Hata yapacak ne vakit ne de şansımız var!
Merkez Bankası, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) veya finansal piyasalar zaman zaman topa girecek olsa da ekonomi bundan sonra tamamen hükümetin uhdesinde… 20 Eylül’de Maliye ve Hazine Bakanı Berat Albayrak tarafından açıklanacak Orta Vadeli Program (OVP) mezkur geleceği net olarak gösterecek.
Dolayısıyla hükûmet, açıklayacağı OVP ile Türkiye’nin 2020 yılına kadar nasıl bir ekonomi ve maliye politikasına sahip olacağını ve buradaki direncini tüm dünyaya açıkça ilan edecek.
Bilhassa bütçe ve cari dengedeki yol haritasının, tüm riskler de göz önüne alınarak şeffaf rakamlarla ortaya dökülmesi, yatırımcılar için önemli bir ışık olacağı kanaatindeyim…
***
Özetle, yatırımcının görmek istediği üç husus var…
Birincisi, dış politikada diplomatik sorunların minimize edilmesi… İkincisi, 2009 ile 2014 yılları arasında dünyadaki para bolluğunda agresif yatırımcı bir politika izleyen Türkiye’nin, paranın azaldığı, enflasyon ve faizlerin yükseldiği bugünkü dünya ölçeğinde ekonomide nasıl bir yatırım stratejisi izleyeceğini göstermesi… Burada da özellikle yatırım konusunda Türkiye Varlık Fonu’na büyük görev düşüyor.
Üçüncüsü ise Mart 2018 mahalli seçimlerine giderken iktidarın mali genişlemeye ve popülist yaklaşımlara yanaşıp yanaşmayacağı… Tabii ki, siyasi popülist davranışlar para ve maliye politikalarının dengesini bozacağı gibi OVP’ye de darbe vurabilir!
Demek istediğim, eğer hükümet bu üç hususu en azından önümüzdeki 2-3 yıl sağlam tutabilirse yaşanılan zorlukları daha kolay aşacağımızı düşünüyorum. Söz konusu dönemde siyaset, ekonominin önüne geçerse inanın siyasi istikrar da zora girebilir!
***
Diğer taraftan Merkez Bankası’nın (MB) son 625 baz puanlık faiz artırımı yatırımlar açısından elbette sorunlu bir adım…
Ama fiyat istikrarının azaldığı, risklerin arttığı ortamda yapılacak fazla bir şey de yoktu… Önemli olan bundan sonra para politikalarında atılacak adımlar…
***
Bu noktada bir hatırlatma yapmamız lazım.
Şayet siz GLP üzerinden para politikasını sıkılaştırırsanız, işin sadece faizle çözüleceğine inanırsanız son dönemde enflasyon üzerinde etkin olan gıda fiyatlarındaki artışı göremezsiniz…
Dar hareket alanınıza rağmen enflasyondaki artışı durdurmanın yolu enstrümanları çoğaltmak ama daha çok maliye politikalarına yakın durmak, gerektiğinde uyarıcı olmak değil mi?
Ülkemizde enflasyondaki temel nedenin, döviz kuruna bağlı üretim kaynaklı olduğundan sürekli bahsediyoruz… Ayrıca işletmelerin fon ihtiyacını yüksek faizlerle karşıladığını da biliyoruz… Diğer taraftan yapısal sorunlar da enflasyonu tetikleyen unsurlar arasında…
İşletmelerin borçlanma üzerine kurdukları finansman ihtiyacı kuru, faizi ve enflasyonu bir sarmal sorun şeklinde sürekli önümüze koyuyor. Ağustos ayındaki üretici fiyatlarındaki yüzde 32’lik artışı hep birlikte yaşadık ve gördük… Şimdi bu fiyat artışları Eylül’deki manşet enflasyona yansıyacak…
Enflasyon ve faizi düşürmenin başlıca yolu borçlanma ihtiyacının azaltılması… Kamu borçlu, özel sektör kamudan çok daha borçlu… Ama tekerin de dönmesi lâzım… Böyle ortamda gelin işin içinden siz çıkın!
Artık hata yapacak ne vakit var, ne de şans!.. İşte Orta Vadeli Program (OVP) hem para hem de maliye politikaları açısından bunun için önemli!


