Bütçe - faiz dengesinde borçlanmalara dikkat!
Borçlanma, bir tasarruf fazlasının ihtiyaç sahibine bir bedel karşılığında aktarılması şeklinde ifade edilebilir. Bir ülkenin veya şirketin borçlanması kabaca; tahvil ihracı, yabancı bankalardan ve uluslararası kuruluşlardan finans temini ve devletlerden fon sağlama şeklinde olabilir.
Peki, niçin borçlanmaya ihtiyaç duyulur? Nedeni, sermaye birikimindeki eksiklik… Mesela, bir ülkenin kalkınması için sermaye birikimi gerektiği şekilde değilse, kaynak ithalatıyla sorun çözülmeye çalışılır. Sürekli değerlenen kur, enflasyon, bütçe açıklarını büyüten harcamalara dönük genişlemeci politikalar, para bulma zorluğu, düşük işgücü verimliliği, başta sanayi ve tarım olmak üzere sektörlerdeki yetersiz üretim, borçlanmanın ana unsurları olarak bilinir… Yönetimler de borçlanmayı hızlandıran ana sâikler arasında sıralanır.
Evet, geçmişteki yazılarımızda iç ve dış olmak üzere 750 milyar doları aşan toplam borç stoku ile ilgili rakamlar vermiştim. Bir kez daha tekrarlamayı zul görüyorum. Ancak Haziran ayı bütçe gerçekleşmeleri, 2019 yılı bütçesi, artan faiz ödemeleri ve yükselen cari açıkla ilgili projeksiyonlar dâhilinde, vadesi 1 yıl ve daha az bir zaman dilimiyle ifade edilen kısa vadeli borç stoku rakamlarını ve bizim için ne anlama geldiğini açıklamadan geçemeyeceğim…
***
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) 2018 Mayıs sonu itibariyle kısa vadeli borç stoku verilerini 17 Temmuz’da açıklamıştı… Şöyle ki, kısa vadeli borcumuz 180,6 milyar dolar… Söz konusu stokun 20,3 milyar dolarlık kısmı, Türkiye’de yerleşik bankaların ve özel sektörün yurtdışı şubeleri ile iştiraklere olan borçlarından oluşuyor. Toplam stok içinde kamunun payı yüzde 17,1, Merkez Bankası’nın (TCMB) yüzde 0,3 ve özel sektörün ise yüzde 82,6…
Kısa vadeli dış borç stokuna baktığımızda da, 123,3 milyar dolarlık bir rakamla karşılaşıyoruz. 2017 yılsonuna göre yüzde 4,8’lik bir artış söz konusu. Borç içinde 68,1 milyar dolarla bankaların ağırlığı gözleniyor. Bankaların borcu ilk 5 ayda yüzde 2 artmış… Stokta 55,2 milyar dolar borç diğer sektörlere ait. Bu sektörlerin borcu da yüzde 8,5 yükselmiş.
Kısa vadeli dış borçta dikkat çeken iki kalem var… 2017 yılına göre yüzde 7 artan 43,5 milyar dolarlık ithalat borcu… İkincisi yüzde 4,3 artarak 13,7 milyar dolara çıkan yurtdışı yerleşiklerin TL cinsinden mevduatları…
Borçlu bazında ise çoğunluk kamu bankalarında… Bankaların kısa vadeli borcu geçen yılsonuna göre yüzde 8,1 yükselişle 23,9 milyar dolar olmuş… Özel sektörün kısa vadeli dış borç stoku ise yüzde 4 artarak 99,3 milyar dolar olarak deftere girmiş.
***
Sözü getireceğim yer, bir ay içinde “fazladan açığa” dönüşen Haziran ayı bütçe gerçekleşmeleri… Soracaksınız, “Borçlanmanın bütçe ile ne alâkası var?” diye… Anlatalım…
Evet, bütçede borçlanmalarla ilgili kalem bulamazsınız… Daha doğrusu borçlanma tutarı bütçeye gelir veya gider olarak yazılmaz. Onun hesabı bütçe dışı tutulur... Fakat borçlar için ödenen faiz tutarları ise bütçeye gider olarak girer…
Dolayısıyla bütçe dengesi içinde “faiz dışı fazla” veya “faiz dışı açık” diye bir kalem vardır… Bütçeden faiz harcamaları çıkarıldığında, harcamalar ile gelir arasındaki dengeyi ihtiva eder… Yani bütçede iç ve dış borç faizi tutarı ayrılır, geriye elde kalan kısma bakılır… Gelirler giderlerden fazlaysa, “Bütçe, faiz dışı fazla vermiş”, şâyet gelirler giderlerden azsa, “Bütçe faiz dışı açık vermiş” denir.
Gelelim Haziran ayı bütçe rakamlarına…
Mayıs 2017’de 2,7 milyar lira “fazla” veren bütçe, rekor sayılabilecek şekilde Haziran 2018’de 25,6 milyar lira “açık” vermiş… Bütçenin geçen yıl aynı dönemde 13,7 milyar lira “fazla” verdiğini de hatırlatmak lazım. Yine Haziran 2017’de 12,5 milyar lira olan faiz dışı açık, Haziran 2018’de 23,2 milyar liraya yükselmiş…
2018 yılı ilk 6 ayını önümüze koyduğumuzda (Ocak – Haziran 2018) ise, bütçenin 46,1 milyar lira açık verdiği ortaya çıkıyor. Geçen yıl bu açık 25,2 milyar lira seviyesindeydi.
Şimdi bahsettiğimiz bütçedeki asıl hassas noktaya gelelim!.. Dikkat!.. Ocak – Haziran 2017 döneminde 1,8 milyar lira “faiz dışı fazla” veren bütçe, Ocak – Haziran 2018 döneminde 12,3 milyar lira “faiz dışı açık” vermiş…
***
O zaman bu ne demek? Şu demek…
Kur artışları, gelir vergisi, KDV ve ÖTV gibi bütçe gelirlerinde hissedilir artışlar olmasına karşılık, seçim dönemi de hesaba katıldığında kamu harcamaları ve borçlanmaların meydana getirdiği faiz ödemeleri bütçeyi oldukça sarsmış, demek…
Neticede gelecekte küresel şartlar sebebiyle borçlanma maliyetlerinin artması, 2018 bütçesini zorlayacağı gibi, halen üzerinde çalışılan 2019 bütçesinde de hesapta olmayan bazı olumsuzlukları ortaya çıkarabilir, demek…
Dolayısıyla bu rakamlar, bozulan bütçe dengelerinin âcilen düzeltilmesi gerektiğini söylüyor.
Keşke, bütçe faiz dışı fazla verseydi… Zirâ bütçenin faiz dışı vermesi aynı zamanda, sıkı maliye politikası, tasarruf ve az borçlanma anlamına da geliyor… Eğer bütçede faiz dışı fazla oluşsaydı bütçe gelirleri, faiz ödemelerini rahatlıkla karşılayacak, hatta borçlanmada el biraz daha kuvvetlenmiş olacak ya da borçlanma ihtiyacı, oluşan faiz dışı fazla kadar düşecekti…
Bizim görevimiz sadece yazmak… Asıl iş, bütçe uygulamacılarına düşüyor!


