Allah’ın Nizamı İslâm(64)
Allah’ın Nizamı İslâm (64)
PROF. DR. YUSUF ÖZERTÜRK
B- İSLÂM DEVLETİ
4- İSLÂM DEVLETİNDE KUR’ÂN ANAYASADIR
1b- İslâm Devletinde Şûrâ (Danışma-Meclis) Esastır
*Hz. Resûlullah hep ashabıyla istişare etmiş ve kendi kararına değil, istişare sonucunda çıkan karara uymuştur. Hz. Resûlullah hiçbir zaman ashabına, ‘Siz de kim oluyorsunuz? Ben hem Peygamberim, hem de devlet başkanıyım. Benim sözümün üzerine söz söylenir mi?’ dememiştir. Diğer önemli bir husus da; Ashabın görüşlerini, bildiklerini çekinmeden, korkmadan bir Peygamber’e ve devlet başkanına söyleyebilmeleridir. İşte İslâm’daki şûra budur. Bunun dışındaki görüşler İslâm’a uymaz. Kur’an’dan ve Hadislerden anlaşılacağı üzere İslâm’da Şurâ (meclis) önemlidir. Hz.Peygamber’in kendisi işleri şurâ ile yürütmüştür. Hz.Peygamber’in yolunu takip eden Hulafâ-i Râşidin’in (Hz.Peygamber’in yolunu takip eden dört Halife. Hz.Ebubekir, Ömer, Osman ve Ali (r.a) gerek seçimleri, cgerekse icraatları hep Şurâ öesasına göre olmuştur.
*Hz.Peygamber, kendisinden sonra yerine bir halef bırakmamış ve devlet başkanı olacak kişiyi seçmemiştir. Hulafâ-i Râşidin’de Hz. Peygamber’in yolunu takip ederek kendilerinden sonra gelecek halef seçmemişlerdir. Bu usül Muaviye’ye kadar hep böyle devam etmiştir (1). Ancak Muaviye bu yolu terk edip, Hilâfet’i Saltanata evirmiştir. *İslâm Nizamında her alanda (yönetim, eğitim, ticaret, sanat vs) meşveret (istişare-danışma)esastır. Devlet idaresinde (Yönetim) istişare demek, ‘Meclis’ demektir. Devlet yönetiminde ‘Meclis olmazsa olmazdır. İstişare, bilenlerle, (hangi iş ise o işin uzmanlarıyla) yapılır. ‘Cahillere danışma’ anlamı çıkmaz. O zaman Meclis, ihtisas erbabından seçilecektir. Hiç olmazsa, ihtisas erbabının olduğu bir denetim ve nihai kararı verecek bir diğer meclis olmalıdır.
2-İslâm Devletinde Her Konuda Adalet Esastır
*Adalet, İslâm’ın temel meselesidir.’Adâletsiz İslâm’dan bahsedilemez. Hukuk karşısında hiçbir beşerin diğerine karşı bir üstünlüğü yoktur. İslâm’a göre, devlet yönetiminde ve işleyişinde her alanda adâlet esas alınacaktır (2,3). İslâm devletinde; Kayırmacılık (Nepotizm, torpil) yoktur. Allah, ‘birbirinizin mallarını haksız yere yemeyin! Haksızlığınızı mahkemede aklamak için hakimlere rüşvet vermeyin’ diye buyurmaktadır (4). Hz.Peygamber(sav) de adalete çok önem vermiştir. Bir keresinde hırsızlık yapan eşraftan (soylu) bir kadının affedilmesi için aracı olunduğunda, hukuk karşısında ayırım yapılmamasını vurgulamak için şöyle buyurmuştur; ‘Allah’a yemin ederim ki, Muhammed’in kızı Fatıma hırsızlık yapsaydı, onun da elini keserdim (Allah’ın hükmünü yerine getirirdim.)’(5). Bu hadisten anlaşılıyor ki, İslâm devletinde; hukuk ve adalet önünde ayırım yapılamayacağı, kimsenin imtiyazlı olamayacağı, kadın-erkek farkı gözetilemeyeceği, herkese mahkemelerde eşit muamele yapılması gerektiği çarpıcı bir şekilde vurgulamaktadır. Hz. Ömer(ra) vilayetlere, valilere bağlı olmayan bağımsız kadılar (hakimler) tayin etmiştir. Ve hakimlerin adil ve tarafsız olmasını önemle belirtmiştir. Hakimler adil ve tarafsız olurlarsa; Güçlü ve kendini imtiyazlı görenler adalet karşısında hakimin otoritesinden korkarlar ve haksızlık yapmaktan kaçınırlar. Aynı şekilde zayıf ve nüfuzlu olmayanlar da haklarını alabileceklerine inanır ve hep adalete sığınırlar. İslâm devletinde; Ahlâksız olanlar (yalancılar, açık suç işlemiş olanlar, sahtekârlar vs) ne şahitlik yapabilir ve ne de hakimlik yapabilirler.
3-İslâm Devletinde liyakât ve fırsat eşitliği esastır
*İslâm devlet sisteminde devlet başkanlığından en küçük makam sahibine kadar her meselede liyakât esas alınmıştır. Hz.Resûlellah liyakâte çok önem vermiştir. Ve ehil olmayan (liyakâtsiz) kişilerin göreve getirilmesini Kıyamet alameti olarak görmüştür (6). Yine Hz. Resûlellah, kayırmacılığı (nepotizmi), iltiması, dalkavukluğu yönetimde istememiştir. Amcası Abbas’ın bir görev talebini, sorumluluğunu taşıyamayacağını bildirerek reddettiği bildirilmiştir (7). İslâm devletinde, her meslek gruplarında işin erbabı, liyakâtli (ihtisas sahibi) kişilerin yetiştilmesi elzemdir. İslâm devletinde, vazife almada ve bir hak kazanmada herkese fırsat eşitliği tanınmıştır. Bir vazifeye tayinde kişinin yaşına, nesebine, şöhretine bakılmaz, liyakatine, kabiliyetine bakılır. Nitekim Hz.Peygamber, Suriye’ye gönderilecek ordu kumandanlığına 20’li yaşlardaki Üsâme bin Zeyd’i getirdi. Halbuki ordu içinde Hz.Ebubekir, Hz.Ömer, Hz.Ebu Ubeyde, Hz.Sa’d bin Ebi Vakkas gibi meşhur Sahâbîler ve kumandanlar vardı(8). Aynı şekilde, Yemen’e vali olarak tayin edilen Muâz bin Cebel de yirmili yaşlardaydı.
Devam edecek…
Kaynakça
1-Yıldızhan Yayla,İslâm Anayasa Esasları.TDV İslâm Ansikl. 3.cild,153-164
2- “Allah, her hususta kati olarak Adâleti emrediyor…”(Nahl-90).
3- “ Muhakkak Allah, size emanetleri ehline (liyakâtli olana) vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman da, adaletle hükmetmenizi emretmektedir. Allah, size en güzel bir şekilde öğüt vermektedir. Şunu kesin olarak bilin ki, Allah her şeyi işiten ve görendir”(Nisa-58).
4- “Aranızda birbirinizin mallarını haksız sebeplerle yemeyin. İnsanların mallarından bir kısmını haram olarak (haksız olarak) yemek için o malları hakimlere (rüşvet olarak) vermeyiniz”(Bakara-188).
5- Buhârî, Enbiyâ-54. Müslim, Hudud-8.Ebû Dâvûd, Hudud-6.
6- Hz.Peygamber sav, kıyametin ne zaman kopacağını soran bir bedeviye, ‘Emanet zayi edildiği zaman’ diye cevap vermiştir. Bedevinin ‘emanet nasıl zayi olur ya Resulallah?’ diye sorduğunda da, Resulullah sav ona şöyle demiştir: ‘Emanet ehil olmayan kimseye verildiği zaman’(Buhârî,İlim-2).
7-’Bir topluluk içinde Allah’ın razı olduğu (işin ehli olan) bir kişi bulunduğu halde, bir başkasını göreve getiren kimse, Allah’a, Resulü’ne ve mü’minlere ihanet etmiş demektir’(Hakkim, 1V-92-93). Müslim,İmâre-16-17
8- İbnü’l-Cevzî, Şıfatü’ş-Şafve, I, 521-522