Böyle gergin ortamlarda fanteziye gerek var mı?
Yılsonu yaklaşırken yurt dışı ve yurt içinde piyasalar yine olumsuzluğa doğru yelken açıyor.
Hâlen 78 dolar seviyesinde seyreden petrolün, Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın İstanbul’da katledilmesiyle beraber İran, Suudi Arabistan, Rusya üçgeninde yaşanacak gelişmelerle 85 dolar seviyesine çıkma ihtimali, ABD’de 10 yıllıklar olmasa da orta ve kısa vadeli faiz oranlarında beklenen yükselişler ile dünyanın bir resesyona girme endişesi küresel piyasaları geriyor.
Diğer taraftan; Avrupa’nın üçüncü büyük ekonomisi İtalya’daki görünümün bu yıl 4 Mart’ta yapılan seçimlerden sonra daha da kötümserleşmesi piyasaları tedirgin eden gelişmeler. İtalya’nın kamu borcu GSYİH’in yüzde 130 seviyesinde seyrederken gösterge faizleri de bu yılki seçimlerden sonra iki katına ulaştı. 15 Ekim’de Avrupa Komisyonu’na sunulan İtalya bütçesi kabul edilmedi ve yeni bütçenin hazırlanıp yeniden gönderilmesi istendi. Kamu borcu yüzde 180’i aşan Yunanistan’dan sonra İtalya da Avro Bölgesi ekonomisi için ciddi bir tehdit olmayı sürdürüyor.
Yine Çin’in ticaret savaşlarına bir tedbir olarak para birimi yuanı devalüe etmesi piyasalar açısından olumsuz durum. Ayrıca ABD Merkez Bankası FED’in Aralık ayında bir faiz artışı daha yaparak yılı kapatma ihtimali de uluslararası piyasaları bozan diğer siyah alan!
***
Tabii ki yurt dışında hava bozarken yurt içinde de gerek siyaset ve gerekse piyasalar, iyi sinyaller vermiyor. Şu anda elimizde en sağlam argüman olarak kalan siyasi istikrar; cumhur ittifakında sağlam duruyor gibi görünse de yerel seçimlere giderken “Acaba zâfiyet mi var?” sorularını akıllara getiriyor. Hatta dün af yasasını desteklemeyen AK Parti’ye karşı MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “Cumhur ittifakı duruyor. Ancak yerel seçimde ittifak yok. İstanbul’da aday çıkaracağız” açıklamasıyla dövizin günlük yüzde 2’nin üzerinde artması siyasi istikrarın korunması adına “alarm” niteliği taşıyor. Döviz kurunun yurt dışında havanın bozuk olduğu bir dönemde yurt içinde siyasi istikrara yönelik hareketlenmelerin dalga boyunu artırabileceğine kulak vermek gerekiyor.
Tabi kuru etkileyecek diğer konu dış borç… Hazine ve Maliye Bakanlığı merkezi yönetim borç stokunu 1,1 trilyon lira olarak açıkladı. Söz konusu stokun 534 milyar liralık kısmı döviz cinsinden. Yine TCMB Ağustos 2018 dönemine ilişkin kısa vadeli dış borcu da 114,3 milyar dolar olarak verdi. Söz konusu borç içinde 62,3 milyar doları bankaların… Reel sektörün borcu ise 50,6 milyar dolar.
Yine döviz kurunu etkileyecek TCMB Ağustos ödemeler dengesi aylık bazda 2,6 milyar dolar fazla verdi. Ancak oniki aylık cari işlem açığı yıllık hâlâ 51,1 milyar dolar seviyesinde. Cari açık yıllık bazda yılsonuna doğru belki 40 milyar doların altına düşecek ancak bu düşüş ithalatın azalması ve büyümenin düşmesi sonucu gerçekleşecek. Keşke cari açık düşerken Merkez Bankası rezervleri de iyileşebilse.
Böyle gergin ortamlarda fanteziye gerek olmadığı düşüncesindeyim!


