--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Bunlar bazı çevrelerin kulağına kar suyu olsun!

Sedat Yılmaz
Sedat Yılmaz

Finans başta tüm piyasaların yaşadığı para arayışı sebebiyle, basın olarak reel sektöre mikro bazlı kendimizi veremiyoruz. Faizdi, kurdu, pariteydi, enflasyondu derken makro ekonomi içinde reel sektörü resmen ihmal ediyoruz, unutuyoruz…

Merkez Bankası’nın (TCMB) geçen Çarşamba günü beklentilerin üzerinde yaptığı 75 baz puanlık faiz artışı, mobilya ve gayrimenkul sektöründen başlattığımız yazı turumuzu galiba biraz erteletecek…

Hatırlanacağı üzere, TCMB’nin faiz kararından önce kaleme aldığımız “Artık para politikalarını sorgulama vakti geldi!” başlıklı yazımızda; uygulanan söz konusu politikaların üretimi desteklemediği gibi, enflasyonu, borçlanmayı ve cari açığı arttırdığına ve reel sektöre dolayısıyla ekonomiye hiçbir faydasının olmadığına dair eleştirilerde bulunmuş, ekonomideki bu açmazın çözülmesi gerektiğine dair ifadeler kullanmıştık…

Sanki İstanbul Sanayi Odası (İSO) Başkanı Sayın Erdal Bahçıvan, sesimizi duyar gibi, bu haftaki meclis toplantısında benzer konuları gündeme taşıdı ve adeta bazı çevrelerin bize karşı menfi bakışlarına ve düşüncelerine siper oldu!

Tabi ki para olmadan yatırım yapma imkânınız zayıf! Belki de hiç yok!  Sayın Bahçıvan meclis kürsüsünden, “Önceliğimiz, sanayinin finansman ihtiyacının karşılanması olacak” sözleri karşısında, “Reel sektör acaba yeni bir çalışmanın içine mi giriyor? Nasıl para bulacak?” diye düşünürken, konuşmanın devamında, “İSO’nun öncü rolü; yüksek teknolojili ve katma değerli sanayiyi merkeze alan bir ekonomik ve toplumsal dönüşümü gerçekleştirmek. Bu kapsamda finansman ihtiyacının karşılanması için yeni nesil kalkınma bankacılığı konusunda gerekli girişimleri yapacağız” ifadeleri bende farklı bir umudun yeşermesine sebep oldu.

•

Bazı kesimlerin kulağına kar suyu olsun… Mevzuyu daha da açacak olursam, demek ki sanayi kesimi konvansiyonel bankacılıktan ümidini kesmiş veya kesmek üzere… TCMB’nin para politikalarından da memnun değiller. Faizlerin ve enflasyonun yüksekliği, volatilitesi yüksek kur ve bankaların acımasızlığı canlarına tak etmiş… Reel sektör yeni bir finans sistemi arayışı içine girmiş… Hatta “O ne der, bu ne der, siyasetçi ne der!” baskılarını üzerlerinden atmışlar, yeni nesil finans anlayışını ihdas etmenin yollarını arıyorlar…

Aylardır bu köşemizden yazdıklarımız bazılarına vızıltı gibi geldi, belki de hâlâ öyle!.. Ama, olsun! Bir vatan evladı çıkar da hak için bir şeyler söyler diye bizler karınca misali, gücümüz nispetinde yazıp, çiziyoruz… Başka ne yapabiliriz?.. İşte İSO Başkanı Sayın Bahçıvan da çıktı ve ekonominin, sanayinin sorunlarını bir çırpıda anlatıverdi… Dolayısıyla bundan sonra Sayın Bahçıvan’ın ifadelerini iyi anlamak lazım…

Ne diyor Sayın Bahçıvan: “Sanayimizi ve ekonomimizi yakından ilgilendiren konularda ihtisas kurulları oluşturacağız. Sanayinin finansman ihtiyacının karşılanması için vizyoner önerilerimizi gündeme getirmeyi sürdüreceğiz. Yeni nesil kalkınma bankacılığı önerimiz büyük önem taşıyor. Halka arz gibi benzeri finansman araçları hakkında da faaliyetlerimiz var…”

Sayın Bahçıvan, öngörüsüzlüğün giderek arttığı dünyada özellikle Türkiye’deki teşvik sistemine de; yalın, anlaşılır, projeye bağlı, denetlenebilir ve finans bazlı bir mantığa dayanması yönünde “terzi işi” yaklaşacaklarının ve işin de takipçisi olacaklarının altını çiziyor...

Benim anladığım, bundan sonra baskılar yukarıdan değil, tabandan gelecek… Ekonomiyi yönetmeye talip olanlar tabandan gelen sese kulak verecek veya kulak vermeye mecbur kalacak!

•

Gelelim, TCMB’nin Çarşamba günkü faiz kararına…

Banka, Geç Likidite Penceresi (GLP) yani borç verme faiz oranını yüzde 12,75’ten yüzde 13,50’ye çıkardı. Bir haftalık vadeli repo ihalesi faizi olan politika faizini yüzde 8’de, marjinal fonlama oranını yüzde 9,25’te, borçlanma faiz oranını da yüzde 7,25’te sabit tuttu.

Peki, TCMB’nin bu kararı ne manaya geliyor? Anlatalım…

Politika faizinde bir artış yok, ama TCMB, 75 baz puan faiz artışıyla yabancı portföy yatırımcılarına, “Bakın enflasyon üzerinde faiz veriyoruz. Enflasyonumuz şu anda yüzde 10,23… Faizimiz yüzde 13,50… Türkiye’ye getireceğiniz para ile yüzde 3,27 reel faiz alacaksınız. Yüzde 3,72 getiri sağlayan Brezilya hariç, Türkiye, Hindistan’dan, Endonezya’dan ve Güney Afrika’dan daha fazla kazandırıyor…” anlamında mesaj vermek istiyor. Tabi ki önce para lazım!

TCMB’nin başka yapacağı bir şey de yok zaten! Aslında TCMB, sorunlarla ilgili topu hükümete atıyor… Diyor ki, “Enflasyon ve enflasyon beklentilerinin bulunduğu yüksek seviyeler fiyatlama davranışları üzerinde risk oluşturmayı sürdürüyor. İthalat fiyatlarındaki yükseliş, riskleri artırıyor…”

Türkiye denkleri arasında enflasyonu en yüksek ülke… Enflasyonun en büyük sebebi de cari açık… Yani döviz açığı… Cari açığa sebep olan unsur ise üretimden gelen bozukluklar…  

TCMB’nin kararı, tuzu kurular için olumlu… 75 baz puanlık faiz artışı, parasını faize yatıracakları daha da sevindirecek. Normal vatandaşın durumu ise malum! Faizdeki bu artış, kuru ve faizleri kısa bir müddet sakinleştirebilir. Fakat deniz suyu içmek susuzluğu gidermez misali, önümüzdeki günlerde Nisan ayı enflasyonu açıklanacak… Yukarı yönlü riskler boy gösterecek! Kur ve faiz cephesi, olumsuzlukları fırsat bilip oyun oynaş içine girecek! Yani yine kısır döngü!

Türkiye’nin enflasyon ve cari açık sorununu çözmeden normalleşmesi mümkün değil! Bu meseleleri çözmek de kısa vadede o kadar kolay değil! Binaenaleyh, mevcut para politikalarıyla devranın dönmeyeceğini, üretimi öne alan yeni politikalara ihtiyaç olduğunu bir kez daha hatırlatmak görevimiz…

 

Sedat Yılmaz Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle