Barış, güven, dayanışma ve Molla Kasım’ın sigası!
Refah toplumunun temel göstergeleri nedir, diye sorsam, çok sayıda hem de ilginç cevaplar alacağım muhakkak!
Cevaplar içinde hukuktan, adaletten, eğitim ve gelir dağılımından tutun, komşuluk haklarına kadar farklı farklı yorumlarla karşılaşacağımı adım gibi biliyorum.
Geçmişte olduğu gibi bugün de refah toplumunun tek bir göstergesi var… Emeğe ve sosyal haklara verilen değer yani emeğe saygı…
Günümüzde dijital dönüşüm ve sanayi 4.0; çalışma hayatını veya emek piyasasını kökten değiştirmeye hazırlanıyor ama emeğe saygı mefhumu hiç değişmiyor… Değişmeyecek de…
Hazreti Adem (AS) Peygamber döneminde emek neyse, bugün de o… Aynısı!
Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed (SAV) de “İşçinin ücretini teri kurumadan önce veriniz” (İbn Mace); “İşçi çalıştıran kimse, işçisine ne kadar ücret vereceğini bildirsin” (Nesai) diye buyurmamış mı?
Bugün gelinen noktada gelişmiş ülkelerdeki çalışma hayatı, hâlâ gelişen ülkelerdeki sosyal güvenlik politikalarına örnek olmaya devam ediyorsa, demek ki yapılacak daha çok iş var!
Emeğe ve sosyal haklara ne kadar saygılıysanız o kadar değerlisiniz…
Çünkü; emeği ne kadar katma değerli yaparsanız o kadar rekabet gücünüz artar…
Emeğe verilen önem; yüksek ihracat, mutedil ithalat, dünyada saygın para… Sağlıklı, dengeli ekonomi… Aynı zamanda içtimai huzur ve mutluluk demek.
Özetle, çalışma hayatı ve sosyal güvenlik politikaları, ekonominin temeli…
•
İşte bugün Türkiye’de Emek ve Dayanışma Günü, dünyada İşçi Bayramı olarak kutlanan 1 Mayıs’ın önemi bahsettiğim ifadelerde yatıyor…
Barış… Güven… Dayanışma…
Cenab-ı Hak (CC) insanları; “Allah barış yurduna çağırır ve kimi dilerse dosdoğru yola iletir” (Yunus: 25) ayetiyle “barış”a… “… Şayet birbirinize itimat ediyorsanız, kendisine itimat edilen Allah’tan sakınsın da emanetini ödesin…” (Bakara: 283) ayetiyle “güven”e… “… Allah’ın ipine hepiniz sımsıkı yapışın. Dağılıp ayrılmayın…” (Ali İmran: 103), “İyilik ve Allah’ın yasaklarından sakınma üzerinde yardımlaşın, düşmanlık üzerine yardımlaşmayın…” (Maide: 2) ve “Bütün mü’minler kardeştir” (Hucurat: 10) ayetleriyle “dayanışma”ya çağırıyor…
Maalesef bir Müslüman olarak çalışma hayatında “barış, güven, dayanışma” gibi değerler en çok bizlerde tezahür etmesi gerekirken, bunları 1 Mayıs’larla dışarıdan ithal etmek durumunda kalıyoruz… Değerlerimize sahip çıkamamışız… Sosyal adaleti, sosyal barışı ve sosyal kalkınmayı hep dışarılarda aramışız!
Yani gözümüz hep dışarıda olmuş! Kimliğimizden uzaklaştıkça bizleri, 1 Mayıs’lar veya 1 Mayıs’lara benzer hareketler terbiye etmiş…
Yunus Emre’nin deyimiyle, “Marifet bilmek değil… Neyi niçin bildiğini bilmektir” sözünü anlayamadığımızdan “Sigaya çeken Molla Kasım”ımız hep dışarıdan ithal ettiğimiz fikirler, izmler, kanunlar, mallar, mülkler olmuş!
•
Türkiye’mizdeki çalışma hayatında işler, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın talimnamesiyle çok tehlikeli, tehlikeli ve az tehlikeli olmak üzere 3 kısma ayrılmış…
Su altı faaliyetleri, maden kömürü işletmeciliği, demir cevheri üretimi, petrol ve doğalgaz kuyularının açılması, cam, kimyevi maddeler ve çimento üretimi, bina ve yol inşaatı gibi 72 kalem iş alanı çok tehlikeli işler sınıfında değerlendirilmiş, özellikle bakanlık tarafından iş güvenliği ve işçi sağlığı konusunda tüm sektörlere ciddi ikazlarda bulunulmuş…
Mesela çimento sektörü iş sağlığı ve güvenliğinde hem ısrarlı hem de iyi bir örnek… Gerçekleştirdikleri yatırımlar, çalışanlara yönelik bilgilendirme ve eğitimler, sosyal aktiviteler, sektörde çalışma şartlarını her geçen gün daha da iyileştiriyor.
Çimento Endüstrisi İşverenleri Sendikası (ÇEİS), son 10 yılda iş sağlığı ve güvenliğine 6 milyon lira, çimento sektörü ise toplamda 145 milyon lira yatırım yapmış… Sendika, kaza sıklık oranında yüzde 20, kaza ağırlık oranında yaklaşık yüzde 70 düşüş gerçekleştirmiş… ÇEİS’in önemli bir özelliği daha var… Türkiye’de iş sağlığı ve güvenliği merkezi sahibi ilk sendika… Yani örnek bir sendika…
1 Mayıs’ın barış, güven ve dayanışma günü olduğunu söyledik ya, işte ÇEİS de, 28 Nisan Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Günü dolayısıyla “Bilgimle Güvendeyim” yarışması düzenlemiş… Yarışmayı düzenleyenleri tebrik etmemek mümkün değil!
Yarışmaya 4 bin sektör çalışanı ekipler halinde katılmış… Yarışmanın şampiyonu kim biliyor musunuz?.. Limak Balıkesir Çimento Fabrikası… Yarışmada ikinci Votorantim Samsun, üçüncü Oyak Bolu…
Yarışma sonunda alınan ödülleri boşverin, bu yarışma başlı başına madencilik, kömür işletmeleri gibi iş sağlığı ve güvenliği açısından çok tehlikeli iş alanlarına yönelik ehemmiyeti yüksek mesaj niteliğinde…
Çimento sektöründeki bu iş sağlığı ve güvenliğine dair yatırımlar, yakın tarihteki 301 ölümlü Soma, 18 ölümlü Ermenek, 17 ölümlü Dursunbey faciaları yaşayan kömür işletmelerine bence başvuru kitabı olmalı… Özellikle birçok ihmalin gözlemlendiği özel maden ocakları, devletle işbirliği yaparak işi önemsemeli, savsaklamamalı… Çünkü geriye dönük baktığımızda özel maden ocaklarındaki ölümlü iş kazası oranı, kamuya ait ocaklardan tam 16 kat fazla…
Burada ÇEİS Genel Sekreteri Dr. H. Serdar Şardan’ın sözlerine kulak vermek gerekiyor…
“Yürüttüğümüz tüm iş sağlığı ve güvenliği faaliyetlerine ‘önce insan’ diyerek bakıyoruz. İş sağlığı ve güvenliği bilincini ve bilgisini sektörün tamamına yaymak için çabalıyoruz. Yine bu yıl ‘Bilgimle Güvendeyim’ dedik, demeye de devam edeceğiz… ‘Sıfır iş kazası’ hedefinden asla taviz vermeyerek yatırımları sürdüreceğiz…”


