Girdi maliyetlerine bir çare yok mu!
Bugün size bir iyi, bir kötü haber...
İmalat PMI son 6,5 yılın en yüksek seviyesinde...
Sanayi çarkları hızlandıkça hızlanıyor...
Kötü haber ise enflasyon...
Enflasyondaki fotoğrafta aslında fazla bir değişiklik yok!
Artışlar yine can sıkıyor...
Geçen aylarda yazdıklarımı tekrarlamamak için adeta kılı kırk yarıyorum...
Fakat tekerrürden kaçmanın yolunu bulmak da hakikaten tekeden süt çıkarmaya benziyor.
***
İyi haberden başlayayım...
Temmuz ayında 53,6 olan imalat PMI endeksi Ağustos ayında 55,3’e yükseldi...
Bunun anlamı son 77 ayın en yüksek seviyesi demek...
İmalat PMI endeksi eşik değeri olan 50 puanı aşmış ve 55’lerin üzerinde ciddi bir yerde taht kurmuş...
Daha anlaşılacak şekilde belirtecek olursak, imalat sektöründeki büyüme son 6,5 yılın en hızlı trendine ulaşmış, üretim, yeni siparişler ve istihdamda beklenmedik bir yola girmiş...
Özetle, İSO imalat PMI endeksine göre yeni siparişler büyümesini bu yıl altıncı aya taşıdı. Üretim de ardı ardına yedinci ayda da artmaya devam etti.
Yine belirttiğimiz gibi istihdamda giderek artan bir ivme kendini açıkça gösterdi...
Bir anekdot...
İmalat PMI endeksinin şubat ayından bu yana eşik değer olan 50 baz değerinin üzerinde olduğunu da hatırlatayım...
***
İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO) bu imalat verisinden önce Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği’nin (MÜSİAD) SAMEKS endeksi de ağustosta aynı müjdeyi vermişti...
SAMEKS endeksi bir önceki aya göre 2,6 puan azalmasına rağmen 56,7 değerine ulaşmıştı...
Aslında bu değerlere tarihi zirveler demek de yanlış olmaz...
Bu gelişmeler, Türkiye’deki büyümenin 3’üncü çeyrekte de beklentilerin üzerinde geleceğinin habercisi...
Daha açıkçası, sanayi üretimi ve reel sektör endeksleri Türkiye ekonomisinin 3’üncü çeyrekte güçlü büyüyeceğine işaret ediyor...
***
Kötü haber, sizin de bildiğiniz gibi enflasyon...
Ağustos ayı hakikaten enflasyon olarak da sürpriz yaptı...
Tüketici enflasyonu (TÜFE) yüzde 0,13 olan beklentinin üzerinde yüzde 0,52 olarak gerçekleşti. Yıllık TÜFE böylece beklenti olan yüzde 10,24’ün üzerinde yüzde 10,68 olarak kayda geçti... Daha önceki aylarda özellikle üzerinde durduğumuz üretici fiyatları (ÜFE) de yine beklentilerin üzerinde aylık yüzde 0,75 yerine yüzde 0,85 olarak kendini gösterdi... ÜFE yıllık bazda da beklenti olan yüzde 16 yerine yüzde 16,34 olarak resmen alarm verdi...
Tabii burada enflasyonun motoru niteliğindeki çekirdek enflasyona bakıldığında, durumun enflasyon açısından vahameti ortaya çıkmıyor değil...
Çekirdek TÜFE ağustosta geçen yılın aynı ayına göre yüzde 9,78 olan piyasa beklentisinin üzerinde yüzde 10,16 olarak gerçekleşti.
Çekirdek verileri hakikaten tehlike sinyalleri veriyor... Mutlaka çekirdek enflasyonu düşürücü yeni adımlar atılması şart!
***
Her iki veriyi birlikte değerlendirdiğimizde ise, üretim yükseliyor, istihdam artıyor ancak girdi maliyetleri sebebiyle enflasyonun önü alınamıyor...
Girdi yani direkt hammadde, işçilik, mal ve hizmet üretimine yönelik fiyatlardaki yükseklik enflasyonun yükselişinde sanki sabun etkisi yapıyor...
Dolayısıyla bir iyi, bir kötü haberi ekonomi açısından masaya yatırdığımızda, bazı konulara daha fazla eğilmenin gerekli olduğu ortaya çıkıyor...
Merkez Bankası sıkı para politikasını bu saatten sonra belki daha da sıkılaştıracak, ancak bu enflasyon problemini para politikalarıyla çözmenin zor olduğu gözleniyor...
Yine iş hükümetin el attığı enflasyon komitesinin hızlı, isabetli ve noktasal çözüm oluşturucu tedbirlerine düşüyor...
Evet, enflasyon temmuzdaki tek hanede kalmadı ve ağustosta yeniden çift haneye geçti, hem de kuvvetli bir geçiş yaptı. Özellikle çekirdek enflasyondaki düşürülemeyen tansiyon, Merkez Bankası’nın faiz indirme politikalarına da kelepçe vurdu...
Gıda fiyatlarında denge sağlansa da giyim ve eşya fiyatlarındaki güçlü artış enflasyonda sanki başka yöntemlerin gündeme taşınmasını gerekli kılıyor...
***
Artık şunu rahatlıkla söyleyebiliyoruz...
Enflasyondaki çift haneli rakamlar yıl sonuna kadar devam edecek...
Önemli olan bu artışları dengede tutabilmek...
Ne yapıp edip, enflasyonu dar koridorlara almak artık bir zorunluluk...
Enflasyonu tutamazsak, ekonomiyle ilgili yaptığımız tüm doğrular heba olur...
O zaman çözüm olarak her şeyden önce imalat sektörünü iyileştiren, ancak enflasyonu azdıran girdi maliyetlerine el atmak elzem.
***
Geçen yazılarımdan hatırlatıyorum...
Türkiye hammadde veya ara malı fakiri...
Yüksek ithalat kalemlerinde hep bu saydıklarımız gözleniyor...
Çok ithalat yapıyoruz, ama o derecede ihracat gerçekleştiremiyoruz...
Başka bir ifade ele ciddi ithalat yapmadan ciddi ihracat yapma şansımız yok...
***
Merkez Bankası tarafına da sınırlı yerimizde birkaç söz etmeden olmaz...
Enflasyondaki aylık dalgalanmalardan ziyade sıkı para politikasındaki resmin yine aynen devam ettirilmesinin yanında, normalleşme hamlelerinin de bu adımların yanına eklenmesi ve faiz indirimini kolaylaştıracak şartların oluşturulmasını sağlayıcı tedbirlerin gündeme alınması olmazsa olmazlar arasına girdi..
Yapılması gerekenlerin zamanı geldi de geçiyor bile...
***
Türkiye ekonomisinin büyümesi çok güzel...
Sanayi çarklarının hızlanması, istihdamın artması çok güzel...
Ancak yerli hammadde, düşük girdiler, yüksek ihracat, düşük enflasyon, düşük faiz ortamıyla büyümek çok daha güzel...


