Döviz fiyatları istenilen şekilde niçin düşmüyor?
Ekonomide rakamların diline ve ne söylediğine bugün de devam ediyoruz. İsterseniz ülkenin dövizle ilgili hareketini gösteren madalyonun diğer yüzü Uluslararası Yatırım Pozisyonu’na (UYP) bakalım…
Döviz giriş/çıkışının iyi anlaşılması için öncelikle madalyonun ilk yüzü olan ödemeler bilançosundan veya cari işlemler dengesinden kısaca bahsedeyim…
İşte son rakamlar… “Ödemeler dengesi” 3 aydır fazla veriyor... Ekim ayında fazlalık 2,7 milyar dolar. 12 aylık cari işlemler açığı ise 39,4 milyar dolar... Yılsonu açık beklentisi 36 milyar dolar.
Döviz; ihracatın yanında turizm, taşımacılık, sigortacılık ve yurt dışı hizmetler gibi faaliyetlerle ülkeye giriyor… İthalat, yurt dışı satın almalar ve dış turizm gibi harcamalarla ülkeden çıkıyor. Transfer hesapları dediğimiz, ülke dışında çalışan vatandaşların yurda getirdiği dövizler ve ülke içinde çalışan yabancıların yurt dışına götürdükleri dövizler de yine cari denge içinde hesaba tâbi tutuluyor.
Ülkeye giren döviz ile çıkan döviz arasındaki fark, cari açığı veya cari fazlayı gösteriyor. Söz konusu farkın oranı ise farkın milli gelire (GSYİH) bölünmesiyle bulunuyor. Cari açık milli gelirin yüzde 5’i kadar ise normal karşılanabiliyor. Ancak cari açık, özel tüketim artışı ve tasarrufların azalışıyla oluşuyorsa “oran ne olursa olsun” tehlike çanları anlamına geliyor.
Özellikle Türkiye’de “Borçlanmayla bile olsa finanse edilebiliyorsa, cari açık sorun olmaz” veya “Ekonomisi dışa açık bir ülkede dalgalı kur uygulaması varsa ve yüzde 5’i geçmiyorsa cari açık sorun oluşturmaz” şeklindeki söylemler, Türkiye gibi net yatırım pozisyonu negatif olan ülkelere göre uygun yaklaşımlar olmuyor. Zirâ uygulamalar da gösteriyor ki yukarı yönlü herhangi bir döviz fiyatları hareketinde dâhi ülke ekonomisi sarsılıyorsa bunda döviz açığının verdiği olumsuz etki olduğunu unutmamak gerekiyor.
***
Gelelim bugünkü mevzumuza… Ülkenin döviz durumunu gösteren diğer data da Uluslararası Yatırım Pozisyonu’na (UYP)… Bu veri daha çok ülkenin yapısal döviz durumunu ihtiva ediyor. UYP’de döviz varlıklarının yanında döviz yükümlülükleri (borçlar) de söz konusu kalemler arasında. UYP özetle bir ülkenin yurt dışından döviz alacağını ve yurt dışına olan döviz borcunu gösteriyor.
Yerli vatandaşa âit yurt dışındaki yatırımlar ve mevduat, yurt içindeki döviz birikimleri, Merkez Bankası ve bankaların rezervlerindeki döviz ve altın; “döviz varlıkları”…
Yabancıların ülkedeki doğrudan veya portföy yatırımları, bankalardaki döviz mevduatı, kamu veya özel sektörün yurt dışından kullandığı kredi borçları; “döviz yükümlülüğü”…
İyi de Uluslararası Yatırım Pozisyonu’nu (UYP) bilmek bize ne kazandırıyor? Şöyle ki, UYP’de döviz varlıkları ile döviz yükümlülüğü arasındaki fark, ülkenin net yatırım pozisyonunu veriyor. Net yatırım pozisyonu; yurt dışı toplam finansal varlıklar ile yurt dışına olan toplam finansal yükümlülüklerin farkını gösteriyor. Söz konusu fark pozitif ise ilgili ekonomide net yatırım pozisyonu fazlası, negatif ise net yatırım pozisyonu açığı mânâsına geliyor.
Bir ülkede döviz fazlası ya da döviz açığı olduğunu, dövizdeki volatilite karşısındaki kırılganlığı ve ülkedeki yabancı yatırımların kalitesini anlamak için net yatırım pozisyonuna bakmak gerekiyor.
***
Nitekim UYP ile alâkalı rakamlara bakalım… Merkez Bankası (TCMB) da 2018 Ekim sonu itibariyle UYP raporunda Türkiye’nin yurt dışı varlıklarının 2017 yılına göre yüzde 1,1 azalışla 230,3 milyar dolar, yükümlülüklerinin ise yüzde 18,6 azalışla 565,4 milyar dolar olduğunu açıkladı.
Türkiye’nin yurt dışı varlıkları ile yurt dışına olan yükümlülüklerinin farkı olarak tanımlanan net UYP eksi 335,1 milyar dolar seviyesinde. Geçen yılın sonunda söz konusu net UYP 461,9 milyar dolar idi. Negatif gerçekleşmede doğrudan yatırımlardaki azalış ve Hazine borçlanmaları dikkat çekiyor. Maalesef yıllardır net yatırım pozisyonu açığı veren bir ülke konumundayız...
Anlatalım… İşte son veriler… Döviz varlıkları alt kalemlerinde rezerv varlıklar son 10 ayda yüzde 20 azalışla 86,2 milyar dolara gerilemiş… Yatırımlar ise yüzde 20,9 artışla 92,4 milyar dolar olmuş. Bankaların yabancı para ve Türk Lirası cinsinden efektifi ve mevduatı yüzde 40,6 artışla 49,2 milyar dolara yükselmiş.
Yükümlülükler yani borçlara bakıldığında doğrudan yatırımlar son 10 ayda yüzde 42,5 azalışla 111,6 milyar dolar, portföy yatırımları da yine aynı dönemde yüzde 1,6 azalarak 136 milyar dolara gerilemiş. Yine yabancıların hisse senedi stoku anılan dönemde yüzde 46,8 azalışla 27,6 milyar dolara, yine yabancıların elindeki Devlet İç Borçlanma Senetleri (DİBS) stoku yüzde 47,5 azalışla 16,2 milyar dolara inerken, Hazine’nin tahvil stoku yüzde 7,5 artışla 47,6 milyar dolara çıkmış.
Yine aynı dönemde diğer yatırımlar yüzde 2,6 azalarak 316,8 milyar dolara düşerken yabancıların Türkiye’deki bankalardaki yabancı para mevduatı yüzde 7,9 azalarak 33,7 milyar dolar, Türk Lirası mevduatı ise yüzde 1,9 azalarak12,9 milyar dolar olmuş. Bankaların 83,8 milyar dolar gerçekleşen kredi stokunda ise yüzde 11,7 azalma var. Diğer sektörlerin toplam kredi stoku ise yüzde 1 artmış ve 109,3 milyar dolar seviyesinde hesaplanmış.
Bir başka açıdan bakıldığında; düşmekte zorlanan dövizdeki fiyat hararetinin ana sebebi, cari dengedeki açık ve net yatırım pozisyonundaki negatiflikten başkası değil.


