--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Gidişâtta kayıtdışılık ve kayıtsızlığın neresindeyiz?

Sedat Yılmaz
Sedat Yılmaz

“Bu yol uzun ve meşakkatli ancak aşılırsa bereketli!” başlıklı yazıma kaldığım yerden devam ediyorum...

 “Para, para” diye gözlerin dolara çevrildiği bugünlerde, ekonominin gidişâtıyla ilgili bize en çok lazım gelen kaynaklar konusunda, dikkati evvelen yurtiçine çekmek isterim...

Hakkı üstün tutacak “Bir oruç mevsimine ihtiyaç var!” dedim ya, sözü yine oraya getirme niyetindeyim...

Para da var, mal da var, mülk de var... Bizde olmayan şey; ihtiraslarımıza, menfaatlerimize, bağımlılıklarımıza ve arzularımıza gem vuramamak...

Binâenaleyh bu halimizi, çoğu vakit ön yargılı fikir, davranış ve söylemlerle setrederek sureti haktan görünmeye çalışıyoruz.

Kimse kimseyi aldatmasın! Dilden midir, görüşten midir, gönülden midir, birbirimizi anlayamıyoruz... İşin kötüsü anlamak da istemiyoruz!

Şumullüce bakalım... “Mü’min, mü’minin aynasıdır” derken birbirimize karşı hakikati yansıtan ayna olabildik mi? Hani hep birlikte Hakkın ipine sarılacaktık ya, nerede?..

Demek ki derûnda hayatlar farklı, kalpler farklı, telakki ve idrakler farklı! Bugün toplumda aynı şeyi düşünenler dahi münakaşa ve muaraza içinde!

Açıkçası, istişâre, meşveret ve tesânüt yitik malımız olmuş... Neticede zâhirde ve bâtında kayıtdışına çıkmışız!

Haddizâtında çözülmesi, düzeltilmesi filhakika oruç mevsimini yaşaması gereken en büyük sorunumuz, güven noksanlığındaki hâlu ahvâlimiz!

***

Oruç mevsimine mutlak ihtiyacı olan alışverişimize, üretim ve ticaretimize gelince... Sözü getireceğim yer kayıtdışı ekonomi... Yani bugün anlatacağım mevzu...

Kamunun hakim olamadığı her türlü ekonomik faaliyet, kayıtdışılık şeklinde tarif edilir. Bir ülkede her ferdin kazancını ve harcamasını maksimum seviyede takip edebilen devletlerde kayıtdışılık oranı düşük olur. Diğer taraftan bütçe açığının büyüklüğü ile kayıtdışılığın büyüklüğü de doğru orantılı bir pozisyon izler.

Çünkü kayıtdışı ekonomi iktisadi zenginleşmeyi, gelir dağılımını, büyümeyi olumsuz etkileyen en önemli âmildir. Dolayısıyla bir ülkede kayıtdışılık oranı ne kadar az ise kendine göre zenginlik oranı da o kadar yüksek demektir.

Kayıtdışı ekonomi aslında iki bacaklı... Biri yasal, diğeri yasadışı... Yani suç ekonomisi...

Yasal kayıtdışı ekonominin iki kolu var... Biri vergi vermemek için yasal faaliyetlerin devletten gizlenmesi diye ifade edilen yeraltı ekonomisi. Diğeri ise içinde kayıtlı olmayan küçük işletmelerdeki yasal üretim, kayıtdışı istihdam ve kendi hesabına çalışma olarak üç alanda şekillenen gayri resmi sektör.

Kayıtdışılıkta suç ekonomisinin de payı yüksek... Başta kara para, rüşvet, yolsuzluk ve kaçakçılık... Diğerleri yasal olmayan mal ve hizmetlerin üretim ve dağıtımı, taklit ürünlerin satışı... Yasal ürünlerin yetki verilmemiş üreticiler tarafından yasadışı imâli...

***

Tabii en çok merak edilen de, kayıtdışılık nasıl doğuyor, nereden besleniyor?..

Kayıtdışı ekonomi, umumi olarak enflasyon, işsizlik, halk üzerinde vergi ve sosyal güvenlikten kaynaklı yükler, kanuni düzenlemelerin sıklığı ve kamu maliyetlerinin oluşturduğu saikler sebebiyle meydana çıkıyor.  

Kamuya duyulan güvensizlik, bürokrasinin verimsiz ve ağır çalışması kayıtdışı ekonomiyi azdıran diğer unsurlar şeklinde izah edilebiliyor.

Mesela Türkiye’de 2000 yılında yüzde 24,7 tahmin edilen kayıtdışılık oranının 2001 yılında birden yüzde 59,4 olarak ortaya çıkması bu iddiayı doğruluyor. Yine ülkemizde 2003 – 2015 yılları arasındaki kayıtdışılık oranı yüzde 18,3 olarak hesaplanmış... 

***

Türkiye ölçeğinde, kayıtdışılığa farklı bir pencereden nazar edelim... Özellikle 1980 sonrasında kayıtdışı ekonomiye dayalı bir büyüme modelinin hakimiyeti gözden kaçmıyor.  O günün iktidarları kalkınma ve büyümede sermaye azlığı gerekçesiyle vergi yükü kaydırmalarına başvurmuş. Böylece kayıtdışı oluşan fonlar, daha sonra kayıtlı hale getirilerek ekonomide kullanımı hedeflenmiş. Kısmen başarı sağlanmış...

Fakat bu durum yani üst gelir gruplarının vergi yükünü azaltıp, alt gruplarınkini artıran düzenlemeler ileriki yıllarda vergi ve gelir adaletini zedeleyen, üretimden kopuk bir rant ekonomisinin ortaya çıkmasına sebep olmuş. Neticede yüksek bütçe açıklarına sebebiyet vermiş.

Velhasıl, vergisel bazda, bütçe açıklarının büyüklüğüne göre kayıtdışı ekonomi büyümüş veya tersi bütçe açıklarının daralmasına göre kayıtdışı ekonomi de daralmış...

Diğer taraftan anlattığım üzere, yurtdışı pazarlarda rekabet avantajı sağlamada ve yeni para kaynakları oluşturmada kayıtdışılığın faydaları yok değil...

Fakat kayıtdışı üretim, vergi dışı kaldığından maliyetler düşük kalsa da... Bu durum firmaları yurtdışına karşı daha rekabetçi hale getirse de... Kayıtdışılığın ekonomiye verdiği zarar daha fazla.  

Zararın ilkini söyleyeyim... Kayıtdışı üretimin diğer ifadesi merdiven altı... Bu da yurtdışı pazarlarda kalite açısından rekabette zaaf, kazançta düşük gelir manasına geliyor.

İkincisi...  Kayıtdışı ekonomi; vergi gelirlerinin azalmasına, mali istikrarın bozulmasına, vergi ve gelir dağılımı adaletsizliğine, devlet ve millet arasında gerilime ayrıca ülke notunun ve kredibilitesinin düşmesine sebep oluyor.

Oruç mevsimiyle, güven darlığındaki hâlu ahvâlimiz ve kayıtsız gezinen ticaretimiz bizlere en yakın ve en verimli kaynaklar olarak selâm veriyor... 

Görebilene, selâmı alabilene...  

 

Sedat Yılmaz Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle