Dünya liderliği için tarih veriyorlar!
Türkiye’nin en büyük ticari partneri Avrupa, uzun zamandır uluslararası ticaret savaşlarının nereye varacağını merak ediyordu. Nihâyet istediği bilgiyi bu hafta içinde ele geçirdi. Herhalde Avrupa Birliği bugünlerde daha rahat uyku uyuyordur! Geçen yazımızda “Ticaret savaşının gâlibi daha şimdiden belli!” derken demek ki boşuna kürek çekmemişiz!
Anlatacağım konu, Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) ticaret savaşlarına yönelik similasyonu… Avrupa’da siyasi mekanizmalar bir taraftan sorundan en az zararla kurtulmanın çârelerini ararken ECB de mevcut bilgiler dâhilinde savaşın nasıl sonuçlanacağına dâir projeksiyonlar yapmış.
ABD’nin bütün alüminyum dâhil ithalat ürünlerine ortalama yüzde 10 gümrük tarifesi uygulamasının yanında çelik ithalatındaki vergileri yüzde 25 seviyesine yükseltmesi, similasyonda tüm yönleriyle analiz edilmiş…
Bilgi teknolojileri kullanılarak gerçekleştirilen projeksiyondan ilgi çekici mi desem yoksa çarpıcı mı desem kimsenin beklemediği bir netice ile karşılaşılmış… Yani similasyon “Ticaret savaşlarında ABD mi kaybedecek yoksa Çin mi?” sorusuna esaslı bir cevap vermiş…
Çoğu kesimlerin “ABD her şeyden önce Çin’i teknolojisiyle döver! Elbette similasyon, ABD’nin gâlibiyetini açıklayacak” diye beklerken ortaya konan veriler dudakları uçuklatıvermiş!
Dedik ya, similasyondan çıkan sonuç enteresan!.. “ABD korumacılığa devam edip ticaret savaşlarını hızlandırırsa mutlak kaybeder… Çin ise ABD’ye karşı yapacağı misillemelerle daha iyi duruma gelir!”
Similatik analiz sonucunda ABD’nin nasıl kaybedeceği de ayrıntılı şekilde ifade edilmiş ve şöyle denilmiş… “Azalan ticaret, tüketici ve yatırımcı güvenine zarar verecek… İthal ara malıyla çalışan ABD şirketleri daha az yatırım yapacak… Ülkenin net ihracat pozisyonu önemli şekilde kötüleşecek… İşsizlik ve enflasyon yükselecek… Dolar değer kaybedecek ve faizler beklentilerin çok üzerine çıkacak…”
***
ECB’nin ticaret savaşlarıyla ilgili similasyon çalışması, uluslararası ticarete ne kadar etki eder, orasını kestirmek zor da olsa, ticaret savaşlarının önünü kesmede ilmi çalışma olarak uyarıcı nitelik taşıdığı bir gerçek… ECB’nin similasyonu ticaret savaşlarının yeni platformlarda daha ayağı yere basan tartışmalara yeni kapılar açmayacağını da kimse söyleyemez! En azından ticaret savaşlarıyla ilgili daha ilk yazımızda bizi doğru çıkarması da sevinilmeyecek bir durum değil…
Şimdi soracaksınız, Avrupa Birliği niçin ticaret savaşlarını enine boyuna araştırıyor, diye… Gelecekte ne olacağı bilinmez, bugün itibariyle Türkiye’nin fazla irtibatlı olmadığı mezkûr savaşlar en çok ABD’ye karşı ticaret fazlası veren Çin, Avrupa Birliği, Kanada ve Meksika’yı ilgilendiriyor. Yani ABD dış ticaret açığını düşürmek için bu ülkelere yüksek ithalat vergileriyle savaş açmış durumda.
Diğer taraftan söz konusu savaş şu anda dünya ticareti içinde yüzde 60’lık bölümü ilgilendiriyor. Çin, Kanada ve Meksika’nın ABD dış ticareti içindeki payı yüzde 50… ABD’nin Avrupa Birliği dış ticareti içindeki payı ise yüzde 40… Misillemeler geldiğinde bu denklem bile, mezkûr savaşta ABD’nin ticari ortaklarına karşı mağlup olacağını gösteriyor.
ABD’nin en büyük ticari ortağı Çin’in sâdece vergi misillemesi değil, savaşın azıp çığırdan çıkması durumunda Pekin’in, trilyon dolarlık ABD tahvillerini elinden çıkarması Beyaz Saray’ı yüksek derecede bunaltabilir. Piyasa analistleri de ABD’yi sıkıştırmak için Çin’in tahvil azaltacağı yolunda yorumlar yapıyorlar. Zirâ Pekin, ABD dış borcunun yüzde 20’sini elinde tutuyor.
Dolayısıyla Çin’in ABD dış borcu üzerinde yapacağı herhangi bir hareket, doların gidişâtını bozarken tahvil satışlarının Amerikan bütçesinde açtığı zararları bir kenara koyun, borç senetlerinin satışla değeri azalacağından 20 trilyon dolar ile GSYİH’in yüzde 107’sine çıkmış borcuyla güç belâ yürümeye çalışan ABD’nin yeni borçlanmalar için maliyet yükseltmek mecburiyetinde kalması işten bile olmaz!
***
Tabi Çin’in diğer avantajı da elinde bulundurduğu 3,1 trilyon dolar döviz rezervi. Çin Merkez Bankası yuanın dalgalanmaları sebebiyle son yıllarda elinden çıkarmak zorunda kaldığı 1 trilyon dolarlık kayba rağmen dünyada en fazla dolar rezervi bulunduran ülke. Anti parantez, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankamız ise 84 milyar dolar seviyesiyle dünyada 30’uncu sırada.
Yine Çin geçen yılki rakamlara göre yaklaşık 450 milyar dolar ticaret fazlası veriyor. Çin’in ABD’ye karşı 275 milyar dolar ticaret fazlası var. Bu da Çin’in toplam dış ticaret fazlasının yüzde 60’ından fazlası demek… Diğer yandan OECD ülkelerinin bu yılki büyümesi ortalama yüzde 3,9 olarak beklenirken Çin’in yüzde 7’lere yaklaşan bir büyüme tahmini oldukça yüksek. ABD’deki büyüme ise Çin’in yarısına bile yetişemiyor.
Çin’in diğer özelliği 12,3 trilyon dolar ile 16,2 trilyon dolarlık ABD’den sonra dünyanın en büyük ikinci büyük ekonomisi olması. Söz konusu büyümelerle Çin’in dünyanın bir numarası olma yolunda hızla ilerlediği gerçeği ortada. Dünya, gelecek yıl teknolojide olmasa da ekonomik büyümede 1 numarada Çin’i görebilir… Bir araştırmayı daha söyleyeyim… ABD Ekonomi ve İşletme Araştırmaları Merkezi Çin’in 2028 yılında ekonomik büyüklüğün yanında teknolojide de ABD’yi geçeceğini açıklamaktan çekinmiyor.
Zenginliğin doğuya kaydığı günümüzde Çin vak’asını inkâr etmenin, uluslararası yeni krizlere yol açabileceği gibi dünya barışına açılan kapının Çin’den geçtiği hakikati giderek daha da ağırlık kazanıyor. İlgililere duyuralım dedik!


