“Hamburg’u yakın” demedik ama bu yangın nereden çıktı!
Dünyada G20 diye bilinen ve içinde Türkiye’nin de bulunduğu zengin ülkeler Almanya’nın Hamburg şehrinde 2 gün boyunca oturdular, “terörle mücadele, küresel büyüme, serbest ticaret, istihdam, kadınların güçlendirilmesi, dijitalleşme, Afrika ile ortaklık, göç ve sağlık” konularında sorun çözmek için anlaşma zemini aradılar…
İşbirliği ve mezkur sorunların çözümleri konusunda ülke başkanları ne kadar zemin buldu bilemem ama, bildiğim birşey var ki, bu 2017 Hamburg G20 toplantısı aile fotoğrafı çektirmekten bir adım öteye gidemedi...
Liderler lüks otellerde konakladılar...
Yediler, içtiler, gezdiler, tozdular, dolaştılar...
Tokalaştılar... Hal hatır sordular... Maalesef ikili görüşmelerden daha fazla ileri gidemediler...
İlerisi?...
İlerisi o kadar...
İncir çekirdeğinin içini dolduracak küçücük bir ilerleme bile sağladıklarından emin değilim...
Çünkü G20’ye gelenler zaten sorun çözmek için değil, rutin toplantılarını devam ettirmek için biraraya gelmişler...
Liderler, dünyada yaşanan sorunları el ucuyla tutup “Aman bir dahaki Arjantin toplantısında biraraya gelir yine konuşuruz” havasıyla yaklaşım sergileyip yanan Hamburg sokaklarından son havadisleri dedikodu niteliğinde konu edinmiş durmuşlar...
G20 olayı bu kadar...
İlerisi gerçekten yok...
“Niye?” diye soracaksınız...
İşte buyrun!..
Bir an bile olsa Suriye’de kan durdu mu, hayır... Türkiye’ye ve İslam dünyasına yönelik terör saldırıları hız kesti mi, hayır... Terör kaynaklarını ve terörü dünyanın gözünün içine baka baka destekleyen Avrupa ve ABD başta olmak üzere terör destekçisi ülkelerden terörle ilgili manşet açıklamalar duyabildiniz mi, hayır...
Eee, hani bu liderler zirvenin ilk günü “terörle mücadele”yi konuşacaklardı... Hani çözüm bulunacaktı? Hani terörün finansmanı masaya yatırılıp, önlemler alınacaktı? Boş, tamamen boş..
Konuştular da ne oldu?...
Dut yemiş bülbül gibi iki kelam edebildiler mi?... Yine hayır... Yahu, terörü destekleyenler, terörle mücadele konusunda ne konuşabilir, ne diyebilir? Hamburg yanarken, “Arkadaş biz Hamburg’u yakın demedik ama, bu yangın nereden çıktı? Sorumlusu kim?” diye 2 gün boyunca kendilerine sorup durdular ve medeni Avrupa’nın (!) ortasındaki terörle vakit geçirdiler... O kadar... Evet işte G20 olayı bu...
Liderler aile fotoğrafı çektirdikten sonra “Haydi oturalım, şu dünya ticaretini konuşalım... Küresel büyümedeki durum ne, serbest ticareti sağlayıp insanlara mutlu, mesut bir hayat yaşatabilecek miyiz?” diye dertlenip 2 gün içinde 2 dakika görüş alışverişinde bulunabildiler mi?... Nerede?... Ara da bulasın!
Zirvenin başladığı gün, serbest ticaret konusunda ülkelerin anlaşmaya vardığı iddia edildi. Anlaşmaların nasıl olacağı, serbest ticaretin mahiyeti metinlere doğru dürüst yansıdı mı? Hayır..
Liderlerin “Dünyayı sen daha fazla kirlettin, yok ben kirletmedim” diyerek iklim toplantılarında yumruk yumruğa girdikleri yolunda duyumlar almadık mı?… Aldık...
Geçtik serbest ticareti, iklimi, “Haydi arkadaşlar, vallahi de billahi de bundan sonra dünyayı kirletmeyeceğiz” diyebilen bir ülke lideri ortaya çıktı mı? Tabi ki hayır…
Ey ABD, ey Almanya, ey Fransa, ey İngiltere, ey Çin ve diğerleri neredesiniz... Toplanmakla sorunlar çözülmüyor... İcraat lazım, icraat...
Şimdi gelelim son güne... Yani düne...
Peki o zaman “Afrika’ya Ortaklık, Göç ve Sağlık” temalı toplantılarda ne konuştunuz?
Zirvede, “Afrika’yı daha fazla nasıl sömürebiliriz? Ellerindeki son kalan mala, mülke, madenine, cevherine, varına, yoğuna nasıl çökebiliriz” başlıklı seminer ve paneller mi düzenlediniz? Yoksa müstevli emellerinizle, “Dinlerimizi, mezheplerimizi, inançlarımızı masum Afrika’ya daha fazla nasıl yamayabiliriz? Bize uymayanları, tabi olmayanları nasıl yok edebiliriz, öldürebiliriz?” mi dediniz?...
Yaklaşık 100 ülkeden o kadar temsilci, delege, ziyaretçi, 5 bine yakın gazeteci, binlerce polis, güvenlik görevlisi Hamburg’taki G20 toplantılarına akmış da akmış… O kadar insan ter dökmüş... Yazık, yazık… Bu kadar kadar emeğe, masrafa, mesarife, zamana, zemine yazık…
Anlaşıp sorun çözmek yerine ferdi mesajların arkasına sığınarak sadece kendini düşünen devletlerle dünya nereye kadar gidebilir, bir düşünün!


