--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Bu düğümün ilerideki görüntüsü kördüğüm!

Sedat Yılmaz
Sedat Yılmaz

Y

eni eğitim ve öğretim yılı yarın başlıyor. 17 milyon öğrenci için hafta başı ders zili çalarken büyük masraflar altına giren veliler için ise alarm zilleri çoktan çalmaya başladı bile. Bu kadar harcama, bu kadar uğraş, ter, emek…

Acaba velilerimiz uzun vadeli bu eğitim yatırımının tam olarak karşılığını alabiliyor mu? 

Zannetmiyorum…

***

Zaman zaman yurt dışına çıkıyoruz…

Çoğu ortamda gereği üzere yabancı dil öğrenememenin acısını çok mu, çok çekiyoruz… Dolayısıyla Türk milli eğitiminin belki de en büyük yanlışlarından biri olan “yabancı dil” politikası sebebiyle binlerce vatan evladının nasıl heba olup gittiğini gözlemliyoruz…

Binlerce yabancı dil öğreticisini, öğretmenini istihdam ediyorsunuz, ancak şu orta öğretimden 100 kişide 2 kişiye yabancı dil öğretme konusunda zaafiyet yaşıyorsunuz…

Durum bu!...

Ülkemizde maalesef yıllardır insanına yabancı dil öğretemeyen bir milli eğitime sahibiz ve yabancı dil çilesi ne vakit sona erecek diye de hasretle bekliyoruz. Şu memlekette layıkı vechile yabancı dil öğretilse, daha fazla ihracat yapardık, daha fazla başarılı diplomasi ile bölgemizde daha saygın bir ülke olarak dünya sahnesinde yerimizi alırdık…

Daha fazlasını söylemiyorum… Okuyan zaten ne demek istediğimi anlamıştır!

***

Milli eğitime dair bir faciadan daha bahsedeceğim… İnsanlara meslek veremeyen, sürekli işsizlik üreten, gençleri boş boş oturtan bir milli eğitim…

Zannediliyor mu  ki, İSMEK’lerle, İş-Kur eğitimleriyle, kurslarla, şunlarla bunlarla işsizlik azaltılacak…

Mümkün değil!

Belki bu kurslar birkaç yüz bin kişiye iş imkanı sağlar ama sürdürülebilir değil…

Yani işsizliğe çare olmaz!

İşte Türkiye’de son rakamlara göre, işsizlerin sayısı ülke nüfusunun yüzde 10’u…

İleri ülkelerde ise bu rakam tekli…

Ya yüzde 1, 2 ya da en fazla yüzde 5…

Türkiye gibi her yeri iş kaynayan ancak iş ile çalıştıranı buluşturamayan bir eğitim sistemi sayesinde dağlar gibi yüksek işsizler ordusu geleceğimizi karartıyor…

Rahmetli Erbakan Hocam’ın tabiriyle “Pansuman tedbirlerle bu işler olmaaaz! Bu işler yürümeeeez!”

***

Tabi eğitim uzun vadeli bir iş!

Ağaç yetiştirmek gibi… Hemen birden olmuyor. Bir ağaç kaç yılda yetişiyor, biliyorsunuz!. Hele eğitimde  “Kervan yolda düzülür” mantığı hiç gerçekçi ve geçerli değil!

Maamafih, bugünden başlayarak milli eğitimi “üretici ve meslek sahibi yapan” vasfına kavuşturmak için iki elimiz kanda olsa bütün işimizi gücümüzü bırakıp milli eğitim işine eğilmemiz, el atmamız olmazsa olmaz!

Yani hedefi maarif olan, insan yetiştiren bir milli eğitim şart, şart ve şart!

Yeniden programlar mı yazılır…

Yeni müfredatlar mı ihdas edilir…

Orasını bilemem ama, vatanını, milletini seven bu konuda yetkin kim varsa toplanmalı bu işe acilen çare bulmalı! 

Yoksa düğümün ilerideki görüntüsü kördüğüm! 

Milli eğitim hemen hâlâ mer’i olan facialardan kurtarılmalı! Çünkü 15 liralık gömleğe okul arması basarak 150 liradan satan ve öğrenciyi servis şoförlerinin oyuncağı yapan sistem, necip Türk milletine yakışmıyor! 

Bir kere milli eğitim para kazanma yeri değil, insan yetiştirme ve mes’uliyet kazandırma yeridir!  Bunu demek istiyorum…

***

Diğer taraftan mesela sanayici, işadamı, iş dünyası “Ara elemanı eksikliği sebebiyle işlerimiz yürümüyor” diye feryat ederken Türkiye’de ara elemanı yetiştiren kaç tane orta dereceli okul var?

Buralarda kaç öğrenci öğrenim görüyor?

Yani bu bizim milli eğitimde meslek okulları, sanat okullarının oransal dağılımı ne?

Bu okullar sanayi ile buluşabiliyor mu?

KOBİ’lerle içli dışlı olabiliyor mu?

Olsa da ne kadarı oluyor?

Örneğin, vergi sistemine girmiş, ehliyetli iyi bir muslukçun var mı?

İyi bir fayans döşeyenin…

Matbaacın, camcın, merdivencin, sıvacın, kaynakçın, aşçın, çiçekçin var mı?

Söyleyeyim…

Yok!

Ama milyonlarca işsizin var! 

Olsa da bir elin parmakları kadar!

“Ustayım” diye karşınıza bir kişi çıkıyor...

Paranı alıyor ama, işi tam yapmıyor! Yapamıyor! İşte bu ters denklemin bir an önce düzeltilmesi gerekiyor!

Herkesi üniversite okumaya mecbur eden, ancak üniversiteyi okusa da aç ve açıkta bırakan bu sistem acilen değiştirilmeli!

Yoksa birbirimize “Niçin beyin göçü var!” diye yıllarca sorup dururuz…

Sebebi ortada!..

Kıymetli Yaşar Değirmenci Hocam ifadeleriyle ne kadar güzel özetlemiş…

 “Eğitim meselesi halledilmeden hiçbir mesele halledilmez. Eğitim anlayışımızı, hayat ve insan anlayışımızı yeniden gözden geçirmemiz gerekiyor”…

Ağzınıza sağlık, kıymetli Hocam!

 

Sedat Yılmaz Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle