--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Biz Kıbrıs’ın tapusunu Hala Sultan’dan aldık!

Sedat Yılmaz
Sedat Yılmaz

Hey gidi Kıbrıs hey!…

Kıbrıs denince Peygamberimiz Hazreti Muhammed Mustafa (SAV) Efendimizin süt halası Ümmü Haram (Allah O’ndan Razı Olsun) aklımıza gelir. Efendimiz’den şehadet için dua istediği Hala Sultan adıyla da meşhur Ümmü Haram Kıbrıs fatihidir…

Hicretin 28’inci yılı… Miladi 650’li yıllar… 

Kıbrıs’ın İslam topraklarına katıldığı yıllar…

Hazreti Osman (Allah O’ndan Razı Olsun) Kıbrıs’ın fethedilmesi için bir donanma hazırlatır. Bu harekat İslam tarihinin ilk deniz seferi olarak kayıtlara geçer. Tarihe geçer de hem de ne geçer…

Peygamber Efendimiz’den aldığı şehadet müjdesiyle kalbi şehitlik aşkıyla yanan 86 yaşındaki Hala Sultan, eşi Ubade İbni Samit (Allah O’ndan Razı Olsun) ile birlikte Kıbrıs seferine katılır…

İstanbul’u fethetmek için binlerce kilometreyi hiçe sayıp yollara düşen 80’li yaşları aşmış Ebu Eyyubel Ensari, Eyüp Sultan Hazretleri (Allah O’ndan Razı Olsun) gibi…  Peygamber Efendimizin devesi Kusva’nın evinin önünde çöktüğü, Peygamberimizi evinde 7 ay misafir eden, Bedir, Uhud, Hendek ve diğer bütün savaşlara katılan, Peygamber Efendimizin muhafızı büyük Sahabe Eyüp Sultan Eyüb el-Ensari gibi… 

***

Evet, Peygamber Efendimizin süt halası Hala Sultan, Kıbrıs’ın fethine katılmak üzere yolları, denizleri rüzgar hızıyla aşar… Yıllar sonra müslüman coğrafyanın en kilit, en sorunlu ancak en bereketli ve istikbal vaadeden adalarından biri olacak Kıbrıs’a ulaşır…

İslam ordusu içinde yaşlı olmasına rağmen genç askerlere büyük cesaret veren bu Ulu Kadın, Mücahide Kadın bugünkü Larnaka yakınlarında şehit düşer ve Ümmü Haram Hala Sultan, islam tarihi kayıtlarına Kıbrıs fethinin sembolü olarak geçer…

Allah O’ndan binlerce kere razı olsun… Allah, lütfedeceği şefaatlerinden bizleri mahrum bırakmasın…

***

Evet, Kıbrıs, sonraki yıllar cihan devleti Osmanlı İmparatorluğu’na kadar stratejik öneminden dolayı çok el değiştirir… Yıl 1571… Devir II. Selim devri… Osmanlı’yı Akdeniz’de sürekli tehdit eden Venedikliler iyice çizmeyi aşmıştır… Lala Mustafa Paşa komutasında gönderilen donanma, Hala Sultan aşkıyla Kıbrıs’ı Venediklilerden alır… Böylece Akdeniz’in en kilit adası yine İslam coğrafyasına katılır…

Öyle ki aynı yıl, haçlıların İnebahtı’da Osmanlı donanmasını yakmasına karşılık Sokullu Mehmet Paşa’nın “Biz Kıbrıs’ı almakla sizin kolunuzu kestik. Siz de donanmamızı yakmakla bizim sakalımızı tıraş ettiniz. Kesilen kolun yerine başkası gelmez fakat tıraş edilen sakal daha gür çıkar” sözleri Hala Sultan’dan sonra Kıbrıs’ın ne kadar önemli bir merkez olduğunu bir kez daha ortaya koyar…

***

300 yıldan fazla Osmanlı hakimiyetinde kalan Kıbrıs maalesef, 1877 yılında başlayan Osmanlı-Rus Savaşı sonrası İngilizlere arabulucu hediyesi olarak kiraya verilir. Sonra Lozan’da o Hala Sultan yadigarı topraklar unutulur… Büyük şehitlerden Dışişleri Bakanımız Fatin Rüştü Zorlu’nun uğraşıyla Türkiye 1958 yılında Kıbrıs’ta garantörlük hakkını alır.

Ne acıdır ki, böyle bir mücahit, zorba devletlerin eliyle kendi ülkesi tarafından Başbakan Adnan Menderes, Maliye Bakanı Hasan Polatkan ile birlikte asılarak şehit edilir…  

Kıbrıs’ta sorun biter mi hayır…

***

1974 yılına gelinir… Artık bıçak kemiğe dayanmıştır… Barış Harekatı ile Türkiye Kıbrıs’a müdahale eder ve bugünkü KKTC devletinin temelleri atılır…

Türkiye’ye yönelik onca siyasi, askeri ve hatta gıda-ilaç ambargolarına kadar uzanan baskılara rağmen 15 Kasım 1983 yılında Kıbrıs’ta KKTC adında yeni bir Türk devleti kurulur… Önce Türkiye, Pakistan ve Bangladeş KKTC’yi tanıyan ilk ülkeler olarak öne çıkar ama zorba devletlerin baskıları sonucu Pakistan ve Bangladeş tanıma kararından vazgeçer…

Kaddafi’nin Libya’sı resmen olmasa da fiilen KKTC’yi tanır… Azerbaycan ise Dağlık Karabağ’ın devlet olarak 15 ülke tarafından tanınacağı endişesiyle KKTC’yi tanımaktan uzak durur… Böylece Türkiye uluslararası camiada KKTC’yi tanımada tek başına kalmıştır… İşte Kıbrıs’ın tarihi kısaca hikayesi bu…

***

Tabi hikaye burada bitmiş değil… Günümüzde de Türkiye’yi her fırsatta, her alanda sıkıştırmaya, sindirmeye çalışan ehli salip Cenevre’deki son Kıbrıs görüşmelerinde de su koyverdi. Toplantılar sonuç alınamadan bitti. Adanın tamamını isteyen haçlı güruhuna anladığı dilden konuşunca zaten her zaman ipler kopuyor. Kopsun! Kopsun!.. İyi de olmuş…

15 Temmuz darbe girişimi dahil yıllardır Türkiye’nin üzerine saldıkları hainlerle sorun çözmeye çalışanlar, bu diyarda elbette başarıya ulaşamayacak…

Haa! İstanbul Petrol Kongresi’nde de gündeme geldi... Şu sıralar Akdeniz’in petrolü ve gazı ehli salibin başını döndürmüş. Ama bu defa iş biraz yaş!

 Çünkü Kıbrıs’ın tapusunu dolayısıyla Akdeniz’in anahtarını miladi 650 yılında Hala Sultan’dan aldık… İlgilenenlere duyurulur!

 

Sedat Yılmaz Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle