--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Dolar hegemonyası haddini iyice aştı!

Sedat Yılmaz
Sedat Yılmaz

Yeni kabine, hassas bir denge üzerinde yürütülmesi gereken bir ekonomiyi devraldı. Bugünlerde para ve maliye politikaları tarafından sıkıştırılan yönetim, dış ve iç siyasette de oldukça zorlu günler yaşıyor. Bundan böyle atılacak her adıma dikkat edilmesi gerekiyor. Zirâ söz konusu adımlar düzelme veya bozulmada büyük dalgalara sebep olabilir.

Siyasette vatandaş desteğini verdi... Şimdi sıra yeni kabinede... Ekonomide yol haritasının genel hatları nasıl öngörülüyor?.. Büyümede ithalat, ihracat ve tüketimin ağırlığı nasıl hedeflenecek?.. Para, faiz ve maliye politikalarında sıkış duruş mu, genişleme mi öne çıkacak?.. Sanayi, tarım, enerji, üretim ve istihdamda ana duruş nasıl olacak? Küresel şartlarda dış ticarette nasıl bir projeksiyon hedefleniyor… Kur, enflasyon ve döviz açığı meselesine nasıl yaklaşılacak?.. Kısa ve orta vadede ekonomideki mezkur sorunların çözülmesi tüm vatan evladının en büyük beklentisi…

Enflasyonun çıkışta olduğu bu aylarda Hükümetin 100 günlük icraat programı bugün belli oluyor. 100 günlük icraat programı, Eylül’de açıklanması beklenen Orta Vadeli Program’a (OVP) da ışık tutacak. En azından ekonomik tarafta ne yapılacağına dair bir netlik oluşacak.

Gündem ABD’nin “papaz krizi” ile tırmandırmak istediği yaptırımlar ve uzun zamandır artış eğilimindeki enflasyon yine bugün ekonomi politikalarında fotoğrafın nasıl olması gerektiğine dâir mesajlar verecek.

Her zaman söylüyoruz… Bizdeki enflasyonun baş sebebi kur ve döviz açığı diye… Kur ve döviz açığıyla ilgili yıllardır aynı filmi seyredip duruyoruz. Bugün de Avro’dan sonra doların da 5 liranın üzerine çıkması Türk Lirası’na dolayısıyla ekonomiye ciddi zararlar veriyor. Tabi ki en büyük zarar, maliyet enflasyonu beraberinde hayat pahalılığı ve artan faizler. Türkiye’nin mutlaka dolar başta döviz baskısından kurtulması şart!

***

2016 Aralık’ında dönemin Başbakanı Binali Yıldırım’ın sözlerini iyi hatırlıyorum… Yine dövizin azdığı o günlerde, “Hükümetimiz gereken tedbirleri alacak” diyen Yıldırım, dış ticarette Türk Lirası’nın kullanımı konusunda oldukça mesafeli işler yapmıştı. Gelinen noktada Türk Lirası ile dış ticaret giderek artma eğiliminde. Türkiye bu yıl Ocak – Temmuz döneminde Türk Lirası ile 6,8 milyar TL tutarında ihracat gerçekleştirdi.

Dünya üzerinde rezerv para olarak yüzde 60’a yakın dolar, yüzde 20 avro ve geri kalanı da diğer para birimleri kullanılıyor. Sebebi 2. Dünya Savaşı’ndan sonra kurulan Bretton Woods para sistemi… Anlaşma uyarınca Türkiye dâhil bu para sistemini ABD’nin 44 müttefik ülkesi mecburi istikamet yıllarca uyguladı… Anlaşmaya göre, ancak dolarınız varsa altın satın alabiliyordunuz… Ticaret yapabiliyordunuz… 

Söz konusu dolar sistemi 1971 yılında sona erdi. Buna rağmen dolar bağımlılığı yılların verdiği alışkanlıklar nedeniyle yine de hâlâ devam ediyor. Özellikle gelişen ülkelerde bağımlılığın derin izlerini görmek mümkün. Maamafih, dolarizasyonun ekonomilere verdiği zararı ve siyasetleri bozan baskılarını bir hesaplasanız, kafayı oynatırsınız…

Dolayısıyla Türkiye, Rusya, İran ve Çin gibi bileğine güvenen ülkeler yavaş yavaş dolardan çıkmaya çalışıyor… Her ülke dış ticaretini istediği para birimiyle gerçekleştirebiliyor. Şimdi herkes istediği para ile altın da satın alabiliyor, petrol de… 

***

Tabi bizim için burada önemli olan ABD dolarının ülkedeki kullanımını azaltmak ve yakın gelecekte tamamen ortadan kaldırmak. Türkiye bunu yapabilir mi, âlâsını yapar! Ancak önce ülke içindeki dolarizasyon bağımlılığının silinmesi gerekiyor.

Evvela devlet, ihalelerden tutun hiçbir işleminde dolar kabul etmemeli… Yurt içinde Amerikan parasına ambargo ve baskı uygulamalı... Hiçbir şey yapılamıyorsa, halkın dolar işlemleri engellenmeli… Banknotta önce 100 dolara, ardından 50 dolara kısıtlamalar getirilmeli. Tedbirler 20, 10 dolarlara kadar indirilmeli… Hele hele bugün bankalarda toplam 1,8 trilyon liralık mevduatın içinde 846 milyar liraya (yüzde 46) ulaşan döviz mevduatlarına bir çeki düzen verilmeli.

Evet, bugün dünyada kur savaşları, küresel ticaret savaşlarından çok daha önce başladı ve sert bir şekilde devam ediyor. Tek sevindiren dolarizasyonun söz konusu savaşta süngüsünün giderek düşmesi… Avro mevziler kazanmayı denese de ruble ve yuanın dış ticarette ağırlığı artıyor. Ülkeler özellikle ABD’yi dışlayan ticari yaklaşımla paralarını bölgesel rezerv haline getirme konusunda çalışmalarını sürdürüyor. Zaten yüksek dış açığa sahip ABD’nin hırçınlığı da buradan kaynaklanıyor.

Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika (BRICS) diğer taraftan yine Rusya, Çin, Hindistan ile birlikte Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Pakistan, Moğolistan ve Tacikistan’ın oluşturduğu Şangay İşbirliği Teşkilatı (SCO) üyeleri, bölgesel ticarette milli paralarını kullanma konusunda aktif politika üretiyorlar. Coğrafi olarak bu ülkelere en yakın konumdaki Türkiye de dış ticarette milli para kullanımını en fazla isteyen devletler arasında. Ülkemiz orta vadede dış ticaret hacminin yarısından fazlasını kendi parasıyla yapma gayretinde.

Madem en fazla dış ticareti Avrupa Birliği, Rusya, Çin ile yapıyoruz, o halde ticaretimizde ABD dolarının işi ne? Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra ekonomimize Lozan ile, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Bretton Woods ile boyunduruk vurmaya çalışan bu dolar hegemonyasına haddini bildirme zamanı artık gelmedi mi?

 

Sedat Yılmaz Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle