına koymadınız…

Hatırladınız değil mi?
Bunlar yakın tarih… Vatandaşın da unuttuğunu zannetmiyorum…

***

O zaman ben de, “Ey Kılıçdaroğlu haydi şu faiz belasını hep birlikte ülkeden kovalım. Ekonomide faizsiz sisteme geçelim… Destek olur musun! Faizsiz sisteme var mısın? Faizsiz sisteme ‘evet’ de sana helal olsun!” desem, ne karşılık alırım acaba?

Alacağım cevabı söyleyeyim…

“Destek olamam! Ben yokum!”

Kılıçdaroğlu, kilometrelerce yol yürür ama ülkeyi batıran faize bir çift laf edemez!.. Çünkü Kılıçdaroğlu’nun da yapacağı bir şey yok! Sistem, düzen bu şekilde kurulmuş… Bu şekilde işliyor… Kimseye de racon kesmiyorum...  Fakat asıl raconun millet tarafından kesileceğine inanıyorum...

***

Vatandaş sadece son 15 yıl değil, yıllardır faiz yükünü çekiyor. Faiz lobisinin çanağına yıllardır milyar dolarlar taşınıyor. Türkiye hukuk devleti, anlaşmalarına her zaman sadık! Elbette borcunu ödeyecek...

IMF faizini, borcunu nasıl ödemişse, yakasından atmışsa şu andaki mevcut faiz ve borcun da hakkından gelecek. Belki de beklenmedik şekilde faizi rafa kaldıracak, vatandaşa da gerekli desteği, ödemeyi yapacak...

Çünkü bu devletin ve hükümetlerin görevi!..

***

Geçen yazılarımda da bahsettim:

Bana sorarsanız, önemli olan devleti tamamen faizden ve faiz lobisinden kurtarmak! Dolayısıyla devleti yönetmeye talip olanlar, “Devleti faizden nasıl koruruz, faizsiz sistemi nasıl kurabiliriz” diye projeler üretmesi lazım!... Cari açık, bütçe açıkları dış tasarruflarla borçlanarak finanse edilmemeli…

Bunun da gerçek ve doğru yolu faizsiz ekonomiden geçiyor… Ancak, adım gibi biliyorum, Kılıçdaroğlu faizsiz sisteme de karşı çıkar! Muhalefet eder…

Çünkü asli işi ana muhalefet!

 

Sedat Yılmaz Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle