--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Fiyat istikrarını niçin istemeliyiz?

Sedat Yılmaz
Sedat Yılmaz

Hep söyleriz, “Fiyat istikrarı ekonominin manivelası” diye!

Çok kullandığımız “fiyat istikrarı”nın tam karşılığı; “olabildiğince düşük ve değişken olmayan enflasyon”…

Yani fiyat istikrarının olduğu yerde, enflasyon ve faiz barınamaz!

Fiyat istikrarının, Merkez Bankası’nın birinci görevi olduğunu artık herkes biliyor…

Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya da, halen yaşanan konjonktür gereği piyasanın dalgalandığını, para politikası duruşunun bu oynaklıklara bire bir karşılık vermesinin beklenemeyeceğini söylüyor.

Çetinkaya, fiyat istikrarına dayalı büyüme stratejisi için evvela kararlı, sürdürülebilir, öngörülebilir bir para politikası ihtiyacını, ikinci olarak da fiyat istikrarı yolunda sebepleri ortaya koyan ve sorunları çözen yapısal nitelikli politikaların oluşturulmasını öneriyor…

Evet, Başkan Çetinkaya’ya bugün için hak veriyoruz… Ancak para politikalarının yanına mali politikaların desteğini alacak uygulamaları da kendisinden beklemiyor değiliz!

FİYAT İSTİKRARI EKONOMİNİN 

SİHİRLİ DEĞNEĞİ

Belki bizim için sihirli değnek ve talih kuşu olan fiyat istikrarı, Türkiye ekonomisi için şu an veya orta vadede olması zor ihtimal, ancak uzun vadede ümidimiz yok değil!

Evet fiyat istikrarı, enflasyon ile deflasyon (eksi enflasyon) arasında fiyatların bir ayarda gitmesi…

Ama o da bizde yok!

20 – 30 yıl sonra bile ekmeği, domatesi, pirinci, yiyeceği, içeceği, giyeceği, konutu, aracı, aynı fiyattan veya aynı fiyatlara yakın olarak alabiliyorsanız, fiyat istikrarını yakalamışsınız demektir.

O halde fiyat istikrarıyla neler olur, biliyor musunuz?

Söyleyelim… Öncelikle ekonomiye denge geliyor... Kırılganlık ve belirsizlik ortadan kalkıyor… Hane halkı refah seviyesi yükseliyor… Sürdürülebilir bir büyüme sağlanıyor.

Fiyat istikrarının belirgin, görünebilir, eski tabirle müşahhas etkilerini daha da açalım, ister misiniz?..

Açalım… Açalım…

SERVET AVCILARI HALKI SOYAMIYOR

Bir kere, vatandaşın yatay seyreden fiyatlar sebebiyle geçinme derdi, sıkıntısı ortadan kalkıyor veya hafifliyor…  

Borçlusu alacaklısı, alanı, satanı, ne alıp, ne verdiğini, ne alacağını ne vereceğini iyi biliyor… Ayrıca vatandaş, oluşacak dalgalı fiyat hareketlerini hemen fark edilebiliyor… Toplumda şeffaflık yaygınlaşıyor, tüketici bilinci yükseliyor…

Fiyat istikrarı aynı zamanda siyasi istikrar da sağlıyor… Siyasetçiler, halkın efendisi değil, halkın hizmetkârı oluyor… Hizmetkâr olmak istemeyen siyasetçi ise ilk seçimde dersini alıyor!

Bilhassa toplumda servet transferine engel olan fiyat istikrarı, geçimde bir ferahlık sağladığı gibi, sermaye ve gelirlerde büyük erozyonlara, gelir adaletsizliğine de yol açmıyor. Zengin daha zengin, fakir daha fakir olmuyor… Servet avcıları, halkı soymaya fırsat bulamıyor!

Dahası da var… Fiyat istikrarı; para politikası enstrümanı olduğu halde, mali istikrara da katkı veriyor. Yüksek enflasyona karşı korunmayı hedefleyen risk tedbirlerini ortadan kaldırarak maliye politikalarını daha yaygın hizmet alanlarına yönlendiriyor.

Fiyat istikrarı, sosyal güvenlik ve özellikle vergilendirme sisteminde adaletin yerine getirilmesinin yolunu açıyor.

FAİZ YÜKLERİ HAFİFLİYOR

YATIRIMLAR KATLANIYOR

Fiyat istikrarının olduğu yerde, asla yüksek enflasyon olamayacağı için faizler de yükselemiyor! Hatta zaman zaman faizler sıfırın altına düşüyor… Böylece faiz yükü en alt seviyelere inmiş oluyor…

Biliyorsunuz, Türkiye bugün bile borçlarından dolayı dünya standartlarına göre yüksek oranlarda faiz ödemeleri yapmak zorunda…

141 milyar lira yatırım harcaması ayrılan 2018 yılı bütçesine konan faiz ödemelerinin toplamı 71,7 milyar lira… Faiz dışı fazla hedefi ise sadece 5,8 milyar lira!

Ülkede tam fiyat istikrarı söz konusu olsaydı, faiz giderlerinin çoğu yatırım harcamalarına gidecek, halkın refahı daha da artacaktı…

Türkiye’de daha epeyi bir zaman fiyat istikrarına ulaşılamayacağı gözleniyor. Çünkü faiz giderlerinin önümüzdeki senelerde de artışı öngörülüyor…

Şöyle ki; kamu bütçesinde 2019 yılında 85 milyar lira, 2020 yılında da 96 milyar lira faiz ödemelerine yönlendirilecek!  

HALK DÖVİZ ALMAK İÇİN KOŞMUYOR

TL’DE KALIYOR

Peki, fiyat istikrarı ortamında başka neler oluyor…

Onu da anlatalım… Vatandaş, böyle ortamda parasını dövize yatırmıyor. Türk Lirası’nda kalıyor…

Mesela, bugün “Borsa İstanbul zirveler yaptığı halde niçin Türk Lirası yeterince değerlenmiyor?” diye sorulduğunda bunun cevabı; bankalardaki döviz tevdiat hesaplarında yatıyor… Vatandaşın hâlâ döviz alma alışkanlığı devam ediyor ve bu engellenemiyor…

Türkiye’de fiyat istikrarı olsaydı, bankalardaki döviz tevdiat hesapları kabarmayacak, halk dövize gitmeyecekti… Vatandaş parasını bankaya faiz için değil, yatırım yapılsın diye yatıracaktı…

Böylece iş dünyası da maliyeti düşük kredilere ulaşacak… Yatırımlar artacak… İstihdam büyüyecek… Üretim yükselecek… İthalat düşerken, işsizlik de gerileyecekti…

Ülke faizle, tüketimle, ithalatla değil, sürdürülebilir üretim, istihdam ve ihracatla büyüyecekti…

Artan genel refahla devlet mutlu, halk mutlu, hane halkı mutlu olacaktı…

Görüyorsunuz, “fiyat istikrarı” nelere kadir!

Var mı “fiyat istikrarını” istemeyen?

 

Sedat Yılmaz Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle