Çatık kaşların sanayi tualine verdiği resim!
Antalya’da devam eden Yöresel Ürünler Fuarı (YÖREX) ile tarıma bir nebze değindik. Nihayette olumlu bir şeyler göremediğimiz sektördeki sorunlara bazı öneriler getirsek de iş “binâ okumak”tan öteye gidemiyor. Mâdem bir adım ilerleyemiyoruz, o zaman bugün de biraz sanayinin “binâsı”nı okuyalım! Belki bu defa bir faydası olur, dedik!
İstanbul Sanayi Odası (İSO) Ekim Ayı Meclis Toplantısı’nda kıymetli Başkan Erdal Bahçıvan’dan yine yeni yeni şeyler öğrendik. Allah O’ndan râzı olsun! Başkan Bahçıvan ekonomideki teraziye dikkat çekti ve “Finansal dengelenme var ama reel sektörün dengeleri oturmuş değil” diyerek sanayi çarklarındaki yavaşlamayı uzun uzun anlattı. Hem de Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank’ın katıldığı meclis toplantısında!
Erdal Başkan, sanayide “dengelenme”den bahsetti… Ancak dengelenmenin henüz sanayi tarafına uğramadığını hatırlattı ve sanayide çarklar büyümedeki gerilemeden kaynaklı yavaşlarken tek taraflı dengelenmenin sakıncalarına vurgu yaptı. Böyle bir geçiş döneminin hasarsız atlatılması için çarkların yavaş bile olsa sağlıklı dönmesinde yapılması gerekenleri de bir bir sıraladı.
Tabi söz konusu kertede finansman darlığı çeken sanayicinin enerjide ve kamu kaynaklı girdilerde fiyat artışlarından doğan maliyet baskısına nasıl dayanacağı aslında meclis gündeminin en önemli konusuydu…Binâenaleyh, reel sektörde borç – alacak zincirinde ciddi kırılmalar başlamıştı… Başlamakla kalmamış kırılmalar hız ve ivme kazanmıştı… Konkordato yoluna gidenler bir taraftan, iflâsa niyetlenenler diğer taraftan; nakit akışı ve teminatlar içinde finansal darboğaza girenlerin oluşturduğu sıkıntı rüzgârları, sanayiyi maliyet – fiyat dengesizlikleri arasında nefes alınamayan üretim koridorlarına sürüklüyordu.
***
Evet, sanayide krediye, finansmana, paraya ihtiyaç vardı… Ama faizler çok yüksekti… Ticari kredi faizlerinin yüzde 35’leri, tüketici kredi faizlerinin ise yüzde 40’ları devirdiği bir ortamda finansmana kavuşanlar dâhi parayı bulduğuna bulacağına bin pişman oluyordu… Öyle ki iş dünyası ile bankalar âdeta birbirinin boğazına sarılarak kavganın en âlâsını en nadide yerlerde, neon lambalı köşelerde yapmaktan bile çekinmiyordu.
İSO Başkanı Erdal Bahçıvan meclis kürsüsünden, “Reel sektörün dengeleri hâlâ oturmuş değil” diyerek bas bas bağırırken hedefini bulan cümlelerle sorunlar yumağına dönmüş meseleye de keskin kılıç darbeleri indiriyordu.
Erdal Başkan’dan finans ve üreten sektör arasında dengenin kurulması için iki öneri gelince meclis üyeleri birden pür dikkat kesildi… Salonda Bakan Varank’ın varlığı bile unutulmuştu!
Neydi o öneriler?.. Önerilerden öte neydi o müthiş talepler…
Biri reel sektörün devletten KDV alacağı… Diğeri teşviksel destekler…
Başkan Bahçıvan, KDV alacağı deyip başka bir şey demiyordu… Yanında ayrıca teşviksel desteklerin de olmasını istiyordu. KDV alacaklarının teminata çevrilmesi ne kadar yeterli olur orasını pek bilemem ama KDV alacaklarının teşviksel desteklerle de kuvvetlendirilmesi sanki derde derman gibi duruyordu.
“Ne olacak canım, alt tarafı KDV alacağı!” diye küçümsemeyin… Reel sektöre 200 milyar lira gibi ödenmesi gereken bir KDV meblağı var. Bu paranın 40 milyar lirası sanayicilere ait. Ödeyecek de devlet! Başkan boşuna konuşmuyor, nakit de istemiyor… Çözüm olarak diyor ki: “Sanayi kesimi finansman sıkıntısı çekiyor. Sektörün rahatlaması için biriken KDV alacaklarının bir teminat aracı olarak kullanılması sağlansın…”
***
Evet, İSO’nun bu ayki meclis toplantısının konusu “Güçlü Bir Sanayi Ülkesi Olmak Yolunda Yeni Hamlelere Odaklanmak” idi… Toplantı sonunda “odaklanma”nın derecesi ne kadar oldu? Orasını toplantıya katılan meclis üyelerine teker teker sorsak herhalde çözüme yönelik farklı cevaplar alırdık!
Ancak Erdal Başkan’ın “Türkiye, güçlü sanayi ülkesi olma yolunda üretimde niteliği artırma zorunluluğuyla karşı karşıya. Beşeri sermaye eğitimle güçlendirilmeli, Ar-Ge, tüm üretim ve hizmet süreçlerinde teknoloji içeriği yükseltilmeli. Yüksek katma değerli ürünlerin giderek arttığı nitelikli ihracat, olmazsa olmazımız” sözleriyle “Ahh keşke!” çeken meclis üyelerinin “çatık kaşları” sanayideki manzaranın tualine fırça dokunuşları yapıyordu.
Yani sanayideki manzara pek iyi görüntü vermiyordu… Zirâ büyümedeki ivme kaybı belirgin şekilde hızlanmış İSO Türkiye imalat PMI ve tüketici güven endeksi başta ekonomide tüm öncü göstergeler, birkaç ay sonra tamamlanacak 2018 yılını, sanki karanlık soğuk ve ıslak bir yolda güç belâ ilerleyen adamın dermansızlığı gibi resmediyordu. Maamafih, 2018 yılı 2009’dan bu yana en zayıf büyümenin gerçekleşeceği bir sene olarak küçülme tarihine geçecekti.
Başkan konuşmasında Ar-Ge dedi, teknoloji dedi, katma değeri yüksek ürünler dedi... Peşinden “sanayide eğitimi” satırlarının sonuna bir başlık tabelası gibi yerleştirdi… Ve şu ifadeleri kullandı:
“Üniversite ve meslek lisesi eğitimleri nitelikli insan ve işgücü ihtiyacına cevap verecek şekilde düzenlenmeli… Biz yolu açtık… İstanbul’un önemli üniversiteleri ile İSO – Sanayi Platformu oluşturduk. Artık seçkin üniversiteler ligi oluşturmalıyız… Eğitim ile ilgili bir şey daha söyleyeceğim… Gelişmiş ülkelerdeki gibi araştırma ve eğitim üniversiteleri birbirinden kesinlikle ayrılmalı…”


