Bu ambargo tutmaz!
Küresel ekonomi, ticaret savaşlarından sonra genişletilmiş yeni bir Amerikan ambargosuyla karşı karşıya... İran’ın nükleer anlaşmalara uymadığı gerekçesiyle bu yıl 8 Mayıs’ta P5+1’den çıkarak birçok ülkeye ticari yaptırım uygulayan ABD, 7 Ağustos’tan sonra da yaptırımın ikinci ayağını devreye almıştı. ABD şimdi yine tek taraflı bir kararla İran ile ticari işbirliği yapan ülkelere üçüncü etap ambargo uygulamaya çalışıyor.
Türkiye dâhil Çin, Hindistan, İtalya, Yunanistan, Japonya, Güney Kore ve Tayvan ambargodan muaf. Ama muaflık süresi 6 ay! Sebep ise hâlen 72 dolar seviyesinde seyreden petrol fiyatlarındaki yüksek dalgalanmaları sübapla dengelemek... Dolayısıyla bugünlerde petrol fiyatlarının 100 doları bulması istenmiyor. Ancak ABD Başkanı Trump “Petrol fiyatlarının yükselmesini istemem” dese de yakın gelecekte varil fiyatın 100 doların üzerine çıkması için yollar döşediği de bir hakikat!
“6 ay sonra dünya nerede olur?”, onu şu anda kimse kestiremiyor! Siyasi kaynaklar ambargonun 3 yıllık bir sürece yayılacağını ifade ediyorlar ama mezkûr yaptırımların kısa zaman içinde delineceğinden yana görüş bildirenler daha fazla!
Maamafih hâlen yürüyen ABD merkezli ticaret savaşları, diğer taraftan İran’a yönelik Amerikan Ambargosu küresel ekonomiyi ciddi şekilde darboğaza veya resesyona dâhi itebilecek güçte. Zirâ muafiyet getirilen ülkeler bile ambargodan rahatsız! Dünyada ABD’nin küresel ticaretin genleriyle oynadığına dâir algı giderek artıyor.
***
Mâlumunuz ilk etabı 13 yılın ardından ve İran’ın nükleer tesislerini Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’nun denetimine açmasıyla nihayetlenen ABD ambargosu 2015 Temmuz’unda 6 büyük devlet arasında varılan P5+1 nükleer anlaşmasıyla sona ermişti. Söz konusu anlaşmayla; İran’a 100 milyar doların üzerinde sıcak para kazandıracak petrol, doğalgaz, finans, havacılık ve deniz taşımacılığı alanları yeniden uluslararası ticarete açılmıştı…
İsrail hariç dünyada her ülke anlaşmadan memnundu… İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu durumu “tarihi kötü bir hata” olarak nitelemişti ama Türkiye’de dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu, anlaşmayı desteklediklerini üzerine basa basa söylemişti.
Ancak 2016 yılındaki başkanlık seçimlerinde Demokratlar’ın iktidarı Cumhuriyetçiler’e kaptırmasıyla nükleer anlaşmada işler tersine döndü. Takip eden yıllarda Trump başkanlığındaki ABD’nin, nükleer anlaşmadan tek taraflı çekilme kararı (8 Mayıs 2018) küresel ekonomide yeni bir kaos ortamı oluşturdu.
ABD, İran’ı yine hedefine aldı. Fakat bu defaki ABD oyununun, kendine muhalif oluşması muhtemel uluslararası bir gücün dağıtılmasına ve İsrail’in güvenliğinin sağlanmasına yönelik olduğu tahmin edildiği hakikatine de kimse itiraz etmiyor. Zirâ ABD sâdece ekonomik kanaldan değil, ülke içinde ve dışında muhalifleri hareketlendirerek siyasi ve askeri yollarla İran’ın komşusu ve bağlantısı olduğu ülkeleri de sıkıştırma yolunu tercih ettiği gözleniyor. Hatta ABD, Irak’a kuracağı bir merkezle İran’ın ticaret yapacağı her yolu da kapatmanın peşinde.
***
Tabi Amerikan ambargosu tüm dünyayı ilgilendiriyor. Her şeyden önce Avrupa, Çin, Hindistan, Japonya gibi sanayi ülkeleri İran’dan petrol ve doğalgaz alıyor. Türkiye de ithal ettiği petrolün yüzde 44’ünü, doğalgazın yüzde 17’sini İran’dan sağlıyor.
ABD, P5+1 anlaşmasından çekildi belki ama Almanya, Fransa, İngiltere, İspanya, İtalya ve diğer Avrupa ülkeleri İran ile ticaretin devamından yana. Bilhassa AB, Birleşmiş Milletler kuruluşu Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’nun (IAEA), İran’daki nükleer anlaşmalara harfiyen uyduğuna dâir periyodik raporlar yayımladığını belirterek ambargoya bir anlam veremediklerini dile getiriyorlar. Ancak Avrupalılar korkudan mıdır, İsrail muhabbetinden midir bilinmez, ABD’nin İran’a karşı İsrail merkezli Ortadoğu politikasına çekimser görünseler de diğer taraftan destek vermeleri gözlerden kaçmıyor.
Ancak bilelim ki, Avrupa Birliği’nin, Amerikan ambargosunu delmede, Türkiye’yi bir üs gibi kullanma niyetinde olduğu gerçeği, giderek daha da ağırlık kazanıyor. Çünkü Avrupa, kışa girerken bir enerji krizi ve bir ekonomik dalgalanma yaşamak istemiyor.
İran ise yaptırımlara âdeta meydan okuyor… İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ambargoyu rahatlıkla atlatabileceklerini, fakat ABD’ye de iyi bir ders vereceklerini söylemekten çekinmiyor.
Ayrıca yaptırımlara karşı mekanizmalar çalışmaya başladı bile. Ambargolardan muaf tutulan Türkiye ile İran arasında yerel parayla ticaretin daha da büyümesi için tedbirler alınıyor.
***
Fakat burada Türkiye’nin duruşu çok önemli… Avrupa’nın ticari partneri ve Avrupa’ya ihracatta yüzde 50’nin üzerinde bir oran yakalayan Türkiye’nin, batının mezkûr İran sancısına nasıl çâre olacağı, işleri bir nebze de olsa düzeltmişken ABD’yi kırmadan Avrupa’ya yönelik nasıl bir fotoğraf vereceğine dâir küçük küçük ipuçları da gelmeye başlamadı değil.
Çünkü ekonomide Avrupa’nın zayıflığı veya çökmesi, Türkiye’nin de o nispette ekonomik yönden gerilemesi mânâsına geliyor. Gerek Avrupa ve gerek Türkiye’deki siyasi erk de bu durumun bilincinde.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da, İran yaptırımlarını doğru bulmadıklarını belirtirken, “Bize göre bunlar dünyanın dengesini bozmaya yönelik yaptırımlar. Ayrıca uluslararası hukuka, diplomasiye de aykırı. Emperyal bir dünyada yaşamak istemiyoruz” diyor ve Suriye’de yürütülen ABD-YPG/PKK ortak devriyesini de sert bir dille eleştiriyor.
İşin özeti şu: Amerikan ambargosunun süresini ve şiddetini yaptırımlara karşı çıkan ülkelerin direnci belirleyecek.
Bu arada; hayatını kaybeden kıymetli vakıf adamı Abdullah Tivnikli’ye Allahu Teâlâ’dan rahmet, sevenlerine ve yakınlarına başsağlığı diliyorum.


