--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

İşsizlik fonunu odalar kullansa nasıl olur?

Sedat Yılmaz
Sedat Yılmaz

İstanbul Ticaret Odası (İTO) başkan ve yönetim kurulu seçimlerine sayılı saatler kaldı. 14 Nisan ile birlikte yeni başkan ve yönetim kurulu ilk günden kolları sıvayarak, ekonominin öncelikli meselelerini masaya yatırıp ülkeyi 2023 yılına hazırlayacak yeni uygulamalarını kamuoyu ile paylaşacak ve tarih vererek projelerini sahaya indirecek… Beklentimiz bu yönde!

İşte bu meselelerden biri belki de en önemlisi, o kadar çabaya ve seferberliğe rağmen 1980 yılından bu yana giderek kronik hale gelen istihdam sorunu… Bir başka ifadeyle işsizlik…

Hep söylüyoruz ya, ikiz açıklara dikkat, cari açık (döviz açığı) ve bütçe açığı kesinlikle bir araya gelmemeli, diye. Aslında cari açık ve bütçe açığının yanında bir başka ikiz açık grubu daha var…

İkizlerden biri, çoğu zaman yazılarıma konu ettiğim ve “Bu millet bu işi bilmiyor” diye hayıflandığım tasarruf açığı… İkincisi de, ileriki günlere saklayarak bahsedeceğim üretim açığı… O günlerde üretim açığını yazıya döktüğümde, “Allah Allah bu da nereden çıktı?” diye sormayacaksınız bile… Sorunun çarelerini bulma konusunda yazının altına belki de görüşlerinizi sıralayacaksınız…

İşte enflasyonu ve faizleri düşürecek, ülkeyi kısır döngüden kurtaracak üretim, aslında ekonominin temel dinamiklerinden… Bilindiği üzere ekonominin iki temelinden biri üretim yani arz, diğeri ise tüketim yani talep… Eğer üretim konusunda açığınız varsa, başta içinde enflasyon ve faizlerin de olduğu makro ekonomide sorunlar yaşıyorsunuz, demektir.

İŞSİZLİK MİKRO SEVİYEDE ÇÖZÜLEBİLİR

Söz konusu açığı kapatmanın yolu; istihdamdan, işsizlik sorununu her yönüyle köklüce ve mikro seviyede çözmekten geçiyor... Dolayısıyla istihdam veya işsizlik meselesinin gerçek muhatabı da ticaret ve sanayi odaları olmalı… Fakat siyasi erkin de istihdam konusunda ticaret ve sanayi odalarını yalnız bırakmaması, kanun, mevzuat, vergi, sübvanse gibi teşviklerle iş dünyasını desteklemesi gerekiyor…

Hükümetin bu zamana kadar sayısız şekilde açtığı teşvik ve destek paketlerinin ana gayesi üretimi artırmak, üretim açığını yok etmek değil mi? Elbette öyle!

Ticaret ve sanayi odalarının söz konusu teşvikler dahilinde işsizlik sorununu makro seviyeden mikro seviyeye indirme konusunda daha verimli çalışacağını ümit ederek, İstanbul Ticaret Odası (İTO) yeni yönetiminin de, konuyu en üst seviyede ele alacağından hiç kuşku duymadığımı şimdiden ifade etmek istiyorum…

BÜYÜRKEN İŞSİZLİK NİÇİN DÜŞMÜYOR?

Türkiye’de istihdam sorunu maalesef 38 yıldır çözülemiyor. İşsizlik giderek artan bir ivme kazanıyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 16 Nisan’da yeni verileri açıklayacak ama kabaca da olsa 10 yıllık periyotlarda ortalama işsizlik oranlarına bakalım…

1980 ile 1989 yılları arasında ortalama işsizlik oranı yüzde 7,7… 1990 ile 1999 arasındaki oran yüzde 7,6… 2000 – 2009 yılları arasındaki oran yüzde 9,1 ve 2010 – 2016 arasındaki işsizlik oranı yüzde 9,8… Bugün itibariyle ise ortalama yüzde 10’a oturmuş durumda!

Ekonomi kaidelerine göre genellikle büyümeler yükseldikçe işsizlik oranı düşerken son yıllarda yüksek büyümelere rağmen işsizlikte gerilemeler görülemiyor.

Söz konusu rakamlarda gözlenen, ekonomide büyüme var ama işsizlik de artıyor. Maliye Bakanı Naci Ağbal bunun sebebini, “Türkiye’de istihdam artıyor. Çalışan nüfus sayısı artıyor, istihdama katılım oranı artıyor. Ama biz bu artışa yetecek kadar istihdam üretemiyoruz” ifadeleriyle açıklıyor.

İŞ VAR ÇALIŞACAK İNSAN BULAMIYORUZ!

Bakan Ağbal, tabii gereken istihdamı üretememenin sebeplerini sıralamıyor. Ancak işin püf noktası da burada… Dünyada ve yurtiçinde yaşanan siyasi ve ekonomik olumsuzlukların elbette işsizliği tetiklediği doğru. Fakat buna rağmen istihdam piyasasının işsizlik üretmeyen bir yapıya dönüştürülmesi için eğitim başta olmak üzere orta ve uzun vadede yapılması gerekenler olduğu da bir gerçek.

Sektörlerdeki dönüşümle birlikte siyasi ve ekonomik olumsuzlukların işsizliğe yol açtığına dair bir diyeceğim yok. Ama yeniden yapılanma ve oluşan bunalımlar çerçevesinde işsizlik üreten gelişmeler de can sıkmıyor değil… Şöyle ki, TÜİK ve TESK verilerine göre, son 10 yılda 1,5 milyon esnaf işletmesi için kapanış vermiş. Yine son 5 yılda (2011 – 2016 arası) 735 bin esnaf işletmesini sonlandırmış… 164 bin işveren de fabrika veya atölyesini kapatmış…  

Ama asıl işsizliğin çözümü işverenlerin “İş var, çalışacak insan bulamıyoruz” sözlerinin altında yatıyor. Neticede işi onlar veriyor… Haklılar… Yani işveren, “İşçi ile işi buluşturmada sıkıntılar yaşıyoruz”, demek istiyor.

İşsizlik fonu bugün işverenin sırtında büyüyor mu, evet… Fon, 2017 yılı sonunda 117 milyar liraya ulaştı mı, evet… İşsizlik fonuna maaş ödemesinden başka işlevler de yüklenebilir mi, evet… O halde işsizliği önlemede, işsizlik fonu niçin gereği üzere kullanılmıyor?

Tahminim, işsizlik fonu işsizlere maaş ödeyen değil de, işsizliğe çözüm olacak bir yapıya kavuşturulsa belki daha faydalı olacak.

Hatta yönetimi ve icrası bakanlıkta olması kaydıyla kullanımının ticaret ve sanayi odalarına ait bir işsizlik fonunun, istihdam piyasasını kısa sürede toparlayacağı ve işsizliği önleyip sürdürülebilir, nitelikli bir iş piyasası oluşturacağı yönünde kanaatim yüksek…

Yeni seçilecek oda yönetimlerine bu konuda şimdiden hayırlı olsun demek lazım mı, bilemiyorum!

 

Sedat Yılmaz Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle