Türkiye’nin terörden daha önemli meselesi
Kıymetli okurlarımın çoğu, Türkiye’nin terörden daha önemli bir meselesinin varlığını ima eden yazımın başlığını yadırgayacaklardır.
Şüphesiz, terör şu an hepimiz için en önemli sorun olarak görülüyor.
Gün geçmiyor ki şehit haberi almayalım ve şehit cenazelerinde kahrolmayalım.
İnsan olanlarımızın canının çok acıdığı da muhakkaktır.
İçinde bulunduğumuz konjonktürel konum ve etkili tarihi geçmişimiz, bizim yakamızı bırakmayacağı için, her devirde farklı da olsa bir belaya duçar olmak defterimize yazılmış. Bundan kaçışın bir yolu var. Dünya’da, Osmanlı’da olduğu gibi söz sahibi olmak. Bunu başardığımızda terör merör tarihe karışacaktır.
Eğer başaramazsak (Allah korusun), o zaman mevcut “trajediyi” yaşamaya devamdan başka çaremiz yok demektir.
Hal bu ise, bizim için terörden daha önemli mesele ne olabilir?
Koalisyon mu? İster CHP ile ister MHP ile kurulsun. Ancak seçime kadar işleri idare eder. Ben şahsen köklü icraatlar beklememekteyim. Kurulamaz ise, halk kararını verir ve layık olanı yeniden iktidara taşır.
Ekonomik göstergeler mi? Benim milletim ekonomik mekonomik göstergeleri oldum olasıya takmaz. Her durumda “çırasını yakar keyfine bakar”. Dolar tavan yapsın, avro çatı çaksın, altın çakılsın, enflasyon sıçrasın, zamlar hortlasın, onun için fark etmez. Çünkü O, kanaatkâr bir misyonun en cefakâr temsilcisidir.
Ermeni meselesi mi? Ermenilerin Avrupalı dostları sayesinde türettiği “Soykırım hikâyesi”, masala dönüşmek üzeredir. Artık Ermenilerin de inanmadıkları bu “Tarihi yalan”, araştırmacılara havale edilmek üzere. Bu durumda Türkiye’nin yıllardan beri ileri sürdüğü tez kabul edilebilir. Bu durumda soykırım dayatması da yerini makul bir anlaşmaya bırakabilir. Ermenilerin söz konusu emellerini gerçekleştirmek üzere kurdukları ASALA terör örgütü 70’li yıllarda canımızı çok yaktı ve özellikle yurt dışı temsilcilerimizi hunharca şehit etti. Dünya milletlerinin göstermelik de olsa ortaya koyduğu baskı sonucu varlığına son vererek PKK’ya katıldı. Şimdilerde PKK ile birlikte Türkiye’yi yıkmaya çalışıyor.
Ağustos sıcakları mı? Cehennem sıcaklarının yanında lafı bile edilmez. Hem öyle ya da böyle bir iki hafta içinde paydos.
Enerji Sıkıntısı mı? Nükleer santrallerimiz yolda. Yenilenebilir enerji kaynaklarımız devreye sokulmaya başlandı. HES ve termal enerji kaynaklarımızdan faydalanmaya başladık. Avrupa’nın enerji hatlarının anahtarını cebimize koymak üzereyiz. Bu gidiş devam ederse, enerjide yakın gelecekte şok bir sıkıntı ile karşılaşmayacağımızı düşünüyorum.
Eğitim Çıkmazı mı? Her devirde özellikle “sosyal demokrat” olmayan sosyal demokratların üzerinde en çok durdukları sorunumuz. Bu sorunu kökünden halletmek üzere kurulan Köy enstitüleri ile yetiştirilen “inkârcı” nesil, etkisini günümüze kadar sürdürse de, şimdilerde başka minval üzere örgütlenmektedir. Sağ siyasetçiler ise, solun bozduklarını düzeltmek ile meşgul. Ne ise “bu hamur çok su kaldır” diyelim ve bu meseleyi şimdilik noktalayalım.
Kıbrıs sorunu mu? Kıbrıs’la ilgilenenlere müjdeyi ben vereyim. Çiçeği burnunda Cumhurbaşkanı Sayın Mustafa Akıncı, meseleyi hal yoluna koymayı -ne pahasına olursa olsun- kafasına koymuş. Artık onun için dönüş yok. Geriye Türkiye’yi ikna etmek kalıyor. Bunca işi ve sıkıntısı arasında Türkiye konu üzerinde ne kadar verimli çalışabilir bilmiyorum. Her şey planlandığı gibi giderse, 2015’in sonunda veya 2016’nın başında Kıbrıs’ta bir referandum daha yapılabilir. Şimdilik bu kadarı ile iktifa edelim.
Peki, bunca sorun da değilse ki bana göre değil, o zaman terörden daha önemli sorunumuz nedir?
Terörden daha önemli ve en önemli sorunumuz, Yüce Kanun Koyucu’nun “Mü’minler ancak kardeştirler (Hucurât 10)” diyerek tesis ettiği “Birlik ve kardeşlik” meselemizdir.
Tarihimize göz gezdiren herkes görecektir ki, bizi hiçbir zaman ne yukarıda saydığımız meselelerimiz, ne de dışsal olaylar yıkmamıştır.
Bizi yıkan daima “kardeş kavgaları” ve “iç çekişmeler” olmuştur.
Bu konuyu ister İslam tarihi üzerinden, ister Türk tarihi üzerinden araştırın, ulaşacağınız sonuç farklı olmayacaktır.
Çoğunu bildiğinizden emin olduğum, konu ile ilgili diğer ayet ve hadisleri araştırmayı siz değerli okurlarıma bırakıyorum.
Ancak merhum Akif’in bir beyti ile hepimizi düşünmeye ve gereğini yapmaya davet ediyorum.
Girmeden tefrika bir millete, düşman giremez,
Toplu vurdukça yürekler, onu top sindiremez.

