--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

“1929 Buhranı” ve Yerli Mallar Haftası!

Sedat Yılmaz
Sedat Yılmaz

1929 ve 2008 ekonomik krizleriyle ağzı yanan dünya, yeni bir ekonomik buhranı kaldırabilir mi, bilemiyorum!

Dünyanın son olarak yaşadığı 1929 ve 2008 yılındaki küresel krizleri ders olması hasebiyle çarpıcı taraflarını, anlayışlarınıza sunacağım...

2008 krizini bir sonraki yazıya bırakarak 1929 küresel krizinden başlayayım… Diğer adı Büyük Buhran…

Birçok insan meşhur krizin, 24 Ekim 1929 tarihinde ABD’de New York Borsası’nın çökmesi olduğunu zanneder. Ancak Vehbi’nin kerrakesi öyle değil!

1929 küresel bunalımının temelinde de insanoğlunun hırsı ve ihtirasları yatıyor. Peki, o halde 1929 Büyük Buhran’a sebep olan New York Borsası nasıl ve niçin çöktü?

Anlatayım… 1. Dünya Savaşı dönemin denk gelen 1920’li yıllarda ABD oluşturduğu kamu dışı özel tröstler sayesinde ihraç ettiği ürünlerle büyük kârlar elde etti. O yıllarda Amerikan ekonomisinin yüzde 50’si 200 holdingin eline geçti. Küçük azınlığın elinde devasa kazançlar birikti. 1924 – 1929 yılları arasında ABD, büyük ihracat fazlası veren ülke olarak daha fazla kazanç için bankaları kanalıyla “üç kağıt ekonomisine” sarıldı ve dünyaya aklın ermediği kadar kredi dağıttı.

Diğer taraftan yurtiçinde elde edilen kârlar teknolojiye yatırıldı. Otomobil üretimi, demiryolu sektörünü bile geri plana itti. Teknoloji şirketleri ücretler ve tüketim artışı beraberinde borsadaki hisseleri yüksek getiri sağlamaya başladı. Hatta kârlılığını kaybeden demiryolu şirketleri dahi piyasa oyunlarıyla değerli hale getirildi. Şirketlerin hırs ve ihtiraslarına halk da katılınca New York Borsası spekülatif olarak şişti.

Sıkıntıları yüksek 1. Dünya Savaşı yıllarını düşünün! ABD’nin yurtdışına kullandırdığı banka kredilerinin dönmemeye başlamasıyla gerileyen ihracat, özel tröstleri olumsuz etkiledi. Üretim düştü, işsizlik yüzde 25 seviyesine çıktı. Bankalar; nakit sıkıntısı yaşıyor, piyasayı fonlayamadığı gibi iflasa sürükleniyor, peşinden birçok şirketi de batırıyordu.

1929 buhranı temel nedenlerinden biri, belki de en önemlisi hisse senedi fiyatlarının yükselmesi ile ekonomik faaliyetlerdeki gelişmenin aynı trendde gitmemesi ve söz konusu farkın giderek açılması oldu.

Vaziyeti gören binlerce insan, 21 Ekim 1929 yılında ellerindeki hisse senetlerini satmaya başladı ve “Kara Perşembe” denilen 24 Ekim 1929 günü New York Borsası çöktü. Borsa tam yüzde 90 değer kaybetti.

***

1929 ekonomik krizinin faturası ağır oldu. Borsanın çöküşüyle birlikte kriz 2. Dünya Savaşı’na kadar tam 10 yıl sürdü. 9 bin banka battı. Milyonlarca insan varlığını kaybetti. ABD’de GSYH’nin yarısına yakını buhar oldu. Piyasada para bulunamıyordu. Mal takasıyla ticaret yürütülmeye çalışıldı. Hatta insanlar bahçelerine sebze meyve ekerek geçinmeye çalıştılar. Çok sayıda zengin intihar etti. Fakirler çaresizlik içinde hayatlarını kaybettiler.

Çöküş nedeniyle ABD’de devlet, ilk kez ekonomiye müdahale etmek zorunda kaldı. Franklin Delano Roosevelt, 1933 yılında başkan Herbert Hoower’i devirdi. Roosevelt “New Deal” projesiyle ekonomik sistemde köklü değişiklikler yaptı. Hatta ABD Merkez Bankası (FED) o yıl kuruldu.

Borsanın çökmesi sadece ABD’yi değil, başta Avrupa olmak üzere bütün dünyayı da etkiledi. Çünkü uluslararası dolaşımdaki krediler ve ticaret sebebiyle bulaşıcıydı. Hatta 1929 Buhranı, 2. Dünya Savaşı’nı hazırlayan sebeplerin başında gelen Almanya’da Hitler’in başa geçmesine, Avrupa’da da Almanya ve İtalya başta faşist eğilimlerin artmasına yol açtı.

Dönemin sanayi ülkeleri ABD, İngiltere, Fransa ve Almanya arasında krizin yayılmasında en büyük etken sermaye, ticaret ve fiyat kanalı olarak ortaya çıktı. Özellikle sermaye hareketliliği faiz oranlarındaki agresif değişimler nedeniyle ülkeleri bunalttıkça bunalttı!

Yeni kurulan Türkiye de buhrandan kaçamadı. Hemen kliring veya takas adı verilen ithalat ve ihracatta mal ile ödeme sistemine geçildi. Bu ülkelerden ithalata öncelik verildi. İhracat mallarına kontrol mekanizması konuldu. Yakın zamana kadar kutladığımız Yerli Mallar Haftası ilan edildi. Kurulan Milli İktisat ve Tasarruf Cemiyeti ile yerli malların kullanımı özendirildi… “Bir avuç fındık, bir yığın sağlık!” ve “Üzüm, incir, fındık ye! Hem sana yarar hem bana” o günlerin en tutulan ve unutulmayan sloganları oldu.

Nasip olursa gelecek yazımda 2008 küresel krizini anlatarak 1929 buhranı ile karşılaştırıp yeni dersler çıkarmaya çalışacağım…

 

Sedat Yılmaz Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle