Çocuklar her gün süt içmeli ama nasıl!
Dünya Süt ve Arı Günü’nü dün idrak ettik…
Süt ve bal… Ne güzel...
İki temel besin kaynağı…
Sağlıkta, hastalıkta, her anımızda vazgeçilmemesi gereken, Cenabı Hak’kın bizler için bahşettiği iki muaazzam ürün…
Çoluk – çocuk, genç – ihtiyar her gün en az bir bardak süt içmeli…
Hele çocuklar… Sağlıklı büyümeleri için şart… Olmazsa olmaz, derler ya!.
Çocuklar mutlaka süt içmeli…
Bir tatlı kaşığı baldan da tatmalı…
Tabi şekerden ve “A...”lardan bala ulaşılabilirse…
***
Etteki aşılamaz çıkmazları bir kenara bırakayım diyorum fakat, et hayvancılığı olmadan süt hayvancılığı olur mu, diye kendime sormadan edemiyorum. Evet et hayvancılığı olmadan süt hayvancılığı olmaz. Olursa da böyle olur!.
***
Eti hâlâ 40 liradan aşağı satın alamıyoruz.
Et, binlerce eve ya ayda bir, ya misafir gelince ya da bayramdan bayrama giriyor…
Anti parantez, bir emekli maaşına yılbaşı ve yıl ortasında 40-50 lira zam alıyor…
Yani bir kilo et fiyatı kadar…
Paraya kıyıp (!) kasabın çıngıraklı kapısını çalabilirse ne âlâ… Yoksa o da yok!.
Haa… Asgari ücretli veya dar gelirli de emekliden farklı değil…
***
Evet gelelim sütün kaynağına...
Süt hayvancılığının temelinde, başka bir tabirle materyalinde süt hayvancılığı var.
İtirazı olan var mı?
Ziraatçiler bugün et ve süt hayvancılığında sürdürülebilirlik açısından 1,5 olması gereken süt/yem paritesinin Türkiye’de 1’e kadar indiğini bağıra çağıra söylüyor.
Bu ne demek…
Şu demek; Türkiye’de bir kilogram süt parasıyla ancak bir kilogram yem alabiliyorsun…
Hatta bu paritenin altında üretmeye çalışan o kadar çok üretici var ki, saymakla bitmez...
Üretici ne yapacak, zararına, karın tokluğuna mı çalışacak? Aracı denilen güruhun kulu-kölesi mi olacak?
Durduk yere, şimdi başımızı yine belaya sokacağız… Derler ya “komünistlik yapma!” diye…Yahu, ne komünistliği, hak, hak…
***
Efendim, markette süt, yoğurt, peynir fiyatları artar, herşeye zam gelir ama üreticinin çiğ sütüne, ürününe bir türlü zam gelmez.
Gelse de kıyamet kopar!
Adamcağız, daralmıştır, borçları artmıştır. Çareyi vatandaşına ulaşmakta arar. Eline alır bakracını kapı kapı dolaşıp ürettiği sütünü satmaya çalışır. Bu defa da halk arasına yayılan aslı-astarı olmayan dedikodularla adamın süt satması engellenir…Niye? O güruhun kazançları düşmesin diye!.
Zannediyorum 3 yıldır çiğ süt fiyatları değişmemiş. Bu sadece sütte mi?... Hayır meşhur zam şampiyonu domateste de böyle, sebze-meyvede de böyle…
Her yerde, herşeyde böyle!.
Temmuz 2014’te bir kilo çiğ süt 1 lira 15 kuruş… Bugün ne kadar olması lazım… Enflasyona göre siz düşünün… Olması gereken rakamı söylemeyeceğim…
Bugünkü çiğ süt fiyatını söyleyeyim… Tamıtamına 1 lira 21 kuruş… İyi zam gelmiş!
Bir de fiyat kırıp bu fiyatları yok pahasına, yani 90 kuruşa, 80 kuruşa kadar alan v….’lar var… Bunlara ne diyeceğiz? Ne diyelim!..
Dünya ikincisi olduğumuz bal üretiminde arıcılık sektörünü bir başka yazıya bırakmak üzere bir kez daha tekrarlıyorum:
Et hayvancılığı olmadan, süt hayvancılığı olmaz… Peki et hayvancılığı kimlerin elinde?
Buradan özetle mesajım şu:
Niçin bu üreticilerin emeğine saygı gösterilmez, emeği sömürülür?
Niçin bu insanların emeği, alın teri üzerinden sırça saraylar yükseltilmeye çalışılır…
Elbette, gıda sanayimiz kurulmalı.
Gıdada dünya ile rekabet edebilen büyük işletmelerimiz olmalı… Ama bu işin temelindeki üretici de korunmalı, değil mi?


