Dövizle ne borçlanın ne de tasarruf edin!
Merkez Bankası, yurt dışı ve yurt içi gündemin ağırlığında 2 veri birden açıklayarak ekonomiye dair iyi bir fotoğraf çekti.
Kasım ayına dair İktisadi Yönelim Anketi, Reel Kesim Güven Endeksi ve Kapasite Kullanım Oranları mevcut gidişata hakikaten ışık tuttu.
Reel Kesim Güven Endeksi’nde Kasım ayı verisi biraz düşündürücü!
Endeks bir önceki aya göre 3,2 puan azalarak 106,3 bandına indi.
Mevsimsellikten arındırılmış Reel Kesim Endeksi de bir önceki aya göre 2,4 puan azalarak 109,8 puan seviyesinde gerçekleşti.
Oran ve sayıları bir kenara koyalım, Reel Kesim Güven Endeksi ne anlama geliyor, açıklayalım…
Aslında bu endeksler şirketlerin profilini ve yürüyüş tarzını ortaya koyuyor.
Şöyle ki söz konusu endekslerde; şirketlerin gelecekte ekonomiyi nasıl algıladıkları, bu algılara göre üretimlerinde ve yatırımlarında ne tür değişikliğe gidebilecekleriyle ilgili eğilimler rahatlıkla görülebiliyor. Yine bu endeksin gelecekteki Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYH) beklentileri içinde öncü göstergeler olarak kullanılması dolayısıyla da önemi oldukça büyük!
PEKİ, ENDEKSTE KASIM VERİLERİ NE DİYOR?
Endekse göre, her şeyden önce son 3 ay içinde sabit sermaye yatırım harcaması ve mamul mal stoku miktarı konusunda sorun yok. Bu kalem olumlu yönde gidiyor. Ancak toplam sipariş miktarı, üretim hacmi, istihdam miktarı, ihracat sipariş seviyesiyle birlikte toplam sipariş miktarı ve genel gidişata yönelik verilerde bazı olumsuzluklar gözleniyor.
Yine enflasyonla ilgili son 3 aya yönelik değerlendirmelerde manzara pek parlak görünmüyor. Üretim hacminde artış bildirenler lehine olan seyir bir önceki aya kıyasla güçleniyor ama ihracat ve iç piyasa sipariş miktarına yönelik beklentiler nispeten zayıflıyor.
Bilhassa gelecek 3 aylık satışlardaki fiyatlarda artış beklentileri güçleniyor. Beraberinde gelecek 12 aylık dönem sonu itibariyle yıllık Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) daha açıkçası üretici fiyatları 0,3 puan artış gösteriyor ve yüzde 11,4 seviyelerine nokta koyuyor. Bu da enflasyonun diriliğini koruduğunu gösteriyor..
Sanayi alanındaki genel gidişatı masaya yatıran Merkez Bankası mevcut durumun korunduğuna dair yüzde 76,9’luk olumlu bir oran elde ediyor ama ortadaki sorunları da ifade etmekten çekinmiyor.
KAPASİTENİN YÜZDE 80’İNİ KULLANIYORUZ
Merkez Bankası’ndan gelen ikinci veri ise Kapasite Kullanım Oranları…
Aslında bu veri Reel Kesim Güven Endeksi’nin üretime yönelik faaliyet belgesi…
Buna göre imalat sanayi genelinde Kapasite Kullanım Oranı, Kasım ayında bir önceki aya göre 0,2 puan artarak yüzde 79,9 oldu. Mevsimsel etkilerden arındırılmış Kapasite Kullanım Oranı da pek farklı değil… 0,1 puan artış ve yüzde 79,5 gerçekleşme…
Oranlardaki artışlar ve korunan kalemlerden seviniyoruz.
Peki, Kapasite Kullanım Oranı ne işe yarıyor, diye sorulabilir… O zaman cevaplayalım…
Kasım ayı oranlarında olduğu gibi Kapasite Kullanım Oranı’nda artış gözlendiğinde ekonomi ve işletme faaliyetlerinde ve talepte artış olduğu anlaşılır. Şayet endeks, talebin mevcut kapasitenin üzerindeyse o zaman yeni yatırımların ve istihdamın artırılması yönünde mesajlar veriyor, demektir.
Diğer taraftan Kapasite Kullanım Oranı, enflasyon baskısını ölçmek açısından da önemli bir indikatör olarak yön verdiği de unutulmamalı!
KURDAKİ DALGALANMADAN ÇOK TEDİRGİNİZ
İşte birkaç gün önce böyle bir Türkiye manzarasında, ekonominin gidişatını ihtiva eden “2017’yi Geride Bırakırken Dünya ve Türkiye Ekonomisine Bir Bakış” temalı bir toplantı İstanbul Sanayi Odası’nda (İSO) gerçekleştirildi. Sanayinin nereye gittiği ve sanayicinin içinde bulunduğu durumun ne olduğunun masaya yatırıldığı İSO Kasım ayı olağan meclis toplantısında Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Doç. Dr. Hatice Karahan ve İSO Danışmanı Dr. Can Fuat Gürlesel de görüşlerini aktardı.
Ancak asıl mesajlar İSO Başkanı Sayın Erdal Bahçıvan’dan geldi…
İSO Başkanı Erdal Bahçıvan, toplantıda son haftalarda artan döviz kurunun halen 210 milyar dolar net döviz açık pozisyonu bulunan özel sektörü son derece tedirgin ettiğinin altını çizdi ve “Sanayicilerimizin yatırımlara, büyümeye ve istihdama katkısını sürdürebilmesi için, kur riskine karşı korunması büyük önem arz ediyor. Tüm çözümleri Merkez Bankası’ndan beklememek gerek” diyerek mevcudu ortaya koydu.
TÜRK LİRASI’NDAN ASLA VAZGEÇMEYİN!
İşin Türkçesi, döviz riski veya kur riski bugün terör kadar çözülmesi gereken Türkiye’nin en önemli sorunları arasında. Mutlaka bu işin halledilmesi gerekiyor!
Hakikaten ülkemize döviz girişlerini çoğaltmanın yolları mutlaka bulunmalı…
Türkiye namerde değil, merde dahi muhtaç edilmemeli!
Konu yine geçen Salı günü Antalya Genç İşadamları Derneği’nin (ANTGİAD) Antalya’daki “2017 Yılı Olağan Genişletilmiş Üye Toplantısı”nda gündeme geldi.
Toplantının misafir konuşmacısı da İş Bankası Yönetim Kurulu Başkanı Ersin Özince idi. Gerçekten katılımcılar Özince’den ders niteliğindeki ifadeleri can kulağıyla dinlediler. Kurdaki dalgalanmaları yurt içindeki yoğun döviz talebine bağlayan Özince, dövize olan talebi azaltmanın yolunu Türk Lirası’nın değerlendirilmesi olarak gösterdi.
Ersin Özince, vatandaşa da, “Türk Lirası’nı almak zorundayız. Herkes yorganına göre ayağını uzatsın” önerisinde bulunurken kur artışından çok enflasyondaki yükselişin endişe verdiğini vurguladı.
Tavsiyelerini bir bir sıralayan Özince, “Dövizle ne tasarruf yapmayı ne de borç almayı hiç kimseye önermem. Türk parasına yatırım yapın. Türk Lirası ile tasarruf edin. TL’den asla vazgeçmeyin! Şahsen ben, dövizin, gayrimenkulün, çeşitli tüketim gereçlerinin fiyatlarının artmasından ben de vatandaş olarak son derece rahatsızım” diyerek mevcut ekonomik konjonktür hakkında önemli mesajlar verdi.
Ekonomideki çıkışın yolu, belki biraz uzun vadeli olacak ancak ben de diyorum ki, yerli malı kullan! Yerli maldan şaşma! Yerli üretime destek ver!


