--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

7 lira mesajıyla “ne demek” istiyorlar?

Sedat Yılmaz
Sedat Yılmaz

Aslında, ekonomide kritik günlerin eşiğindeyiz. Beklentimiz, er veya geç de olsa iktisadi sorunların çözüleceğinden yana…  Ancak kanaatimiz, beklentimiz kadar olumlu değil. Öyle noktalar var ki, âdeta buralarda kendi etrafımıza içinden çıkamayacağımız yüksek duvarlar örüyoruz.

Cari açık ve bütçe açığı, döviz kuru, enflasyon, faiz, borçlanma ve CDS’ler gibi kırılganlıklarımızın yanında geçen hafta sonundan itibaren dolar kurunu 5 liranın üzerine taşıyan sebeplerin başında, ABD ile ilişkileri kopma noktasına getiren meseleler ön plana çıkıyor... Malumunuz; FETÖ, Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı Harekâtı, PKK operasyonları, Halkbank, Zarrab ve İran yaptırımları derken söz konusu belâ zincirine bir de papaz Brunson eklenmişti!

Dolardaki son agresif yükselişin nedeni elbetteki ABD. Çünkü hafta başı pazartesi gecesi 5,40 liraları geçen dolar kurunun, ABD’li yetkilerle görüşmek üzere bir Türk heyetinin görevlendirildiği haberi üzerine 5,20 liralara kadar gerilemesi ve ardından Türk Dışişleri kaynak gösterilerek böyle bir görüşme heyetinin olmadığına dâir spekülatif haberin kamuoyu ile paylaşılmasıyla kurun Salı günü öğle saatlerine kadar yeniden 5,35 liraya dayanmasında asıl müsebbibin, son Türkiye-ABD ile ilgili gelişmeler olduğu ortaya net olarak çıktı. Nitekim dün akşam saatlerinde de heyet haberinin doğru çıkmasıyla dolar kuru tekrar 5,25 lira seviyelerine döndü.

•

Papaz Brunson da mühim ama İran yaptırımları hakikaten önemli… Zirâ ABD, “İran ile ticaret yapan devletle asla ticaret yapmam” inadını inatla sürdürürken bize de imâ yönlü, “Türkiye, İran ile ticaret yaparsa Türkiye ile de ilişkiyi keserim” mesajı veriyor. Türkiye, İran’dan petrol, doğalgaz, taşımacılık, tekstil başta birçok alanda ticaret yapıyor. ABD’nin söz konusu mesajı, Türkiye, yaptırımlar dahilinde İran ile ticari ilişkileri sonlandırmazsa aynı ambargonun Türkiye’yi de kapsayacağı anlamına geliyor.

Dolayısıyla ABD’ye gidecek Türk heyeti sanki bu sorunlara göre oluşturulmuş görünüyor. Heyete Dışişleri Bakan Yardımcısı Sedat Önal başkanlık edecek. Grupta Adalet, Enerji ve Dışişleri’nden 9 kişi bulunuyor. ABD’de yapılacak Türk-Amerikan heyetleri arasındaki görüşmelerde papaz Brunson’dan Halkbank, Zarrab veİran ambargosuna kadar birçok meselenin masaya yatırılacağı, belki de FETÖ meselesinin dâhi masaya konacağı tahminleri oldukça yüksek!

İriti etse de, çözümler aranacağına dâir diğer sevindirici haber ABD Ankara Büyükelçiliği’nden gelen twitt mesajı… Birkaç satırlık mesaj aynen şöyle: “Gerginliklere rağmen sağlam dost ve müttefikiz. Bir Amerikalı yetkilinin doların 7 lira olacağı tahmininde bulunduğuna yönelik haberler gerçeği yansıtmamaktadır.”

Mesaj resmi ama Dışişleri ağzı… Twitt mesajında doların “7 lira seviyesi”ne yönelik ifadeler, siyasi veya ekonomik bir tehdit mi, o ileriki safhada görülecek. Fakat kriz çözülene kadar, resmi olmayan ağızların da hiç mi hiç boş durmayacağını buradan iletmek isterim. Mevcut ortam, para veya maliye politikalarıyla sanki yeni tedbirler almayı gerektirdiğini hissettiriyor…

Şimdi Türk heyeti 2 gün içinde ABD’ye gidecek. Bu 2 gün ile birlikte ilerleyen günlerde, heyet ve ABD’deki görüşmelerle ilgili spekülatif haberler de göz önüne alınarak dikkatli olmakta fayda var. Şayet görüşmelerden kriz çıkarsa doların yönü zaten belli! O zaman iş, Türk Hükümeti’ne ve daha çok da Türk milletine düşüyor!

•

ABD’de gerçekleştirilecek görüşmeler, ekonominin düzelmesinde ne kadar etkili ve yeterli olacağı tartışmalı bir konu. Ancak Türkiye’nin makroekonomik temellere dayalı âcil çözümler üretmesinin zamanı geçiyor. Açıkça belirteyim, ABD ile son kriz çıkmasa bile mevcut makroekonomik ortamda dolar kuru bugünlerde olmasa da yakın zamanda yine 5 liranın üzerine çıkacak, tahvil faizleri yüzde 20’lerin altına düşmeyecekti.

Dolar kurundaki agresif yükseliş elbette bozulan ABD ilişkileri. Ancak, dolardaki tırmanışın altında asıl destekçi yıllara yayılan dış borçlanmalar... Şirketler borçlarını ödeyebilmek ve öteleyebilmek için piyasalardan dolar toplamaya yetişemiyor! Tek neden tabi bu da değil… Kur ve enflasyona dayalı TL’nin sürekli değer kaybetmesi halk arasında dolarizasyon bağımlılığını genişletiyor. Böyle ortamlara bir de iç veya dış siyasi olumsuzluklar eklenince döviz fiyatlarını tutmanın imkânı kalmıyor. Şirketlerin son zamanlarda yapılandırma talepleri de aslında bu sorunun sonucu.

Bu saatten sonra doların 5 liranın altına gelmesi herhalde hayal gibi! Çünkü bankalar dışındaki reel sektörün 2018 Mayıs sonu itibariyle 336,7 milyar dolarlık bir döviz yükümlülüğü yani döviz borcu bulunuyor. Diğer taraftan 1 yıl veya daha az kalmış kamu- özel kısa vadeli toplam dış borç stoku ise 180,6 milyar dolar. Yani yastık altı bile bu borcu ödemeye yetmiyor.

Merkez Bankası (TCMB) mealen şöyle demek istiyor: “Biz sıkı para politikası, Maliye ise genişlemeci politika uyguluyor. Küresel para bulmanın zorlaştığı dönemde enflasyonun yükselmesinde genişlemeci maliye politikalarının ciddi etkisi var. Bu politikaların terk edilmesi ve para politikalarıyla eşgüdümle yürümesi gerekiyor…”

En azından âcil çözüm olarak TCMB’nin Temmuz ayı enflasyon raporundaki ikazlarının dikkate alınmasından yanayım…

 

 

Sedat Yılmaz Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle