Başkanlık sisteminde ekonomi nasıl olacak?
Son 16 yılda tam 13 seçim yapmışız... Bu bir âraz olsa da 24 Haziran seçim sonuçları belli etti ki, halkın siyasi eğilimi “istikrar”dan yana... Hayırlara vesile olsun! Mart’taki mahalli seçimler hariç, inşallah 5 yıldan önce sandık başına gitmeyiz!
Son seçimde ilk “Başkan” olarak seçilen Recep Tayyip Erdoğan’ı ve TBMM’ye giren halkın vekillerini tebrik ediyoruz... Seçime katılıp ülkesine sahip çıkan 51 milyon vatandaşı yürekten kutluyoruz... Önümüzdeki günlerde yönetim erkini oluşturacak kabineyi de şimdiden tebrik ediyor, onlara bitmez tükenmez çalışma azmi diliyoruz.
Bu yaz aylarından itibaren zorlu fakat kutlu bir görev üstlenecekler... Dış politikadan ekonomiye, eğitimden savunmaya, hukuktan içişlerine, sağlıktan tarım, orman, çevre, kültür ve sosyal politikalara kadar geniş bir alanda 5 yıl boyunca vatandaşa hizmet edecekler... Kendi işinde kendi mumunu, devlet işinde devletin mumunu kullanacaklar...
***
Siyasiler, vatandaşın 24 Haziran seçimlerinde verdiği mesajları asla unutmamalı...
Evet, halk, “güven” paralelinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a “devam” derken Meclis’te AK Parti’ye ise sınırlama getirdi... “Başına buyruk gidemezsin...” diyerek iktidarın çerçevesini belirledi. Muhalefetin de “Ülke yönetimi hassas konu. ‘Güven’ vermen gerekir... Siyaset yıkmak değil, inşa etmektir. Kendi kimliğiniz üzerinden siyaset yapın. Net olun... Sizin ne olduğunuzu, neyi hedeflediğinizi, ne yapabileceğinizi bilelim... Söylemlerinizi, programlarınızı yapıcılık üzerine kurun. MHP’yi örnek alın” mesajıyla kulağını çekti.
Hiçbir seçimin kazananı ve kaybedeni olmaz... Bunun üzerinden siyaset de yapılmaz... Gerçekte de yapılmaması lazım... Mühim olan, ileriye mâtuf seçim sonuçlarını halkın kazancına ve faydasına çevirebilmek...
***
Tabii yazımızın mevzuu siyaset değil... “Başkanlık’ta ekonomi nasıl olacak?”... Yazı başlıklarımız bundan böyle genelde sözkonusu meseleler üzerinde şekillenecek...
Vatandaşın bugünlerde bize yönelttiği en can alıcı soru şu: “Başkanlık sistemi ekonomide neyi değiştirecek?”
Öncelikle ekonomi ilminin, politik rejimler ile ekonomik başarı arasında doğrudan bir ilişkisi olmadığı yolunda tespitleri olduğunu hatırlatayım... Mesela başkanlık sistemiyle yönetilen bir ülke çok iyi ekonomik performans yakalayabilir... Karşılığında parlamenter sistemle yönetilen bir ülke de iyi bir ekonomik yönetim sergileyebilir... Kötüsü de olabilir... Bugün dünyada bunun örneği oldukça fazla...
Bu zamana kadar başkanlık ve parlamenter sistemle yönetilen ülkelerdeki farklar şöyle tespit edilmiş... Başkanlık sisteminde kamu harcamaları daha yüksek, parlamenter sistemde az... Başkanlık’ta sosyal refah harcamaları daha düşük, parlamenter sistemde fazla... Başkanlık’ta bütçe açıkları daha küçük, parlamenter sistemde daha büyük... Öncelikle bu genel bir varsayım...
***
Başkanlık sisteminin ekonomide çok fazla bir şey değiştirmeyeceği gerçeğini bir kez daha vurguladıktan sonra ekonominin yükselmesi, refahın artması; başkanlık veya parlamenter sistemleriyle değil, temel hak ve özgürlüklerin kurumsallaştırılması ve merkeziyetçi – dogmatik yönetim anlayışına müsaade edilmeyerek oluşturulacak “güven” ortamıyla alâkalı.
Türkiye’de “Başkanlık sistemi ekonomide neyi değiştirecek”, orasını zaman gösterecek ancak, başkanlık sistemi de olsa, sağlıklı ekonomi için yapılması gerekenleri isterseniz özet şekilde sıralayayım...
“Güven”in yanında yönetimde hızlı karar alma, bürokraside sürat, mali ve finansal istikrar... İç dış siyasi, politik ve lokal gelişmelerden etkilenmeyen bir ekonomik yapı... Kamu kurumlarının iş yaparken kapsama alanının etkin ve karar mekanizmasında hür olması... Maliye ve para politikalarıyla birlikte gelirler politikasının ayrılmaz bir üçlü olarak uygulanabilmesi... Kamu kesimi ve özel sektörün ‘kentsel dönüşüm’ gibi yeniden yapılandırılması... Politikacının elini kolunu bağlayacak hukuki ve kurumsal bağların ortadan kaldırılması... Seçim sisteminin sık sık değiştirilmemesi...
***
Yönetim sistemlerinde rekabetin korunması da iktidarların vazgeçemeyeceği en önemli husus olmalı... Rekabet korunamıyorsa rejimin veya sistemin bir önemi yok... Rekabet Kurumu çalıştırılamıyorsa sistemi yürütemezsiniz... Diğer yandan kamuoyu, ekonomideki her gelişmeyi, bilgiyi sağlıklı kaynaklardan doğru alabilmeli... Ekonomi politikalarını belirleme sürecinde katılım, kamu – özel olarak geniş tabanlı tutulmalı...
Yine uluslararası bir ekonomi politikasıyla ticaretin yeniden şekillendirilmesi şart... Çünkü ekonomi ithalat bağımlılığından kurtarılamazsa, üretim ve ihracat merkezli bir büyüme modeli benimsenmezse, tüketim büyümenin ana unsuru olursa, işsizlik ve enflasyon sorunu çözülemezse hangi sistemde olursanız olun, ekonomiyi sonunda duvara vurursunuz...
Özetlersem, ister başkanlık ister parlamenter sistem olsun, ekonomide gidişatı; demokrasinin kalitesi, hukukun üstünlüğü, kurumların ahenkliği ve öncelikle başkanlık sisteminde uygulanan kuvvetler ayrılığı belirliyor. Yürütme ile yasama birbirinden ne kadar bağımsız kalırsa başkanlık sistemi o kadar başarılı oluyor.
Halk güvendi, “istikrar” diyerek görevini yaptı... Şimdi sıra siyasetçilerde...


