Ey ABD, yollar artık Roma’ya çıkmıyor!
Birinci ve İkinci Dünya savaşlarıyla yeni Roma İmparatorluğu hülyasına yönelik planlar kuran, Truman Doktrini ile dünyaya nizam vermeye başlayan ve bu yolda birçok şenâat işleyen ABD, hâli hazırdaki başkanları Donald Trump ile birlikte mevcut politikalarını daha da agresifleştirme yarışında.
ABD, elinin altındaki Birleşmiş Milletler, NATO, Dünya Bankası, Uluslararası Para Fonu (IMF), OECD, Avrupa Birliği, OPEC, NAFTA, CIA, FBI ve buna benzer irili ufaklı teşkilatları en verimli şekilde kullanarak Roma hülyasına en yakın zamanda ulaşmanın harisliğini yaşıyor.
Ancak ABD bu harisliğini yaşarken dünya da bir taraftan narkozdan uyanıyor. ABD harisliği yükselişte ama ülkeleri hizaya getirmek için kullandığı ekonomi kılıcı IMF bile Amerikan politikalarına tepki göstermekten geri kalmıyor.
NAFTA’sından NATO’suna, Avrupa Birliği’nden OPEC’ine kadar teşkilatlarda ABD’ye yönelik bir karşı duruş var. Hatta gelişmekte olan ülkeler dahi ABD piyasaları ve ekonomisinin etkilerinden korunmanın yollarını ararken gelişmiş ülkeler de bağımsızlıklarını daha derin çizgilerle ifade etmeye çalışıyor.
Evet, bugün Avrupa’da ABD’ye karşı giderek yükselen bir muhalefet var. Asya’da da Rusya ve Çin liderliğinde bir blok, ABD kapsama alanını zayıflatmak için politikalar üretiyor. Afrika dahi FETÖ ve benzeri olaylardan sonra daha temkinli. Ortadoğu ise ABD için Türkiye, Rusya, Çin ve İran dörtgeninde tam bir çıkmaz.
Söyleyeceğim şu ki, insanlık ABD tepkisiyle yeni bir dünya düzenine doğru yürümüyor, koşuyor…
***
ABD’de oluşan muhalefeti görmüyor değil… Dolayısıyla ABD Roma yolunda belirlediği kırmızı çizgilerine yönelik politikalarını daha da kesifleştirdi. Öyle ki Pentagon’un ağır baskısı altında başkan Trump’ın kemiklerinin çatırtıları duyuluyor.
Peki Pentagon güdümlü Trump dünyada oluşan muhalefeti kırmak için neler yapıyor?..
Avrupa’dan başlayalım… Mesela ABD, muhalefette epeyi mesafe alan Avrupa’yı siyasi ve askeri baskı, borç yükü ve Brexit’e benzer ayrışmalarla yola getirme çabasında…
Malum bunlar öncekiler… Son olaylardan misaller vereyim… Trump, başkanlığı alır almaz, ABD - Avrupa Birliği arasında başkan Barack Obama döneminde onay verilen Serbest Ticaret Anlaşması’nı (TTIP) devreden çıkardı. Ardından bütçesinin yüzde 2’sini NATO’ya vermeyen Avrupa ülkelerinin savunma hizmetlerinden faydalanamayacağını açıkladı. Sonra da alüminyum ve çelikte uygulanacak yüzde 10 ve yüzde 25’lik ithalat vergilerine Çin’den sonra Avrupa Birliği’ni de dahil etti.
Tabii, Avrupa’nın henüz süngüsü düşmüş değil... Almanya, Fransa ile birlikte ortak bir savunma gücü konusunda çalışıyor. Avrupa yakın zamanda yeni bir askeri, siyasi ve ekonomik yapıya bürünürse kimse şaşırmasın… Binâenaleyh, 1948 yılındaki OEEC ve ardından OECD yapılanmalarıyla ekonomik olarak baskın hale gelen ABD’nin Roma hırsı dünyaya yayılmadan Avrupa’nın göbeğinde sona erebilir… Çünkü Almanya Başbakanı Angela Merkel’in “Avrupa Ortak Savunma Paktı ve Yatırım Fonu” ile ilgili yoğun mesai verdiğini bilmeyen yok.
Diğer taraftan ülkelerden hızla ABD’ye geri dönen dolar, Amerika için ciddi bir enflasyon anlamına geliyor. Faizlerinde de yükseldiği bir ortamda elde dağlar gibi biriken sermaye nerede kullanılacak? Bırakın kullanılmayı, kasalara ve keselere sığmayan ve deli para diye ifade edilen küresel sermaye karşısında doların ülkesine dönüşüyle oluşacak belirsizlik ortamı, ABD’nin Roma yolunu daha da tıkamayacak mı? Evet Kur’an-ı Kerim’in ifadesiyle “insan cahil ve aceleci”… “Bir vadi altını olsa ikinci vadiyi isteyecek kadar” da muhteris ve şehvet sahibi… İhtiras ve şehvetin sonu ise felâket, öyle değil mi?
***
Geçelim Ortadoğu’ya… Trump, durup dururken birden Kudüs’ün İsrail’in başkenti olduğunu niçin onayladı? Büyükelçiliklerini Kudüs’e taşımaları için ülkelere niçin siyasi baskı uyguluyor? Suudi Arabistan ve Körfez’i silahla, savaşla, ekonomik baskılarla neden korkutuyor? Cevabı açık… 1. ve 2. Körfez savaşlarında harcadığı para, emek ve askeri güce karşılık istediğini elde edemeyen Amerika, desteklediği terör örgütlerinden de beklediği verimi alamadı. “Elinden gücü giden adam, hırçınlaşır” derler… ABD, dünyada olduğu gibi Ortadoğu’da da Roma’ya çıkan yolların bir bir tıkandığını görüyor ve hırçınlaşıyor…
1970’lerden bu yana çoğu zaman Avrupalı müttefiklerini de suç ortağı yapıp ASALA, DHKP-C, FETÖ, DAEŞ, PKK gibi çok sayıda terör örgütünü taşeron olarak kullanarak Türkiye’ye ve coğrafyaya boyun eğdirmeye çalışan ABD, bölgedeki en son 5 bin TIR’lık silah yığınağına rağmen Afrin’de Türklerden yediği tokat oldukça canını yaktı.
Diğer taraftan FETÖ’nün işini bitirip PKK’yı dağlara gömen, “Akdeniz ve Karadeniz’deki enerji kaynaklarında ben de varım” diyen ve Rusya ile yakın ilişkilere giren Türkiye’nin askeri, ekonomik ve siyasi harekatları karşısında, ne yapacağını, nasıl davranacağını bilemeyen ABD sinir krizleri geçiriyor…
En önemlisi ABD, Roma yollarının taşlı olduğunu hâlâ fehmedemiyor!


