Hem Allah razı olsun hem de kul razı olsun!
T
ürkiye’nin sadece yüksek tasarruflara değil, hayal gücüne de çok ihtiyacı var…
Bilgi bankalarımız var, kan bankalarımız var, teknoloji bankalarımız var…
Burada sayamayacağım kadar hayata dair bankalarımız mevcut…
Ancak bir hayal, bir düş ve bir düşünce bankamız, kuruluşumuz yok!
Nerede think-tank müesseselerimiz, nerede?...
Şöyle bir tasavvur edin!..
Dünyanın gördüğü her büyük başarı önce bir hayal değil miydi?...
En büyük çınar bir tohumda, en büyük kuş bir yumurtada gizli değil mi?
İşte akıllı telefonlar…
Uzay yolculuğu… Yeni yeni teknolojiler, icatlar…
Hepsi birer hayalin ürünü…
***
Çoğu zaman hayaller başlangıçta imkansız gibi görünür. Fakat yeterince istekli olunursa sonunda kaçınılmaz olur…
Dolayısıyla ayaklarımızı yerde tutalım ama yıldızlara uzanmaya da devam edelim…
Çünkü gelecek hayallerin peşini bırakmayanların olacak…
Değişime kapalı, hayallerden uzak, birilerinin ürettiği ile yaşamaya çalışanlar bu yolda yaya kalacak…
Tarih 11 Mart 2000…
Sabancı Holding’in o tarihte tepe noktasındaki merhum Sakıp Sabancı GSM ihalesine yani cep telefonu teknoloji ihalesine girmemekle ne kadar büyük hata yaptığını söylemiş ve pişmanlığını “Yanıyorum ağam!” sözleriyle ifade etmişti… Merhum Sabancı’nın, o günkü halini anlatan, “Şimdi arkama bakıyorum, ne kadar yanlış yapmışım, ne kadar dar görüşlüymüşüm diyorum. Meydanı iki kişiye bırakmışım, hata yapmışım. Yanıyorum ağam! Yanıyorum ağam!” sözleri ne kadar manidar değil mi!..
***
Bir hayal inşa edersen hayal de seni inşa eder…
Bu sözü marka şirketler üzerinde yorumlayın, bakın neler göreceksiniz…
Elin oğlu, bizleri düşündürmemek, hayal kurdurmamak için elinden gelen her türlü engellemeyi yapıyor! Biz de onlara kanıp, onların ürettiklerini tüketen makineler haline dönüşürken, üretim yapmaya çalışanlara da set üstüne set kuruyoruz. İşin gerçeği bu…
Demişler ki, büyük şeylerin hayalini yaşa ki, hiç olmazsa daha küçük şeyleri yapma imkanı bulursun…
Göz bozukluğu belki görülen şeyleri sınırlar, vizyon bozukluğu ise yapılacakları…
Bernard Shaw da hayal konusunda şu ifadeleri kullanmış…
“İnsanlar olmuş olanlara bakarak ‘Neden?’ diye sorar… Ben ise olmamış şeyleri düşünerek, ‘Neden olmasın?’ diye sorarım…”
Gördünüz mü ince ayrıntıyı!..
Ayda yürüyen astronot Neil Armstrong da farklı söylememiş…
“Bu bir adam için ufak ama insanlık için çok büyük bir adımdır”
Daha ne diyeyim…
Diyeceğim son söz, “Hayal edebilenler için hiçbir yer fazla uzak değil…”
***
Katılım Bankacılığının ekonomi hakimiyeti bugün bir hayal gibi görünse de aslında gerçeğin (taa) kendisi… Burada önemli olan hayali gerçeğe çevirmek…
Hiç kimsenin şüphesi olmasın!...
İnsanı ve insani hayatı merkez olarak alan Katılım Bankacılığı, iyice azan ve insanlığın sonunu hazırlayan kapitalist sisteme karşı bir güneş gibi doğuyor…
Başta Bireysel Emeklilik Sigortası (BES) olmak üzere, diğer tüm sigortacılık alanlarına yönelik yeni ürünler ihdas edeceğine inandığım Katılım Sektörü’nün, bir müddet sonra da Türkiye’de tüm ekonomiye ve ticarete hakim olacağını buradan tekrar tekrar belirtmek istiyorum…
Çünkü, “Alışveriş ve mal alım satımı da faiz gibidir” diyenlere karşı, Allah alışverişi helal, faizi haram kılmadı mı? Elbette haram kıldı… Dolayısıyla bu büyük görevi yerine getirmek hepimizin görevi…
O halde Katılım Bankacılığı, insanların her ihtiyacını düşünerek oluşturacağı yeni ürünlerle faizi reddeden sistemi, hukuku da arkasına alarak en mükemmel şekilde (vaz’) etmeli diyorum…
***
Bu cümleleri sarfederken boşuna yazmıyorum…
Çünkü Katılım Bankacılığı sektörü yöneticileri de düşüncelerimden farklı şeyler söylemiyor. Şöyle ki…
Ziraat Katılım Genel Müdürü Metin Özer, uluslar arası ortaklar tarafından faizsiz finans sistemine likidite sağlamak ve yatırım bankacılığına yoğunlaşmak üzere kurulması planlanan Megabank’ın İstanbul merkezli olarak faaliyete başlaması yönünde ülke olarak yoğun çalışmalar içinde olduğunu açıkça belirtiyor… Söz konusu çerçevede İstanbul Finans Merkezi’nin dünyanın finans merkezleriyle rekabet edebileceğinin altını çizen Metin Özer, özellikle Megabank projesinin İstanbul’da hayat bulmasının İstanbul’a uluslar arası finans alanında adını bir kat daha üst sıralara yazdıracağını ifade ediyor, ve sözünün devamında genç, eğitimli ve girişimci ruhlu Türk milletinin verdiği güçle Türkiye’nin bölgesinde ve uluslar arası alanda lider ülke olarak 2023 hedeflerine ulaşacağını kaydediyor…
Vakıf Katılım Genel Müdürü İkram Göktaş da, katılım bankalarının bankacılık sektörü içindeki payını 2025 yılında yüzde 15’e çıkarmak gibi bir çalışma içerisinde olduklarını, Türkiye Katılım Bankacılığı Strateji Belgesi’nde ortaya konan bu hedefin sağlayacağı büyüme ile 2025 yılında aktiflerin 300 milyar dolara, katılım fonlarının da 181 milyar dolara ulaşacağını ifade ediyor.
***
Kuveyt Türk Genel Müdürü Ufuk Uyan ise Katılım Bankacılığında yeni stratejiden bahsederken uzakta olmayan bir tehlikeyi de haber veriyor!..
Uyan diyor ki, “2025 yılı hedefimiz sektörde yüzde 15 paya ulaşmak. Ancak burada bir noktayı kaçırmamamız gerekiyor. Öngörülen tarihlerde sektör olarak hedeflerimize ulaşabiliriz, lakin şurası muhakkak ki katılım bankalarının bu hedefe ulaşmak için hizmet modeli olarak konvansiyonel bankalara yaklaşmasını ve onlara benzemeye çalışmasını hiç arzu etmeyiz”…
Elbette, yeni Türkiye’nin yeni bankacılık sisteminde Katılım Bankacılığı’nın konvansiyonel bankacılıkla uzaktan yakından alakasının olmaması gerekiyor…
Gerekiyor ki, hem Allah razı olsun, hem de kul razı olsun!


