İki yüzlü politikalarıyla dünyayı oyalıyorlar!
Dünya bugünlerde sera gazı kaynaklı zihinleri karıştıran bir tartışma yaşıyor.
ABD Başkanı Donald Trump, 2015 yılında 195 ülke tarafından imzalanan Paris İklim Anlaşması’nı tanımadığını açıkladı.
Dünyayı en fazla kirleten ABD, anlaşmayı reddederek dünyayı daha fazla kirleteceğini açıkça ilan etti. Trump, sözüm ona, Paris İklim Anlaşması’nın ülkesini ilerleme yolunda olumsuz etkilediğini ileri sürdü, kendini savundu...
***
Tabi, Trump’ın yaptığı bu açıklamanın ardından tepkiler gecikmedi… Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ABD Başkanı Trump’ın Paris Anlaşması kararını ilgi çekici bir cümle ile yorumladı: “Trump’ı yargılamayacağım. Çünkü kararı veren Obama idi…”
Haydi buradan yak! Putin aslında, “Bu ABD’nin devlet politikası”, demek istedi.
Yine dünyayı en fazla kirleten ülkeler arasında yer alan Almanya da Trump’a karşı güya tepkili… Angele Merkel de, “ABD’nin kararı hayal kırıklığı. Şaşırdık kaldık. Biz dünyamızı korumak için mücadeleye devam edeceğiz…” dedi.
Yine dünyayı en fazla kirleten Çin’in Başbakanı Li Keqiang de, son Almanya gezisinde, Paris İklim Değişikliği Anlaşması’ndan çekileceğini açıklayan Trump’a “Uluslararası sorumluluklar ne olacak?” diye sordu.
Çin hemen, ABD’nin bu kararına karşı Avrupa Birliği (AB) ile ortak bir uzlaşma içine girdi!
***
Dünyayı en fazla kirletenler ve insanlığa hayatı zehir edenler orta sahada top çeviriyorlar!
Sormazlar mı, “Hani 1997 yılında imzaladığınız Kyoto Protokolü nerede”, diye.
O zaman ipe un sermeyin, haydi uygulayın!
Kyoto’dan sonra 2009’da Kopenhag, 2011’deki Durban konferanslarında niçin sonuç alınamadı? Yine Kyoto’nın ardından 2015 Paris İklim Anlaşması nereden çıktı? Bu anlaşma niye imzalandı? Kyoto yetmiyor muydu? İş, Paris anlaşmasıyla niçin 2020 yılına havale edildi?
Bırakın bu işleri... Bir de “Dünya ısınmasını 2 derecenin altında (well below 2c) tutacağız” diye cümle aleme yalan söylüyorsunuz!
***
Efendim, işin aslı şu:
Birinci sanayi devrimiyle birlikte dünyayı 1 derece ısıtan, peşinden sanayi atıkları ve kirli icraatlarıyla dünyayı çöplüğe ve cehenneme çevirenlerin bir kısmı timsah gözyaşlarıyla günah çıkarmaya, diğer kısmı ise muhalif görünmeye çalışıyor. Yani iyi polis, kötü polis oyunu!
Bunun başka bir açıklaması var mı, yok!
***
Asıl ABD ile birlikte dünya enerji politikalarına yön vermek isteyen büyük güçlerin düşüncelerinin arkasında ne var, ne yok, bunu bilmek lazım!
Peygamber Efendimiz, insanları Hak Din “İslam”a davet ederken, o günün müşrikleri “Bizi atalarımızın dininden mi döndüreceksin” diye vahşeti aratmayan tepkiler göstermişlerdi.
Bugünün müşrikleri de farklı değil.
İnsanlığın felaketine aldırış etmeden eski vahşi alışkanlıklarını devam ettirmek istiyorlar.
Bu müşrikler, dünyada yakmadık, yıkmadık yer, öldürmedik insan, yok etmedikleri millet bıraktılar mı, hayır!
Bugün her alanda olduğu gibi enerji kaynaklarında da ciddi değişimler yaşanıyor. Nitekim enerjide de yaşanan “Düşük karbonlu ekonomi” değişimini işlerine gelmediği için kabul etmede zorlanıyorlar… Çirkin politikalarıyla hükümranlıklarını sürdürme peşindeler.
***
“Düşük karbonlu ekonomi” dünya için artık olmazsa olmaz…
Bugün özellikle gelişmişlere karşı bağımsızlıklarını tamamen elde etmek isteyen gelişen ülkelerde bu değişim ve dönüşüm üst perdede yürütülüyor. Gelişen ülkeler güneş, rüzgar ve jeotermal gibi yenilenebilir enerji kaynaklarına büyük yatırımlar yapıyor… Hatta temiz kömüre dayalı yeni girişimler dahi söz konusu.
Düşük karbonlu ve iklime dirençli bir kalkınma modeli bugün bütün dünya için hakikaten çok elzem… İnsanlığın geleceği için çok önemli...
İşte ellerindeki geniş kaynakları bırakmak istemeyen, dünyadaki bu değişim ve dönüşüm karşıtı bağnaz baskıcı müşrikler, ne Kyoto’yu, ne Kopenhag’ı, ne Durban’ı ne de Paris’i tanıyor!.. İki yüzlü politikalarıyla dünyayı oyalıyorlar…


