--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Belânın en büyüğü mevzuat hazretleri!

Sedat Yılmaz
Sedat Yılmaz

Dedim ya, “Olmaz!” fehmine kapılmayın!.. Lütfen cümlelerimi de yanlış anlamayın! Bir kez daha söylüyorum… Dünyanın en büyük su ürünleri ihracatçısı Çin’i (15 milyar dolar), ikinci sıradaki Norveç’i (6,5 milyar dolar) ve hatta üçüncü sırada yer alan Vietnam’ı (5 milyar dolar) dâhi fersah fersah geçebilecek potansiyelimiz var. Hatırlatayım, küçücük bir Vietnam bile Türkiye’den balıkçılıkta 6 kat daha fazla ihracat yapıyor.

Yahu! Uyuyor muyuz, ölüm uykusuna mı yattık!... Ne yapıyoruz! Vallahi şaşkınlıktan ne yazacağımı bilemiyorum!

Sâdece alabalık üretimi yaparak bile 1 yılda 5 milyar avroluk kazancı cebimize koyabiliriz! Ayrıca 5 milyarı katlamanın yolları da var… Birincisi, dünyanın balığa koştuğu bir zamanda kapasiteleri artırmak… Ardından “Kaçan balık büyük olur” değil, “Üretilen balık büyük olmalı” anlayışıyla su ürünlerinde “büyük balık” üretimine geçmek… Bu iki işi dâhi yapabilsek verime verim, kazanca kazanç katarız… İşsiz bekleyen gençlerimize binlerce istihdam kapısı açarız!..

Balıkçılık sektörüne dâir aylarca, yıllarca yapılan incelemeler, araştırmalar, analizler ve karşılıklı konuşmalar neticesinde oluşan notlarımı ve bilgilerimi çekinmeden apaçık sizlerle paylaşıyorum…

Kapasiteleri artırmak ve büyük balık üretimine geçmek için öncelikle su ürünlerinde bürokratik anlayışın 180 derece değişmesi gerekiyor... Su ürünleri üretiminin gelişmesine engel olan tüm mevzuat satır satır gözden geçirilip dünya standartlarında yepyeni bir düzenleme yapılmalı ve işin başına ehil insanlar getirilmeli!

Alabalık örneği ile biraz mevcut mevzuatın hantallığından bahsedeyim… İnanın bugün sıfırdan bir alabalık üretim tesisi kurmak daha doğrusu iznini alabilmek imkânsız gibi bir şey… Sadece izin, en iyi ihtimalle 2 yıllık bürokratik işlemlere tâbi!

***

Meselâ en basitinden su kullanım izninin şartlarına bir bakın!...

1 yıl içinde en az 8 defa özel bir firmaya su kaynağının debi ölçümü yaptırılacak... Ardından ciddi bir süreç olan hidroloji raporu yazdırılacak… Hazırlanan rapor, Devlet Su İşleri (DSİ) tarafından incelendikten sonra eksiği yoksa izin onaylanacak. Rapor çıkarmak da öyle basit bir iş değil… 20 yıllık tesisler dâhi izin raporu için en az 5 yıl uğraşıyor. DSİ, elinde su debilerine âit bilgiler olduğu halde balık üreticilerini, özel ölçüm firmalarının kucağına atıyor.

Debi sorunuyla alâkalı iş burada bitmiyor!.. DSİ, balık üreticisiyle tesiste kullanılacak su ile ilgili kuraklıktan kaynaklı azalma, tarımda kullanılma, kesilme veya içme suyuna alınma konularında hiçbir hak iddia edemeyeceğine dâir noter aracılığıyla sözleşme yapıyor. Söz konusu sözleşmenin bir de Tarım İl Müdürlükleri’nden onayı gerekiyor.

Hani derler ya, “Ölme eşeğim ölme!..”

Çözüm ne? Sorun varsa çözüm de vardır… Ama gel de anlat!.. Gidiniz istediğiniz yere, mercie, kişiye sorunuz… Hani hayran kaldığımız, her alanda örnek aldığımız ABD var ya! Balık üretmek için bu ülkede tüm izinlerinizi yarım saat içinde alıp bitiriyorsunuz… Zâten adamlar bundan dolayı dünyanın 4’üncü büyük balık ihracatçısı olmuş!

Daha bitmedi… Müteâkiben bir de “orman kiralama” izniyle karşılaşıyorsunuz… Bunu da çözebilmek için en iyi ihtimal 1 yıl uğraşıyorsunuz! Tabii öyle basit bir iş de değil… Önce iznini aldığınız tesis projesi yapım değerinin yüzde 25’ini Orman İdaresi’ne yatıracaksınız… Sakın proje değişikliği falan yapmaya kalkmayın, yanarsınız!.. İşlemler baştan yenileniyor… Meselâ tesiste bir kanal yıkılsa, üretici balıklar ölmesin, üretim durmasın diye kanalı âcilen düzeltmeye kalksa, bunu da Orman İdaresi öğrense üreticinin vay haline…

***

Orman arazisi kiralamada en şanslı orman köylüleri… Köy nüfusunda olanlara kiralama bedeli onda bir uygulanıyor… 50 bin liralık kira bedeli orman köylüsünden 5 bin lira olarak alınıyor. Balık üreticisi mecburen yüksek meblağlar ödememek için nüfus kaydını işletmesinin olduğu köye aldırıyor. Balıkçılık sektöründe faaliyet gösterip birçok alanda orman bölgesi kiralamak zorunda kalan bir yatırımcının durumunu düşünebiliyor musunuz? Sermayesini kiralamaya ayırsa yetişmez!

Bir de kira devir işlemi var ki, evlere şenlik… İşin içine Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) da giriyor… Yaklaşık 2 yıl bürokrasi ile uğraşıyorsunuz… Kafanız karışmasın diye buraya girmek bile istemiyorum!

Peki o zaman sorunu nasıl halledeceğiz? Önce sabırla… Sabrınız yoksa bizim ülkede yatırım yapmanız biraz zor! Çözüm şu… Orman İdaresi, alabalık üretim tesisi için talep edilen sahayı 10 gün gibi kısa sürede Tarım İl Müdürlüğü kontrolüne bırakmalı. Tüm işlemler tek elden yürütülmeli. Ayrıca yatırım için ilave ek bedeller kaldırılmalı. Orman arazisiyle ilgili kiralama tutarları “iz bedel” uygulamasına tâbi tutulmalı.

Dahası da var… Balık havuzlarının imar yönünden 3194 sayılı İmar Kanunu’nda yeri olmaması sebebiyle yaşanan problemler, açılan davalar… Hatta yeni çıkan imar affında bile mezkur konu dikkate alınmamış… DSİ’nin etüt bedeli gibi küçük de olsa bürokrasiyi çoğaltan faturalar… Projelerde gerek olmadığı halde belli sayıda mühendis çalıştırma zorunluluğundan kaynaklı kadrolarda istenmeyen girdi-çıktı uygulamaları yatırımları sürekli engellemiş…

Konuya çözümleriyle birlikte devam edeceğim…

Bürokrasi engelini aşamazsak hiçbir alanda tırnak ucu kadar ilerleyemeyiz… Belânın en büyüğü mevzuat hazretleri!

İşte buraya yazıyorum!

 

Sedat Yılmaz Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle