Siz saldırdıkça millet sarılıyor!
On beş Temmuz niçin yapıldı?
Ak Parti’den ve Cumhurbaşkanından kurtulmak için.
Peki, sonuçta ne oldu?
Millet Ak Parti’ye ve Cumhurbaşkanına daha fazla bağlandı.
Solcular ve ulusalcılara yıllardır anlatamadığım şey tam da buydu.
Bir de buna hain darbeci taifesi katıldı.
Geçen yazılarımın birinde Ak Parti’den ve Erdoğan’dan kurtulmanın yolunu söylemiştim.
Bunun yegâne çaresinin “Erdoğan’dan daha fazla milletini sevmek ve Ak Parti’den daha çok millete hizmet etmek” olduğunu açık seçik anlatmıştım.
Ama görünen o ki, kimse benim uyarılarıma kulak asmamış.
Yıllardır “ordu göreve” sloganı ile bizim iktidar olma heveslisi solcularımızın, güçleri Ak Parti’ye bir türlü yetmemişti.
Bu işi, Avrupa destekli “Gezi komploları” ile denedilerse de başaramadılar.
O zamandan beri de “ciğer bekleyen kedi gibi” fırsat kolluyorlar.
Gelelim bu on beş Temmuz ihanet şebekesinin “darbecilik oyununa”.
Türkiye’de bugüne kadar yapılan darbelere, az çok -onaylamasam da- anlam verebilirim.
Örneğin 60’ta “laiklik elden gidiyor”, 80’de “faşizm ve komünizim geliyor”, 28 Şubat’ta da “irtica hortluyor” tehditleri gerekçe yapılarak, askerler göreve davet edildi.
Onlar da nazikçe(!) duruma el koydu.
Bu gerekçeler, uyduranlar adına bir nebze de olsa mantıklı olabilir.
Gerçekten de 1960 öncesi, CHP’nin 1950’ye kadarki laiklik başta olmak üzere “bütün kazanımlarının” elden gitme tehdidi (!) oluşmuştu.
Ezan tekrar aslına döndürülmüş, depoya çevrilen camiler ibadete açılmış, Kur’an okuma ve öğretme biraz daha serbest hale getirilmişti.
Bunlar bile Merhum Menderes ve iktidarının sonu için yeterli gerekçeyi(!) oluşturuyordu.
Öyle de oldu ve Merhum Menderes idam edildi.
60 darbesi ile elde ettikleri kazanımları millet ters çevirdi.
Ve tekrar milletin dediği olmaya başlayınca, 1970’ten sonra yeniden arayışa giren “o bildik darbeciler”, bu defa milleti sağ-sol, faşist-komünist gibi suni parçalara böldüler ve ortam oluşunca da “80 ihtilalini” dış güçlerin yönetiminde sahnelediler.
Allah, bu dönemden sonra “Merhum Özal’ı” milletin hizmetine sundu.
Çok geçmeden, Özal’ın İslami duruşundan gocunan “Batı ve işbirlikçileri”, Özal’dan kurtulmanın yollarını aradılar ve “zehirleyerek” onu da şehit ettiler (Gaybı ancak Allah bilir).
Sanırım 28 Şubat süreci herkesin malumudur.
Onu tekrar anlatmaya gerek yok.
Allah, 28 Şubat’tan sonra bu defa milletin hizmeti ile “Erdoğan ve ekibini” görevlendirdi.
Ak Parti ve Erdoğan’ın ülkeye hizmetleri dost düşman herkesçe gayet iyi biliniyor.
Başlangıçta, Ak Parti ve Erdoğan’ı “şirin” bulan Batı, emellerine bu yoldan ulaşabileceğini düşünerek, Ak Parti iktidarına “sessiz” kaldı.
Fakat Ak Parti, Erdoğan’ın liderliğinde Batılıların umduğunun aksine, ülkeyi batırmak yerine şahlandırmaya başlayınca, Batılılar bir süre daldıkları “rüya”dan uyanarak, Erdoğan ve ekibinden “kurtuluş reçetesi” aramaya başladılar.
İşte buldukları çare de “15 Temmuz’da arzı endam etti”.
Bu sefer de batılın Batılı temsilcileri “umduğunu değil bulduğunu yemek” zorunda kaldı.
Onların kurtulmak istediği “Erdoğan ve ekibinin” “popülaritesi” en az % 10 daha arttı.
Milletin desteği % 60’ları çoktan aştı.
Üstelik muhalefet de, Cumhurbaşkanının yanında yer aldı.
Sanırım 2017’de ilk “ Devlet Başkanımızı” da seçeceğiz.
Ee! Allah, Yüce Kitabımız’da buyurmuyor mu, “…Sizin için daha hayırlı olduğu halde bir şeyi sevmemeniz mümkündür. Sizin için daha kötü olduğu halde bir şeyi sevmeniz de mümkündür. Allah bilir, siz bilmezsiniz (Bakara 216)”.
Ve Hz. Peygamber (SAV) de “Sizin hayır bildiklerinizde şer, şer bildiklerinizde hayır vardır” diye asırlar öncesinden bizi uyarmamış mıydı?
Birlik ve beraberliğimizi koruduğumuz, hak ve hukuktan ayrılmadığımız sürece, daha çok hayırlar göreceğiz inşallah.
Yolumuz açık olsun…

