--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Yılbaşı neyin başı!

Bir “yeni yıl” curcunasıdır almış başını gidiyor.

Her yıl bu akıl almaz çılgınlığı yaşamak zorunda kalıyoruz.

Devlet-i âli bile piyango adı altında insanlara “resmi kumar” oynatıyor.

Havsalamın almadığı ise bu kurumun niye hâlâ özelleştirmiyor olmasıdır? 

Diyanet İşleri Başkanlığımız, bu yıla kadar piyangonun kumar olduğuna dair niçin ciddi bir görüş belirtememiştir?

İşin daha acı olanı bu kumarın “milli” olmasıdır.

Neyse sadede gelelim.

Gayrimüslimlerin miladı (1 Ocak), Müslümanların Hicri (1 Muharrem), bizim ise miladi-yi Hicri (1 Ocak + 1 Muharrem) olmak üzere iki yılbaşımız var.

Kimsenin fazla malında ya da yılbaşısında gözümüz yok.

Allah daha çok versin.

Ancak, bizim de herkes gibi niye tek bir yılbaşımız yok, ona takıyorum.

Hicri yılbaşında kendi çapımızda eylem yapıyoruz. 

Şimdi ise bir yılbaşı çılgınlığının altında ne kadar dirensek de eziliyoruz.

Çocuklarımız soruyor; O (1 Muharrem) ne idi, bu (1 Ocak) ne?

Cevap olarak “kendini Müslüman âleminin bir parçası hissedenlerinki 1 Muharrem, etmeyenlerinki 1 Ocak” desem, tam oturmuyor. 

Çünkü milyonlarca Müslüman da miladi yılbaşlarının belki de bilmeden tam göbeğinde yer alıyor. 

Aslında miladi ya da ne olursa olsun, insanların geride bıraktıkları bir yılın muhasebesini yaparak, gelecek yılın planlamasını yapmalarında bir beis yoktur.

Burada sıkıntı, yılbaşlarının Hristiyan âleminin Noel yortusu (25 Aralık) ile karıştırılarak ne idiğü belirsiz ve çoğunlukla gayri ahlaki kutlamaların yapılıyor olmasında. 

Aynı zamanda, gayrimüslimlerin yılbaşı adı altındaki bu kutlamalarının kültür emperyalizmi nev’inden Müslimlere dayatılmasında.

Yaklaşık bir aydır, medya aracılığı ile nereden ve nasıl türetildiği bilinmeyen “Noel Baba palavrası” çocuklarımızın körpe dimağlarına türlü şarlatanlıklar altında ilmek ilmek işleniyor.

En muhafazakârlarımızın evlerine kadar sihirli “şer kutusu” tarafından sokulmuş durumda.

Nerde ise Hızır (as)’dan beklenen yardımlar, Noel Baba’dan beklenir oldu.

Alışveriş merkezleri yarış halinde çılgın yılbaşı kampanyaları organize etmekteler.

Ben şahsen yılbaşı ile ilgili herhangi bir kampanya ya da başka bir etkinlik yapanların en azından kampanyalarına hizmet etmemek için, ürünlerini boykot ediyorum.

Kesilecek onca genç çam fidanı da cabası.

Bakıyorum da o meşhur gezicilerin veya diğer çarpık kılıklı çevrecilerin, kesilen onca ağaca ve ağaç olamadan boynu bükülen milyonlarca fidana çıtları çıkmıyor.

Bu tavır, mezkûr zevatın davalarında ne kadar samimi olduklarını göstermesi açısından manidardır. 

Çocuklarımızın Noel Baba masalları ile uyutulmasına daha ne kadar katlanmak zorundayız? Bilmiyorum.

Akla hayale gelmez sapkınlıkların yılbaşı eğlencesi adı altında gençliğimizi tüketmesine daha ne kadar seyirci kalacağız?

Onu da bilmiyorum.

Toplumları ayakta tutan en önemli faktörlerden birinin kendine has kültürünün varlığının olduğunu biliyorum.

Ancak bu sayede sağlıklı bireylerden ebed müddet bir devlet kurulabileceğini de biliyorum.

Yoksa bünyenizi ayıklamadan ecnebiden geleni olduğu gibi absorbe ederseniz, ayakta kalmanın mümkün olmadığına da eminim. 

Çünkü tarihte bunun yüzlerce örneği yaşanmıştır.

Meşru bir yılbaşı kutlaması için illa da şeriatın gelmesi şart mıdır?

Cevap arıyorum.

Son olarak, normal şartlarda insanın ömründen bir yılını daha tüketmesine üzülmek yerine çılgınca sevinmesi sizce de çok saçma değil mi?

Not: Siz değerli okurlarımdan yaklaşık iki ay boyunca geçirmekte olduğum bir rahatsızlık nedeni ile ayrı kaldığım için üzgünüm. Yüce Allah (cc)’tan bir daha böyle uzun süreli ayrılıklar yaşatmamasını dualarınızı vesile kılarak diliyorum.

Prof. Dr. İbrahim Bektaş Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle