Enflasyon sorununa karşı irade de var, güç de var!
Seçimden sonra yurtdışına mâtuf bir değerlendirmeye ve küresel ekonominin Türkiye’yi nasıl etkileyeceğine dair ayrıntılı yorumlara, yoğun gündem sebebiyle henüz geçemedik. Seçimden önce “Dünya korumacılıkla sorunlarını aşabilecek mi?” başlığı altındaki yazıma, Türkiye’deki yeni yönetimi de ekleyerek kısa zaman içinde devam edeceğimi haber vereyim…
Geçen yazımda Cumhurbaşkanlığı sisteminden hukuki, ekonomik, siyasi ve sosyal alanlarda kısa ve orta vadede büyük beklentilere girmenin doğru olmayacağını ifade etmiştim.
Hatırlatmayı her zaman lüzumlu görüyorum…
Yeni yönetim sisteminin sağlıklı yürümesi; öncelikle hayata geçirilecek yapısal reformlara… Şeffaflığa, kamuoyunun doğru bilgilendirilmesine… Gerektiğinde referandum müessesesinden kaçınılmamasına… Sistemdeki Merkez Bankası, Rekabet Kurumu gibi oluşumlar da dahil kamu kurumlarının ahenkliğine… Rekabetin korunmasına… Siyasetçinin elini kolunu bağlayacak hukuki ve kurumsal bağların ortadan kaldırılmasına… Ekonomi politikalarının geniş tabanlı tutulmasına… Tedbirli ithalat, agresif ihracat politikasına… Üretim ve yatırımın önündeki engellerin kaldırılmasına… Yurtdışı ve yurtiçi siyasi, iktisadi, (uyuşturucu, kumar, zina, aile politikaları ve göçmen sorunlarının içinde olduğu) sosyal ve jeopolitik streslere dayanıklı bir devlet yapısına bağlı. Fakat hızlılık, sürat ve yerinde kararlar da iş yapışta mutlaka gerekli!
***
Mart 2019 tarihine kadar belki seçim gerginliği bitti ama halen devam eden sorunların çözülmesi geciktikçe toplumda çıkartılmak istenilen huzursuzlukların artacağı gerçeği ortada… Muhalefet, ilgisi olsun olmasın mevcut problemleri 8 ay sonraki “yerel seçimlere” taşıyacağı bir hakikat… Ardından oluşacak yerel seçim sonuçlarını da 5 yıl sonra gerçekleştirilecek Cumhurbaşkanlığı seçimlerine malzeme yapmayacağını kimse iddia edemez!
Öncelikle üzerinde duracağım konu ekonomi… Halkın geçimi ve enflasyon… Aman ekonomi, diyorum… Başka bir şey demiyorum… Geçim bir kılın üzerinde dönüyor, derler ya… Halkın yeni yönetimden en büyük beklentisi; sürdürülebilir geçim ve makro ekonominin temelini de oluşturan sürdürülebilir düşük bir enflasyon…
Ekonomi iyi olursa, enflasyon normale dönerse ve tarıma ciddi şekilde el atılırsa sıkıntıların birçoğu ortadan kalkar! Ancak “Şimdi el atsak hemen çözeriz” yaklaşımlarını terk edip işi savsaklamadan kararlı, sabırlı, metânetli, hızlı olmak kaydıyla…
***
Haziran ayı yeni hükümet için bir dönem noktası olabilir, ki olmalı da… Çünkü vakit yok! Yurtdışı etkenlerin oluşturduğu meseleler büyürken içeride âcil çözüm isteyen enflasyon ve geçim gibi önemli sayıda sorun, neşter atılmayı bekliyor…
Daha da açarsam, kendi ekonomimizin ürettiği meselelerle birlikte küresel ekonominin rahatsızlık verdiği yeni sorun ve tehditler kapımızda. Yeni derken, ABD’nin önce Çin, Meksika, Kanada ve Avrupa Birliği ülkeleriyle başlattığı dünya ticaret savaşlarından bahsediyorum… Nitekim, ihracat yapmak zorlaşıyor... İthalat cazip hale getiriliyor.
Diğer taraftan yine ABD Merkez Bankası’nın (FED) 5 yıldan bu yana bilanço daraltma politikaları bizim gibi gelişen ülke ekonomileri için ciddi bir tehdit. Söz konusu tehdit giderek daha da kesifleşiyor. ABD bu yıl 4 faiz artışı yapma niyetinde... Dolayısıyla faizler artıyor, borçlanma maliyetleri yükseliyor. Artıştaki petrol fiyatları da işin cabası…
Son söz, yeni hükümetin oluşan sorunlara karşı fazlaca radikal değişimler yapma şansı zaten yok. Fakat enflasyon meselesini çözmede iradesi de var, gücü de var!


